KIRIK KONTAK
Yazar: ✈︎ ✈︎

Keyifli okumalar! Yorum ve takip etmeyi unutmazsanız çok sevinirim❤️ KIRIK KONTAK ⚙️ Dünya ikiye ayrılırdı. Masumlar ve suçlular. Ama her zaman insanların ensesinde olan günahkarlar da bizimleydi. Dağınık küçük bir odada genç bir kız uyuyordu. Hayatında yaşanan her olaydan bağımsızdı. Ama mutlu olması, hayatta ki tek sığınaydı. Bazı insanların sığınabileceği bir yer olmazdı. Rüzgar gibi. Onlar bu hikayenin, günahkarı ve suçlusu olurdu. Kendi yarattığı kaosa bakıyor ve bundan oldukça zevk alıyordu. Hayatta istediği her şeye sahipti ama bir kişinin sevgisine asla ulaşamıyordu. "Daha sert vurun." dedi oturduğu sandalyeye biraz daha yayılarak. okulun en popüler dört kişilik erkek grubu, basketbol sahasında kilolu bir erkeği sıkıştırmıştı. Rüzgar emri verir, arkadaşları itaat eder. Hayır, hiçbir zaman arkadaş olarak görmemişti. Göremezdi de. Masumlar, günahkarlar ve suçlular. Rüzgar, gülümseyerek yerde acıyla kıvrılan çocuga bakıyordu. Kilolu çocuk ne bağırıyor ne de karşı çıkıyordu. Tanıdık geliyordu. "Babandan dayak yediğinde, annende böyle seyrediyor muydu Rüzgar Sanca! " Unutmayın, her varlık bir günahkardır. Rüzgar, duyduklarını bir an idrak edemez. Bu lafları kimse söylemeye cesaret edemezken, hangi akılla bunları söyleyebiliyordu! "Sen ne diyorsun lan!" dedi Rüzgar'a en bağlı olan arkadaşı. Rüzgar'ın yüzünde ki gülüş tamamen kesilmişti. Ayağa kalktı yavaş ve sert adımlarla. Normalde kavgaya karışan biri değildi. Ama bu sözler, ne kadar inkar etse bile canını yakmayı başarmıştı. Bir şey demedi. Diyemedi. Bir yumruk savurdu, kilolu çocuğa. Sesler susmadı. Bir yumruk daha savurdu. Ama o sesler hiçbir zaman susmak bilmedi. Masumlar ve Günahkarlar. "Çocuklar!" gelen ses, arkadaşlarının korkuyla çekilmelerine neden olurken, Rüzgar sesleri duymuyordu. " Burada ne yapıyorsunuz? Rüzgar bırak çocuğu!" müdürün sesi tüm basketbol sahasında yankılanmışken, Rüzgar zar zor başını kaldırdı. Son kez yerde yatan kilolu çocuğa bakarken, "Odama gel, Rüzgar." dedi müdür sert bir şekilde. Orta kilolu ve kısa boylu bir müdürleri vardı ve tam anlamıyla bir paragözdü. Suçlular ve günahkarlar. ⚙️ "Paşamız bugün okulda biriyle kavga etmiş!" dedi Rüzgar'ın babası. Rüzgar başını yemeğinden kaldıramadı. Korkuyordu. Annesinin onu koruyacak güçte olmadığını biliyordu. Kızgın değildi. "Aşkım, tek taraflı mı sanki! Kışkırtılmış oğlumuz." "Evet! Tek taraflı. Kavga etmiş demek ayıp olur, dövmüş çocuğu!" babasının öfkeyle söyledikleri gerilmesine neden oluyordu. Sesini çıkaramadı. Gözlerinin önüne kilolu çocuk geldi. Ne kadarda tanıdık değil mi rüzgar? Annesinin hayal kırıklığı ile bakan gözlerini üzerinde hissedebiliyordu. Annesinede bakmadı. "Rüzgar?" aynı tepki ve üzüntü. Elinde ki çatalı masanın üzerine bıraktı. ayağa kalkıp gidecekti ki, "bu yaz, öyle yurtdışı tatilleri yok bu çocuğa." babasının sesiyle duraksadı "Çalışacak." diye ekledi. babasına doğru yavaşça döndü annesine bakacak yüzü kendinde bulamadı. "tamam baba, çalışırım şirketinde." dedi en sonunda rüzgar. babasının gözünde alaylı bakışı gördüğünde kaşlarını çattı. "Ay evet oğlum , çalış şirkette." diye onayladı annesi. Hâlâ annesine bakmıyordu. "Şirket?" babasının sorarcasına dediklerini midesini bulandırmayı başarmıştı. "Şiddet yanlısı birini ölsem şirketime almam!" Ne? "Aşkım, ne diyorsun sen?” "Senin kopyanım baba." Babası, denilen hiçbir şeyi umursamadan, "Arkadaşımın tamirhanesi var, orada çalışacak!" dedi. "Ama-" denilen hiçbir şeye kulak asmadan kalkıp, "Son sözüm bu! Başka hiçbir şey duymak istemiyorum!" dedi kükrercesine.