3. Dalga|Çöpçatan
Yazar: Gloriosa

Selammm✨ Belirli bir aradan sonra yine beraberiz🫂 Bu bölümde Rüzgar'ı kişilik olarak biraz daha tanıyacağızz🤏🏻🤏🏻 Keyifli okumalar🌸✨ Bölüm Şarkısı; 🎧Yüzyüzeyken Konuşuruz- Ne Farkeder 3. DALGA | ÇÖPÇATAN “Bazı karşılaşmalar yalnızca bir başlangıçtır; asıl hikâye sonrasında yazılır.” "Evet hocam. Ben Rüzgar Alp Karan" Sarp'ın hayallerini suya düşüren çocuk sınıfa girdiğinde oluşan sessizlik garip bir şekilde bozulmamıştı. Erdal hoca dahil sınıftaki herkesin onu süzüyor olmasını sorun etmezcesine tüm sınıfa inceden bir göz gezdirdi. Bende istemsizce onu süzdüm. Üzerindeki rahat tavır, soğuk yapısı ve yüzündeki kendinden emin ifade... Arkama dönüp çok sessiz ve yüzümdeki ufak alaycı gülümsemeyle "Sarp, hâlâ ayarlamamı istiyor musun? Şansımı deneyebilirim." dedim. Sarp "Ama ben böyle hayal etmemiştim. Kendimi kıza hazırlamıştım..." ağlarcasına çıkan ses tonuna gülmemek nerdeyse imkansızdı ama kendimi müdürün odasında bulmak istemiyordum. Newton'un bizim kendi aramızda bozduğumuz sessizliği tekrar bozarak "İstediğin yere geçebilirsin ders de birazdan biter zaten." demesiyle yapışmış olduğunu düşündüğüm yerden adım atarak cam kenarına doğru yürümeye başlamıştı. Önce biraz duraksar gibi oldu fakat kendinden emin adımlarla yürümeye devam etti. Bir adım, iki adım, üç adım... Ve tam olarak benim tapusunu aldığım sıranın yanında dikilmeye başladı. Gözlerinin içine, hayırdır? dercesine baktığımda "Çantanı çekmeye zahmet edersen oturacağım," Ardından yalnızca benim ve yüksek ihtimalle arkamdakilerin duyacağı şekilde cümlesini bitirdi. "Çöpçatan." Ne! Kahrolsun ki bizi daha doğrusu beni duymuştu. Sarp'a onu ayarlama eylemiminin onun tarafından duyulması şuan isteyeceğim sondan ikinci şeydi. Sondan birinci olan şey ise yanıma oturması yani hiç mi sıra yok koskoca sınıfta. Gözlerimin içine bakıyor, çantamı çekmemi bekliyordu. Erdal hoca dahil tüm sınıfın bize kitlediğini fark edince daha fazla dikkat çekmemek için tek kelime etmeden çantamı kendi arkama aldım ve oturmasına izin verdim. Maalesef ki... Tam yanıma otururken teneffüs zili çaldı. Erdal hoca çantasıyla birlikte sınıftan çıktığında herkes doğal yaşam alanı gibi kendi halinde takılmaya başladı ve ben bunu daha sonra dua etmek üzere rafa kaldırdım. Şuan ilgilenmem gereken daha büyük bir sorun vardı... Baya büyük... Bu çocuğun boyu kaçtı? Ya nesin sen dünyanın en uzun adamı Sultan Köse felan mı?? Düşüncelerimden sıyrılıp yanımdaki kişiye odaklandım. "Sen kimsin ve neden benim yanımda oturuyorsun?" Yüzündeki ifade değişmedi ancak tam olarak benim suratıma bakmaya başladı. "Sen kimsin ve neden bana karışıyorsun?" Pardon?? "Yani o kadar sıra varken neden burası?" Yüzündeki duvarı gevşetmiş alaycı olduğunu düşündüğüm bir ifade takınmıştı. "O kadar sıra varken mi? Etrafına bakmayı tam olarak ne zaman bıraktın? Yada daha doğru bir soru; gözlerin 11 numara olabilir mi?" Duyduğum tepkiyle yaşadığım şok anlıktı. Aynı saniyelerde etrafıma baktım teneffüste oldukları için bazı sıralarda oturan birileri yoktu ama bütün sıralarda çanta vardı... Sanırım şuan camdan atlamam gerekiyordu dakika bir gol bir... Dudaklarımı aralamış cevap verecekken kelimelerim çıkamadan kesildi. Sınıf başkanımız olan Duru sınıftan içeriye "Deniiizz!" diye bağırarak girdinde bakışlarım ona döndü. Sarı uzun saçları omuzlarından dökülürken elindeki Muazzez hocanın olduğunu düşündüğüm kitaplarda kollarının arasından dökülmüştü. Sınıfta ufak bir "Ay!" çılığı yankılanmış Duru kitapları yerden alıp öğretmen masasına koyduktan sonra yanımızda belirmişti. Bu sırada Rüzgar tek kelime etmeden olanları izlemiş uslu bir çocuk gibi durmuştu. Laf sokmadan. Duru yanımızda belirdiğinde kendini belli eden enerjisiyle "Selam gençlik ve hoş geldin yeni çocuk." demişti. "Hoş buldum" Duru konuşmasına devam etti "Muazzez hoca yeni çocuğun..." Derken konuşması Rüzgar'ın "Rüzgar. Adım Rüzgar, aslında söylemiştim ama olsun." demesiyle bölündü. "Ayy çok özür dilerim dilime dolanmış öyle. Tamam Rüzgar'ın kimle oturduğunu sordu bende Deniz de…