Kirli Kan

1

Yazar:

Kirli Kan - E K kitap kapağı
Kirli Kan kitap kapağı

Gökyüzü, sanki tüm kötülük bir araya toplanmışçasına kararırken; güneş yavaşça yerini aya devrediyordu. Etraf karanlığa bürünürken, kendilerinin görünmeyeceğine emin olan garip görünümlü insanlar büyük şatoda toplanıyordu. Görkemli binanın içi, boyunlarına astıkları pelerinin ipiyle süslenen insanlarla doluyordu. Soğuk duvarlar etten duvarlara dönüşürken, binanın içindeki garip hava gittikçe artıyordu. Ortam olabilirmiş gibi daha da soğuyordu. "Gerginim," diye mırıldandı bugünkü kalabalığın asıl toplanma sebebi olan genç adam. "Sakin ol, artık tam anlamıyla bir yetişkin olacaksın." Babası, Christian'ın omzunu sıktı destek olurcasına. "Buradan bir yere ayrılma ve sakin olmaya bak. Ben misafirlerimizi karşılayacağım." Adam oğluna son kez bakıp oradan ayrılmıştı. Christian -diğerlerine göre genç olan bu vampir-babasının yanından ayrılmasıyla gergince yerinde kıpırdandı. Elinin titremesini gizlemek istercesine önündeki bardağı kavradı parmakları. Bardağı dudaklarına dayayıp içindeki içeceğin boğazından akıp gitmesine izin verirken kulağının dibinde tanıdık, ince bir ses duydu. "Nasılmış bakalım doğum günü çocuğu?" Küçük kız kardeşinin sesini duyduğunda biraz olsun gerginliği gitmişti. Bunca kalabalığın arasında onu anlayabilecek birisini görmek onu rahatlatmıştı. "Gergin," diye mırıldandı Christian, kardeşine doğru dönerek. Helena, sarı ve uzun saçlarının yarısını tepeden bağlamış, solgun teninin üzerine özenle çizilmiş gibi duran gözlerini hafif bir makyajla ön plana çıkarmıştı. Beyaz teninin aksine, gözleriyle aynı rengi paylaşan kırmızı dudakları onu bir kadından çok büyüleyici bir şahesere dönüştürüyordu. "Ne oldu, daha bu sabah gayet rahattın?" Kardeşinin sorusuyla omuzlarını silkti genç adam. "Bir şey olmadı, sadece biraz korkuyorum." Bu cevap genç kızı epey şaşırtmış gibiydi. Hafif şaşkınlık, hafif de alay kokan bir sesle konuştu. "Nereye kayboldu o korkusuz Chris? Bana nutuk çekiyordun korkulacak bir şey yok diye, şimdi ne değişti abicim?" "Bir yere kaybolduğu yok. Hâlâ düşüncelerimin arkasındayım, alt tarafı kan içeceğim. Korkum kendim için değil; ya bir şeyler ters gider de Clara'ya zarar gelirse diye korkuyorum." Abisinin sözlerini anladığını belirtircesine kafasını salladı genç kız. Onu en iyi kendisi anlardı. "İşte ben de tam bu yüzden istemiyorum kendi törenimin olmasını. Sevdiğim adama zarar vermek istemiyorum." "Burada bana destek olman gerek, köstek değil!" Christian, gerginliğin getirdiği kızgınlığını sesine yansıtmaktan çekinmeden sertçe konuşmuştu. "Gerçekler bunlar Chris. Onu ısırdığın an geri dönüşü olmayacak." Christian, kız kardeşinin ne demek istediğini çok iyi anlıyordu ama yapacak bir şeyleri de yoktu. Bu tören olmak zorundaydı. Her 200 yaşına basan vampirin yapması gereken buydu. Bir insanı ısırıp onunla bağ kurmak zorundaydı.. "Bunu yapmak zorunda olduğumuzu biliyorsun Helena. Sen istesen de istemesen de iki gün sonra bu tören senin için de gerçekleşecek." Christian'ın sözleriyle Helena'nın gözleri öfkeyle parladı. Açık kan rengini andıran gözleri koyulaşırken dişlerini birbirine geçirdi. "Asla!" diye tısladı abisine doğru eğilerek. "Asla sevdiğim adama zarar vermeyeceğim, ölmek umurumda bile değil!" Son sözlerini söyledikten sonra kuralları çiğnemesini umursamadan büyük şatodan ayrıldı. Christian ise kız kardeşinin bu inatçı hallerini üzüntüyle izlemekle yetindi. Onu anlıyordu; ısırılma esnasında eğer işler ters giderse insan olan ölebilirdi, tıpkı anneleri gibi... Ancak onların hayatta kalması için bu gerekliydi. Helena ne kadar kabullenmek istemese de kan içmediği her saniye onun için işler daha da zorlaşacaktı, özellikle de doğum günü yaklaşmaya başladığı zaman. Helena, Christian'ı bıraktıktan kısa bir süre sonra şatonun içinde büyük bir tören başlamıştı. Vampir topluluğu, ortaya konmuş olan kürsünün etrafını çevrelemiş; dikkatli gözlerle olacakları izlemeye başladılar. Christian 200. yaş gününün başladığını bildiren çan sesiyle gergince nefes almış, geniş göğsünün daha da genişlemesine sebep olmu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku