Kırık kanatlar

Birlikte geçen ilk g

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

29 Geçmiş – Birlikte Geçen İlk Gün “Çünkü öylesin.” Arnold’un bu sözlerinden sonra ikisinin arasına kısa bir sessizlik çöktü. Seraphine uzun zamandır ilk kez kendisini bu kadar rahat hissediyordu. Onun yanında “Işığın Tanrıçası” olmak zorunda değildi. Sadece… Seraphine olabiliyordu. Tam o sırada tapınağın avlusundan telaşlı bir ses yükseldi. “Tanrıçam!” Genç bir rahibe koşarak yanlarına geldi. “Nehir kıyısındaki köprü çökmüş. Yaralananlar var.” Seraphine’nin gülümsemesi kayboldu. “Kaç kişi?” “Kesin sayıyı bilmiyoruz.” Hiç düşünmeden yürümeye başladı. Arnold da onunla birlikte ilerledi. “Bana da ihtiyacınız olacak.” Seraphine ona döndü. “Bu senin görevin değil.” Arnold sakin bir ifadeyle cevap verdi. “İnsanları korumak benim görevim.” “Yaralıları iyileştirmek de seninki.” “Öyleyse birlikte daha hızlı oluruz.” Seraphine birkaç saniye ona baktı. Sonra hafifçe başını salladı. “Teşekkür ederim.” ⸻ Köprüye ulaştıklarında ortalık tam bir karmaşa içindeydi. Yıkılan taşlar yolun büyük kısmını kapatmıştı. Bazı insanlar sıkışmış, bazıları ise nehir kenarında yaralı hâlde bekliyordu. Arnold hiç vakit kaybetmeden askerlerine emir verdi. “Önce çocuklar!” “Taşların altını dikkatlice kaldırın!” “Kimse acele etmeyecek!” Sesi kararlıydı. Kimse emrini sorgulamadı. Seraphine ise diz çökmüş, yaralı bir kız çocuğunun kolunu iyileştiriyordu. Altın ışık avuçlarından yavaşça yayılıyor, küçük kızın acısı birkaç saniye içinde dinmeye başlıyordu. Arnold, yaşlı bir adamı taşların altından çıkarırken istemsizce ona baktı. Seraphine’nin yüzünde büyük bir dikkat vardı. Her yaralıya aynı sabırla yaklaşıyor, hiç kimseyi aceleyle geçiştirmiyordu. Arnold’un aklından bir düşünce geçti. “Şimdi anlıyorum…” “İnsanlar neden ona bu kadar güveniyor.” Saatler sonra son yaralı da güvenli bir yere taşındığında güneş batmaya başlamıştı. Turuncu ışık, nehrin yüzeyinde parlıyordu. Seraphine yorgun bir nefes verdi. Arnold yanına yaklaştı. “Bugün yüzlerce kişiye yardım ettin.” Seraphine hafifçe gülümsedi. “Sen de öyle.” Arnold başını iki yana salladı. “Ben sadece birkaç kişiyi taşıdım.” “Sen ise onların acısını dindirdin.” Seraphine nehre doğru baktı. “Biliyor musun?” “Bazen iyileştiremediğim insanlar da oluyor.” Arnold sessizce onu dinledi. “O zaman kendimi çok güçsüz hissediyorum.” Arnold birkaç saniye düşündü. Sonra eğilip yerde duran küçük, beyaz bir kır çiçeğini aldı. Seraphine’ye uzattı. Genç kadın şaşkınlıkla çiçeğe baktı. “Bu da ne?” Arnold omuz silkti. “Hatırlatıcı.” “Neyin?” “Bugün kurtardığın insanların seni her zaman hatırlayacağını.” “Herkesi kurtaramayabilirsin.” “Ama kurtardıkların için sen, bütün dünyasın.” Seraphine çiçeği iki eliyle dikkatlice aldı. Sanki çok değerli bir hazineymiş gibi. Yüzünde yumuşacık bir gülümseme belirdi. “Hayatımda bana verilen en anlamlı hediyelerden biri olabilir.” Arnold hafifçe güldü. “Sadece bir kır çiçeği.” Seraphine başını salladı. “Hayır.” “Onu veren kişinin düşüncesi yüzünden çok değerli.” Arnold’un yanaklarında belli belirsiz bir kızarıklık oluştu. Bunu fark eden Seraphine de istemsizce gülümsedi. İkisi de bakışlarını başka yöne çevirdi. Akşam rüzgârı nehir boyunca eserken, aralarındaki sessizlik bu kez bambaşka bir anlam taşıyordu. Ve kader, onları fark ettirmeden aynı yola doğru adım adım yaklaştırıyordu. —- Aradan yaklaşık iki ay geçmişti. Kuzey dağlarına yılın ilk karı düşmüştü. Tapınağın geniş bahçesi ince beyaz bir örtüyle kaplanmış, ağaçların dalları sessizce eğilmişti. Seraphine, elinde kalın bir kitapla bahçedeki taş bankta oturuyordu. Bugün ilk kez birkaç saatliğine hiçbir hastası yoktu. Nadir bulunan bir sessizlikti. Tam kitabını açmıştı ki uzaktan tanıdık nal sesleri duyuldu. Başını kaldırdığında siyah atından inen Arnold’u gördü. İstemsizce gülümsedi. “Komutan Arnold.” Arnold yaklaşırken hafifçe eğildi. “Tanrıça.” Seraphine kaşlarını kaldırdı. “İki aydır görüşüyoruz.” “Hâlâ bana böyle mi hitap edeceksin?” Arnold’un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “Alışkanlık.” “Öyleyse ben de sana ‘Komutan Arnold’ d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku