Kırık kanatlar

Tatlı bir trip mesel

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 22- tatlı bir trip meselesi Veronica rüyanın etkisinden uzun süre çıkamadı. Elini yanağına götürdü. Sanki o sabah güneşi, o göl ve Andrew’un sıcak gülümsemesi hâlâ zihnindeydi. “…Dünya sen gülümsediğinde daha güzel görünüyor…” Bu cümle aklına gelir gelmez kulaklarına kadar kızardı. “Ne biçim rüyaydı bu…” Kendi kendine söylenerek yatağından kalktı. Hazırlanıp yemek salonuna indiğinde Andrew çoktan yerine oturmuştu. Her zamanki gibi sessizdi. Elindeki fincandan yavaşça bir yudum aldı. Veronica onu görünce istemsizce rüyadaki hâli gözünün önüne geldi. Kanatlı Andrew… Gülümseyen Andrew… Ve kulağına çiçek iliştiren Andrew… Bir anda utancından bakışlarını kaçırdı. Andrew bunu fark etti. “Günaydın.” Veronica cevap vermedi. Sessizce yerine oturdu. Andrew kaşını hafifçe kaldırdı. “…Günaydın?” Veronica bu kez çok kısık bir sesle mırıldandı. “Günaydın…” Ama hâlâ ona bakmıyordu. Kahvaltı boyunca Andrew ne zaman konuşsa Veronica ya tabağıyla ilgileniyor ya da pencereden dışarı bakıyordu. Andrew fincanını masaya bıraktı. “Bana mı kızgınsın?” Veronica hemen başını çevirdi. “Hayır.” Sesi o kadar hızlı çıkmıştı ki, söylediğine kendisi bile inanmadı. Andrew birkaç saniye onu izledi. “Öyle görünmüyor.” Veronica dudaklarını büzdü. “Öyle görünüyorsa yapacak bir şey yok.” Andrew’un kafası iyice karışmıştı. “Dün akşam bir şey mi oldu?” “Olmadı.” “Emin misin?” “Çok eminim.” Veronica bunu söylerken hâlâ gözlerinin içine bakmıyordu. Çatalıyla tabağındaki küçük ekmek parçasını gereksiz yere ikiye bölüyor, sonra tekrar birleştiriyordu. Andrew istemsizce bu hâlini izledi. Bir süre sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Veronica bunu görünce hemen ona baktı. “Neden gülüyorsun?” Andrew sakinliğini korumaya çalıştı. “Çünkü…” Bir an durdu. “Trip atmaya çalışırken bile çok tatlı görünüyorsun.” Veronica’nın gözleri bir anda büyüdü. “Ben… ben trip atmıyorum!” Andrew’un gülümsemesi bu kez biraz daha belirginleşti. “Öyle mi?” “Evet!” Veronica kollarını göğsünde birleştirip başını diğer tarafa çevirdi. “Konuşmayacağım seninle.” Andrew birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra, neredeyse fısıltı kadar alçak bir sesle, “Peki.” diye cevap verdi. Fakat yüzündeki o belli belirsiz gülümseme kaybolmadı. Veronica bunu görünce yanakları yeniden kızardı. “Bir de hâlâ gülümsüyor…” diye kendi kendine söylendi. Andrew onun mırıldandığını duymuştu ama hiçbir şey demedi. İçinden yalnızca tek bir düşünce geçti. Demek güldüğümde gerçekten bu kadar utanıyor… Ve uzun zamandır ilk kez, yemek salonundaki soğuk hava Veronica’nın küçük sitemleri sayesinde biraz olsun ısınmış gibiydi. —-

Bölümün tamamını WritePad'de oku