Beklenmeyen muhafiz
Yazar: Sıla Dursun

24 Bölüm – beklenmeyen muhafız Gece, kuzey topraklarının üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Şatonun koridorlarında yalnızca duvarlardaki meşalelerin cılız ışıkları dans ediyor, nöbetçilerin ayak sesleri uzaklardan yankılanıyordu. Veronica, koyu renk bir pelerin giyerek odasının kapısını sessizce araladı. Koridorun sonunda Andrew onu bekliyordu. Her zamanki siyah pelerini omuzlarına düşüyor, yüzündeki sakin ifade karanlıkta bile değişmiyordu. İkisi de konuşmadan yürümeye başladı. Şatonun kullanılmayan batı kanadına geldiklerinde Andrew durdu. Duvarın önündeki eski meşaleyi hafifçe çevirdi. Derinlerden gelen taş sürtünme sesi koridora yayıldı. Veronica şaşkınlıkla geri çekildi. Duvarın bir kısmı yavaşça yana kaymış, arkasında aşağı doğru inen dar bir taş merdiven ortaya çıkmıştı. “…Gerçekten varmış.” Andrew elindeki feneri yaktı. “Kraliyet ailesinin acil durumlarda kullandığı gizli geçitlerden biri.” Merdivenlere ilk adımı attı. “Dikkatli ol.” Veronica sessizce onu takip etti. Taş basamaklar nemliydi. Aşağılara indikçe hava serinliyor, eski taşların kokusu ağırlaşıyordu. Uzaktan damlayan suyun sesi duyuluyordu. Yaklaşık on dakika yürüdükten sonra tünel genişledi. Duvarlarda yüzlerce yıllık işlemeler vardı. Kanatlarını açmış melekler… Kılıç tutan şövalyeler… Ve ortasında tek göz bulunan siyah güneş sembolü. Veronica istemsizce durdu. “Bu sembol…” Andrew da baktı. “Kehanet kitabındakiyle aynı.” Veronica parmaklarını sembole uzattı. Tam dokunacağı sırada Andrew bileğini nazikçe tuttu. “Hayır.” Veronica ona baktı. “Neden?” “Ne olduğunu bilmiyoruz.” Bir an sessizlik oldu. Veronica elini geri çekti. Tam yeniden yürümeye başlayacakları sırada… Tık… Çok hafif bir ses duyuldu. İkisi de aynı anda arkalarını döndü. Koridor bomboştu. Andrew’un eli istemsizce kılıcının kabzasına gitti. “Burada yalnız değiliz.” Veronica’nın kalbi hızlandı. Fenerin ışığı taş duvarlarda dolaşıyor ama hiçbir şey görünmüyordu. Birkaç saniye sonra yürümeye devam ettiler. Koridorun sonunda devasa bir demir kapı yükseliyordu. Kapının üzerine eski dilde tek bir cümle kazınmıştı. “Sessiz olan gerçeği duyar.” Kapının tam ortasında ise kanat şeklinde iki oyuk bulunuyordu. Veronica haritayı çıkarıp dikkatlice inceledi. “Haritada burası işaretlenmişti.” Andrew kapıyı itti. Kıpırdamadı. Tekrar denedi. Yine açılmadı. “Kilidi içeriden farklı bir mekanizmayla kapanmış.” Veronica oyuklara baktı. “Sence bunlar…” Cümlesini tamamlayamadan cebindeki kehanet kitabı hafifçe titremeye başladı. Kitabı çıkarınca kapağındaki çatlak yeniden altın rengi ışık saçtı. Ardından daha önce boş olan ikinci sayfada yeni kelimeler belirdi. “Kapıyı güç değil, miras açar.” Veronica cümleyi yüksek sesle okudu. Andrew düşüncelere daldı. “Miras…” Birden aklına bir şey gelmiş gibi cebinden küçük gümüş bir kolye çıkardı. Kolyesinin ucunda kanat şeklinde eski bir arma vardı. “Bu, babamın bana bıraktığı tek eşya.” Andrew kolyeyi kapıdaki oyuklardan birine yerleştirdi. Tam oturdu. Fakat ikinci oyuk hâlâ boştu. Kapı sessiz kaldı. Veronica’nın eli istemsizce boynuna gitti. Doğduğundan beri taşıdığı, annesinden kalan küçük beyaz kristal kolye… Üzerindeki desen, kapıdaki ikinci oyuğa şaşırtıcı derecede benziyordu. Andrew da kolyeye baktı. İkisi bir an göz göze geldi. “Denemeliyim.” dedi Veronica. Tam kolyeyi çıkarmak üzereyken… Koridorun derinliklerinden ağır bir ayak sesi yankılandı. Tak… Tak… Tak… Sanki biri, karanlığın içinden onlara doğru yavaşça yaklaşıyordu. Andrew bir adım öne geçerek Veronica’nın önünde durdu. Kılıcını çekti. Fenerin ışığı, karanlığın içinde uzun siyah bir silueti aydınlatmaya başladı. Fakat yüzü hâlâ seçilemiyordu. Bölüm – Beklenmeyen Muhafız Koridor yeniden sessizliğe gömüldü. Yalnızca ağır adımların yankısı taş duvarlardan geri dönüyordu. Tak… Tak… Tak… Andrew, Veronica’nın önünde durmaya devam etti. Kılıcının ucu karanlığı gösteriyordu. “Arkama geç.” Veronica hiç itiraz etmeden bir adım geri çekildi. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki, bunu koridorun bile duyabileceğini düşündü. Feneri…