XIV. AMA TEK DEĞİL
Yazar: ✈︎ ✈︎

eyifli okumalar! XIV. AMA TEK DEĞİL Acı vardır, Tanrı'nın can yakıcı sözleri vardır Acı yoktur, Tanrı'nın can yakıcı sözleri yoktur. O vardı, ben yoktum. Ben vardım, o yoktu. Ama zihnimde dolaşıp duran tilki, her zaman benimleydi. Varlığı ensemde, sözleri zihnimin içinde benimle dans edip duruyordu. Gözlerimi kapattım, bana bakmaya devam eden Metin abiyi görmezden gelerek, yanından çekip giderek bahçeye çıktım. Sabahın erken saatleri olduğu için güneş daha doğmamış, rüzgâr hafifçe esiyordu. Başımı kaldırarak gökyüzüne baktığımda, derin bir nefes aldım. Yaşananları tam anlamıyla idrak edememiştim. En yakınım dediğim insanın kazığı, hâlâ sırtımda duruyordu. Unutmak istiyordum, ama olmuyordu. Sanırım, unutmanın bir çaresi yoktu. "İyi misin?" dedi arkamdan gelen ses. Dudaklarımı birbirine kenetledim. Uzun zamandır duymadığım, yabancı bir kelimeydi. Başımı salladım, ellerimle yüzümü sıvazlayarak gözlerimi açtım. "Bugün baya işimiz var. İkimiz umarım yetiştiririz." dediklerine bir cevap vermeyerek konuyu değiştirdim. "Hangisinden başlayalım?" dediğinde içeriye şahin modelinde bir araba geldi, gülümseyerek Metin abiye baktım. "Bir şey diyeyim mi? Bu araba kesin elimizde kalacak." dediklerine anlam veremeyerek güldüm. "Niye be? Korkmaya başlıyorum." "Tüplüdür şimdi, tövbe yarabbim. Patlamaz değil mi?" "Yuh, abart. İçine Rüzgar falan mı kaçtı Metin abi?i diye sordum. İlk burada çalışmaya başladığında, yanmaktan korktuğunu defalarca kez dile getirmişti ve her seferinde yanacak mıyız? diye sorup durmuştu. "Yoo, ben onun içine kaçtım." kahkaha attığımda, araba durdu, içeriden yaşlı zayıf bir adam elindeki tespihiyle beraber çıktığında, bastonundan destek alarak yürüdüğünü gördüm. Metin abi yanımda durdu. "Selamünaleyküm"dudaklarımı aralayacağım sırada Metin abi benden daha hızlı davrandı. Metin abi, rollenmiş miydi, yoksa bana mı öyle gelmişti! "Aleykümselam." dedi "Kim bakıyor buraya?" diye eklediğinde, "Ben." dedim. Gözlerine inanamayarak, beni kısaca süzdüğünde yüzümü buruşturmamak için kendimi zor tuttum. Hep aynı imalar, hep aynı insanlar. Buraya bir kadının baktığına neden inanmıyorlardı? Anlam veremiyordum. Bunu ilk defa yaşamıyordum. Ama her seferinde, sinirim kendini belli ediyordu. İnanmayan gözleri hâlâ yerini korurken, karnıma kramp girdi. Aptal yaşlı! Pis yaşlı! Neyse. Sakin ol, Rüya. "Ağabeyi de benim." dedi Metin abi, bakışlardan rahatsız olduğumu anlayarak. Bakışlarına bir cevap vermedim, "Şikayetiniz nedir?" diye sordum soğuk bir sesle. "Bu araba gaz yemiyor. Rampada bayılıyor, düz yolda giderkende de habire silkeliyor. Bi baksanız mı evlatlar, acelem var. LPG kokutuyor galiba." Zihnim, meşguldu. Dediklerinin birçoğunu anlamamıştım. Anladığım tek kokutuyor olmasıydı. "Bakarız şimdi, değil mi Metin abi?" dedim tek nefeste. "Evet, hallederiz." Adam beyaz kaşlarını çatarak bize bakmaya devam ettiğinde, Metin abi atölyeye doğru gitmiş ve beni bu adamla bırakmıştı. Korkunç. "Yaşın kaç senin?" diye sordu adam. "On yedi de, ne yapacaksınız yaşımı?" "Usta olup olmadığını anlamaya çalışıyorum." gözlerini kıstı. "Şu ana kadar tüm arabaları, tamir edip sahibine teslim edecek kadar ustayım." Bir şey demedi. Kısa bir süre sonra Metin abi, elinde çantayla dışarıya gelmişti. Çantayı yere bıraktığında, hiçbir şey almadım sadece çantanın içinden anahtarı aldım. "Siz, köşede bekleyin. Bittiğinde haber vereceğiz." dedi Metin abi otorite bir sesle. Onu bu kadar ciddi görmeye alışık değildim. Yaşlı adam onu dinlemeyerek, ellerini göğsünde birleştirdi. Metin abi bu sefer kaşlarını çattı, "Hacı, senin memleket ne?" diye sordu. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdığımda, "Ofluyum." dedi adam. Metin abi ıslık çaldı, kulağıma yaklaşarak. "Arabasını yakarsak, adam bizide yakar vallahi." gözlerimi irice açtığımda, "Metin abi, neden sürekli yakıcağız diyip duruyorsun? Hayatımda hiç araba yakmadım. Hatta bir babam var, o da yakmadı. Hatta ve hatta bir çırağım var.O da yakmadı." "Ne oluyor ula!" dedi yaşlı adam. "Hiç, amca." dedi Metin abi." "A…