Kırık Taç

Giriş

Yazar:

Kırık Taç - Aleyna Daşkıran kitap kapağı
Kırık Taç kitap kapağı

Karanlık sokağı, cılız bir lamba aydınlatmaya çalışıyordu. Hızlı adımlarla yürürken duyduğum tek şey, topuklu ayakkabılarımın sesiydi. Son yedi yıldır neredeyse her gün giymek zorunda olmama rağmen topuklulardan nefret ediyordum. Şu saçma imaj meselesi yüzünden ayaklarıma işkence etmek aptalca geliyordu. İşkence ettiğim tek şey onlar değildi. Saçlarımı da sürekli boyalı ve bakımlı tutmak zorundaydım. Eğer konuşabilselerdi, sürekli sarıya boyandıkları için bana küfrederlerdi. Temkinli ayak sesleri duyduğumda yavaşladım ama durmadım. Beynimi ayak seslerinin tanıdığım birine ait olmadığını bilecek kadar kullanabiliyordum. Yedi sene önceki ben olsa, arkadaşlarından birinin ona şaka yaptığını düşünecek kadar iyimser olurdu. Bazen o halimi özlüyordum. Fark edildiğini anlayan gizemli kişi de adımlarını yavaşlattı. Yere yansıyan gölgesinden, sağ kolunu bana doğru uzatmak üzere olduğunu görünce gözlerimi devirdim. Yanlış kişiye çatmıştı. Az önce verdiğim ve muhtemelen dünyanın mantıksız kararı yüzünden göbeğim müthiş derecede acıyordu. Bu beni daha da sinirli bir hale getiriyordu. Acıya alışık olduğumdan bu his beni sadece sinirlendirebiliyordu. Adam hamlesini yaptığı sırada yana çekilip uzattığı kolunu tuttum. Varlığını, yere düştüğünde fark ettiğim mendili görünce kahkaha atmamak için kendimi tuttum. Gerçekten, beni bayıltıp kaçırabileceğini falan mı düşünüyordu? “Bir acemiye denk geldiğime inanamıyorum,” derken ters çevirdiğim kolundan büyük bir hasar aldığına dair çatırtılar geldi. Adam bağırıp bana doğru bir hamle yapmaya çalıştı fakat yine başarısız oldu. Topuklu ayakkabılara az önce haksızlık etmiştim. Birine tekme attığınızda, sivri topuklar oldukça işe yarıyordu. Geriye doğru sendeleyen adamın yüzünde nefret dolu bir bakış belirdi. Elini cebine sokup tam da beklediğim gibi silahını çıkarttı ama ne yazık ki elinde fazla tutamayacaktı. Daha bir kez bile ateşleyemeden aldığı darbeyle silahı diğer köşeye fırladı. “Seni canlı götürecektim ama…” Acıyla duraksadı. “Şansını kaybettin.” Dışarıdan oldukça tatlı görünen çantamın içinden silahımı çıkarttım ve kafasına doğrultmadan hemen önce sadece canım istediği için adamın suratının ortasına bir yumruk indirdim. Tekrar karşılık vermeye çalıştı ama reflekslerim sayesinde hedefini tutturması neredeyse imkansızdı. Aldığı tek karşılık, yere düşmesini sağlayan bir darbe daha oldu. “Acemilerle dövüşmek hiç keyif vermiyor.” Sesimde sahte bir hayal kırıklığı vardı. “Sadece adetten olduğu için soracağım. Benden ne istiyorsun? Bir de şu klişe var, sakın hareket etme yoksa ateş ederim.” Sorunun cevabını zaten biliyordum. Karanlık dünyanın problemleri işte… Kim bilir bu adamın ya da patronunun babamla ne derdi vardı? “Baban…” Muhtemelen az önce burnunu kırmıştım. Hem kanıyordu hem yamulmuştu hem de canı acıdığı için zor konuşuyordu. “Ah, bu kadar yeterli.” Ona doğru biraz daha eğildim. “Kendini boşuna yormuşsun. Aramızda kan bağı bile yok.” Normalde bunu birine söylemek benim için ölüm fermanımı imzalamak olurdu. Fakat ölüler çok iyi sır tutabildiğinden problem olacağını sanmıyordum. Onu sağ bırakmak, sır vermemiş olsam dahi başımı ağrıtırdı. Tabii, bunun için can atmıyordum. Hatta sonrasında kusacağımı ve sabaha kadar baş ağrısından kıvranacağımı biliyordum. Adamın gözleri şaşkınlıkla açılırken bir anlığına burnunun acısını bile unuttu. “Baban kim o zaman?” Omuz silktim. Böyle umursamaz davranabilmeyi öğrenmek bile yıllarımı almıştı. Normalde sadece bu soru bile bende derin bir yara açardı. Yine açmıştı, eski günlerin özlemi hala damarlarımda bir zehir gibi dolanıyordu ama artık bunu yüzüme yansıtmamak benim için çok da zor değildi. “Diğer tarafta tanışırsınız.” Birkaç adım geriledim. Elbisemin kan olması da nefret ettiğim diğer şeylerden biriydi. Daha fazla uzatmamak için gözlerimi kapattım ve saniyeler içinde tetiği çektim. Artık bu adama dair hatırladığım son şey yüzündeki şaşkın bakışlardı. Onu öldüreceğimi tahmin bile etmemesi gerçekten acemi olduğunu gösteriyordu. Deneyimli biri olsa yarım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku