XII. VAR OLDUĞUM HER BİR DUYGU
Yazar: ✈︎ ✈︎

Bölüm görselleri

XII. VAR OLDUĞUM HER BİR DUYGU. Var olduğum her bir duyguyu kaybederken bulmuştum kendimi. Yoksa benliğim hala benimle miydi? Beni ben yapan bu duygulardan uzaklaşmak bir nevi kendimi kaybetmeme neden oluyordu. Duygularımı saklamam ve onları görmezden gelmek benliğime uymuyordu. Çok konuşan, gülen, ağlayan ve tüm duygularını iliklerine kadar yaşayan biriyken ne olmuştu da kendimi kalpsiz ve duygusuz biri olarak görüyordum? Bu duygu nasıl geçerdi? Bilmiyordum. Bildiğim tek şey kendimi ararken defalarca kaybetmiş olduğumdu. Peki insan kendini kaybeder miydi? Ne yazık ki onu da bilmiyordum. Ama kendimi defalarca kez kaybetmiş olduğumu ve sayamayacağım kadar çok olduğunu görüyordum. Ama sonunda bulmuştum. Ve bulduğum kişi var olduğum her bir duyguya aykırıydı. Zamanla bulduğum kişiden kaçmaya kendimden nefret ettirmeye çalıştım. Çalıştıkça daha da bağlandım. Hayatın bana oynadığı bu kumara bağlanmıştım. Kaçmaya bağlandım, sevmekten uzaklaştım. Ve hiçbir şey yapmadan değişimimi uzaktan izledim. "Kankacığım." diye tekrar ettiğinde sinirle gözlerimi kapatarak ellerimi yumruk yaptım. Sinirlerime hakim olmaya çalıştım. Ama dudaklarımın arasından çıkan kelimelere engel olamadım. "Ne istiyorsun benden şerefsiz! Yok yani, ne yaptım sana? Anlamıyorum. Tüm neden Rüzgar Sanca mı? Babamın zoruyla aynı işteyiz. Defalarca kez kovdum. Ama her seferinde babamdan azar yedim. Anlıyor musun? Uzaklaş benden. Aynı şekilde Rüzgar'dan da. İğrençsin. O ise senin aksine iyi biri. Sadece kendi kafanda onu o kadar büyüttünki bunu bana da yansıttın. Senin yüzünden! Öyle sandım!" Her gün usanmadan bana Rüzgar’ı kötülemişti ve ondan nefret edene kadar her bir kelimeyi göğsüme saplamıştı. Hayran olduğum biriyken, bir anda tüm hayranlığım nefrete dönüşmüştü. Bununda nedeni sadece Ali’ydi. Ondan nefret ediyordum. Hem de iliklerime kadar. "Seni." dedi gülerek. "Gülme! Ne demek seni istiyorum ya. O kadar şey dedim. Sadece söylediğim hatta söylediğimi bile hatırlamadığım sorumu mu cevaplıyorsun? Aptal geri zekâlı! Ne istiyorsun söyle!" Gözlerimi kapattım, Rüzgar’ın yerde kıvranarak yattığını gördüm. Korkuyla tekrardan açtım. Şahit olmak istemeyeceğim kadar korkunç bir andı. Ve Rüzgar bunu yaşamıştı. Gözlerimi tekrardan açtım. "Her şeyi mektupta açıkça anlattığımı düşünüyordum." sesi, söylediği her bir kelime midemi bulandırıyordu. "Kes! Neden bunu yapıyorsun? Derdini söyle bana. Senin çocuksu hareketlerinle uğraşacak ne bir zamanım ne de vaktim var. " annemi uyandırmamak için ses tonumu kıstım. Tekrardan gülüşü kulağımı tırmaladığında, yatağa oturdum. "Aptal kes sesini kes! Gülme diyorum sana gülme! Midemi bulandırıyorsun. Anlamıyor musun sen? Kıt mısın? Ya da sorunlu falan mısın? Amaç ne ha?" İnatla benimle dalga geçmeye devam ediyordu. Tüm sinirlerimi altüst etmeyi başarabilmişti. "Amacım Rüzgar Sanca!" adını duyar duymaz gözlerimi kapattım. Başımı yukarı kaldırıp tavana baktım. Sustum. Düşüncelerin beni ele geçirmesine izin verdim. "Şimdi, beni dinliyorsun." dedi iğrenç tınıyla. "Rüzgar Sanca'nın canını yakacaksın. Benim canımı yaktığı gibi yakacaksın! Yakınlaşmayacakın. Tüm sözlerini en derine saplayacaksın." Benim yüzümden babasından onca dayak yemişken, gelip onun canını mi yakacaktım? Bu kadar güçlü değildim. Hem de hiç değildim. Bir daha benim yüzümden üzülmesine sözlerimle onu parçalamak istemiyordum. Başını iki yana salladım. Yapamazdım, yapmamalıydım da. Telefonu daha sert tuttum. Ellerimden düşmesine izin vermedim. "Hatta yarın iş yerine geleceğim ve bizi görecek." güldü. İş yerine geldiğinde olacakları tahmin bile etmek istemiyordum. Birbirlerini yiyeceklerdi ve kavga edeceklerdi. Daha doğrusu Ali dayak yiyecekti. "Aptal, sence biz diye bir şey mi var? Arkadaş olarak seni gördüğümü düşünmüyorsun değil mi? Midemi bulandırıyorsun midemi! Hem senin canın dayak mı çekti tekrardan? " "Ben de seni seviyorum dostum." "O dostum dediğin ağzına sıçarım. Aptal gerzek. Uza. Benden de sevdiklerimden de." öfkeyle söylediğim kelimeleri düşünmek istemiyordum. Hakkediy…