Kırık kanatlar

Başkentin kapıları

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 20 – Başkentin Kapıları İmparatorluk muhafızlarının kafileye katılmasıyla yolculuk yeniden başladı. Artık en önde gümüş zırhlı şövalyeler ilerliyor, Kuzey’in muhafızları ise at arabasını iki yandan koruyordu. Veronica perdeyi hafifçe aralayarak dışarı baktı. “Gerçekten bu kadar tehlikeli olabilir mi?” Andrew gözlerini kapatmış, koltuğuna yaslanmıştı. “Bilmiyorum.” “Fakat İmparator gereksiz yere asker göndermez.” Yolculuk iki gün daha sürdü. Kuzey’in karlı dağları geride kalırken manzara yavaş yavaş değişmeye başladı. Geniş ovalar… Altın sarısı buğday tarlaları… Kalabalık köyler… Ve ticaret yollarında durmadan ilerleyen arabalar… Veronica gördüğü her şeyi hayranlıkla izliyordu. Kuzey’in sessizliğinin aksine burada hayat hiç durmuyordu. Öğleden sonra ufukta devasa taş surlar belirdi. Veronica’nın nefesi kesildi. “…Başkent.” Şehrin çevresini saran yüksek duvarlar kilometrelerce uzanıyordu. En ortada ise gökyüzüne yükselen beyaz saray bütün ihtişamıyla görülüyordu. Altın kubbeleri güneş ışığında parlıyor, sayısız kule gökyüzüne uzanıyordu. Şehrin ana kapısına yaklaştıklarında kalabalık daha da arttı. Tüccarlar… Soylular… Şövalyeler… Her tarafta insanlar vardı. Kuzey Dükü’nün siyah bayrağını gören muhafızlar hemen yolu açtı. “Yol verin!” “Kuzey Dükü geliyor!” Kalabalık iki yana çekildi. Fısıldaşmalar kısa sürede yayıldı. “Gerçekten o mu?” “Kuzey’in Canavarı…” “Yanındaki kadın kim?” “Eşi olmalı.” “İlk kez görüyorum.” Veronica bu sözleri duydukça omuzları gerildi. Andrew bunu fark etti. Hiç kimsenin dikkatini çekmeyecek kadar sessiz bir sesle konuştu. “Onları dinleme.” Veronica başını hafifçe çevirdi. “Alışırım.” Andrew kısa bir bakış attı. “Alışmanı istemiyorum.” “Başkalarının ne düşündüğü seni değiştirmesin.” Veronica, bu beklenmedik sözler karşısında birkaç saniye konuşamadı. Araba, başkentin merkezine doğru ilerlemeye devam etti. Taş döşeli geniş caddeler, rengârenk dükkânlar ve görkemli konaklar birbiri ardına geçiyordu. Sonunda imparatorluk sarayının önüne ulaştılar. Devasa demir kapılar yavaşça açıldı. Avluda çoktan onlarca asilzade toplanmıştı. Farklı dükalıkların armalarını taşıyan arabalar peş peşe dizilmişti. Andrew arabadan indi. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ardından Veronica’ya elini uzattı. Veronica hiç tereddüt etmeden elini onun avucuna bıraktı. Arabadan iner inmez avludaki konuşmalar bir anda kesildi. Yüzlerce göz aynı anda onlara çevrildi. Merak Şaşkınlık Ve bazı bakışlarda açıkça görülen küçümseme… Veronica derin bir nefes aldı. Andrew elini yavaşça bıraktı. Tam o sırada avlunun diğer ucundan alaycı bir alkış sesi yükseldi. “Demek sonunda geldin, Andrew.” Kalabalık iki yana açıldı. Uzun boylu, koyu kestane saçlı bir adam ağır adımlarla onlara doğru yürüyordu. Üzerindeki lacivert üniformanın omzunda altın işlemeli ejderha arması vardı. Yüzünde kibirli bir gülümseme taşıyordu. Andrew’un bakışları buz gibi oldu. “Lucien.” Adam gülümsemesini genişletti. “Uzun zaman oldu.” Sonra gözlerini Veronica’ya çevirdi. Onu baştan aşağı süzdü. “Demek meşhur düşes bu.” Andrew tek bir adım öne çıktı. Veronica ile Lucien’in arasına girerek görüşünü tamamen kapattı. Sesi sakindi. Ama içindeki uyarıyı gizlemiyordu. “Gözlerini başka tarafa çevir, Lucien.” Avludaki gerginlik, sarayın bronz çanlarının çalmasıyla bölündü. Yüksek ses bütün sarayda yankılanınca bekleyen soylular konuşmayı kesti. Merdivenlerin başında duran başkahya yüksek sesle ilan etti. “Majestelerinin emriyle Büyük Konsey birazdan başlayacaktır.” “Lütfen tüm davetliler toplantı salonuna geçsin.” Lucien, Andrew’a son kez bakıp hafifçe gülümsedi. “Bu konuşmayı sonra tamamlarız.” Hiçbir cevap beklemeden arkasını döndü ve merdivenlere yöneldi. Andrew da sessizce yürümeye başladı. Veronica onun yanında ilerlerken sarayın ihtişamını hayranlıkla izliyordu. Yüksek sütunlar Kristal avizeler Mermer zemin Duvarlarda imparatorluğun kuruluşunu anlatan devasa tablolar asılıydı. Koridorun sonunda, altın işlemeli iki büyük kapı açıldı. Görevliler aynı anda eğildi. “Kuzey Dükü Andr…

Bölümün tamamını WritePad'de oku