Kırık kanatlar

Sesizliğin ardındaki

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 2 – Sessizliğin Ardındaki Sır İçimde anlam veremediğim bir huzursuzluk belirdi. Sanki bu gece, yalnızca Andrew değil… Kader de şatodan ayrılmıştı. Pencerenin önünde birkaç dakika daha hareketsiz kaldım. Kar taneleri cama usulca çarpıyor, rüzgâr eski kulelerin arasında uğuldayarak dolaşıyordu. Sonunda perdeyi kapattım. “Fazla düşünüyorsun, Veronica.” Kendi kendime fısıldadım. Belki de gerçekten yorgundum. Son günlerde yaşadığım onca şeyin ardından zihnim bana oyun oynuyordu. Kolyeyi yeniden boynuma taktım ve yatağa uzandım. Fakat ne kadar gözlerimi kapatsam da uyku bir türlü gelmedi. Andrew’un giderkenki bakışları gözümün önünden silinmiyordu. ⸻ Şafak sökmeden önce, koridorlarda telaşlı ayak sesleri yankılanmaya başladı. Kapım hafifçe çalındı. “Leydim?” Eliana’nın sesi duyuldu. “Uyanık mısınız?” “Evet.” Kapıyı açınca Eliana ile Livia’nın endişeli göründüğünü fark ettim. “Bir sorun mu oldu?” Livia başını iki yana salladı. “Hayır, Leydim.” “Ama Dük Hazretleri gece yarısından hemen sonra sınır hattına gittiler.” Bunu zaten görmüştüm. Yine de belli etmedim. “Tehlikeli bir görev miydi?” İki genç kız kısa bir an birbirlerine baktılar. Cevabı Eliana verdi. “Kuzey’de her görev tehlikelidir.” Sesinde alışılmış bir kabulleniş vardı. “Yine de Dük Hazretleri şimdiye kadar her seferinde sağ salim döndü.” “İnsanlar ona neden ‘Kuzey’in Canavarı’ diyor?” Sorumu duyan ikisi de sustu. Sanki bu ismi yüksek sesle söylemek bile yasakmış gibi. En sonunda Livia alçak sesle konuştu. “Çünkü savaşta merhamet göstermez.” “Ve…” Devam etmek ister gibi oldu ama sustu. “Ve?” Eliana söze girdi. “On yıl önce kuzeye saldıran iblis sürüsünü tek başına durdurduğu söylenir.” “Kimileri bunun mümkün olmadığını söyler.” “Kimileri ise o gün kanatlarını kaybetmiş bir meleğin öfkesini gördüklerine inanır.” Sözleri içimde tuhaf bir yankı bıraktı. Düşmüş melek… Annem bana çocukken onların hikâyelerini anlatırdı. Ama bunların yalnızca eski efsaneler olduğunu sanırdım. “Peki ya siz?” İkisi de bana baktı. “İnanıyor musunuz?” Eliana’nın cevabı gecikmedi. “İnanıyorum.” “Neden?” “Çünkü Ekselansları’nın gözlerine bazen uzun süre bakınca…” Sesi fısıltıya dönüştü. “…çok büyük bir yalnızlık görüyorsunuz.” O anda koridordan ağır adımların sesi yükseldi. Kahya kapının önünde durdu. “Affedersiniz, Leydim.” “Şatonun kutsal salonunu görmek ister misiniz?” “Kutsal salon mu?” “Merhum Düşes’in ve Kuzey Hanedanı’nın atalarının emanetlerinin bulunduğu yer.” İçimde merak uyandı. “Elbette.” Birlikte uzun koridorlardan geçmeye başladık. Şatonun bu bölümü diğer yerlerden çok daha eskiydi. Duvarlardaki taşlar zamanla kararmış, tavanı süsleyen işlemeler ise neredeyse silinmişti. Sonunda büyük çift kanatlı kapının önünde durduk. Kapılar açıldığında içeriden serin ama huzur veren bir hava yayıldı. Salonun tam ortasında beyaz mermerden yapılmış kanatlı bir tanrıça heykeli yükseliyordu. Elimdeki kolye aniden hafifçe ısındı. İrkildim. Parmaklarımı istemsizce kolyenin üzerine götürdüm. Tam o sırada… Heykelin üzerinde beliren altın renkli ışık yalnızca bir anlığına parladı. Kimse fark etmemiş gibiydi. Ama ben görmüştüm. Kalbim hızla çarpmaya başladı. “Bu… nasıl olabilir?” Kahya bana döndü. “Bir şey mi söylediniz, Leydim?” Başımı yavaşça salladım. “Hayır…” Ama içimde büyüyen his bana bunun bir tesadüf olmadığını söylüyordu. Kuzey Şatosu’na gelişim… Ve ardından oluşan bu ışık süzmeleri… Kesinlikle bir şeyler dönüyordu. Aklıma annemin bana defalarca anlattığı kehanet geldi. Ya bütün bunlar kehanetle alakalıysa? İçimdeki düşünceyi bastırmaya çalıştım. Hayır… Bu kadar erken sonuca varamazdım. Belki de gerçekten yorgundum. Belki gördüğüm ışık, sadece gözlerimin bana oynadığı bir oyundu. Fakat… Kalbim buna inanmıyordu. Kolyeyi avucumun içine aldım. Şifa tanrıçasının simgesi, birkaç saniye öncesine göre tamamen sıradan görünüyordu. Hiç ışık yoktu. Hiç sıcaklık yoktu. Sanki az önce yaşananlar hiç olmamış gibiydi. “Leydim?” Kahyanın sesi düşüncelerimi böldü. “İyi misiniz?” Başımı hafifçe salladım. “Evet… Sa…

Bölümün tamamını WritePad'de oku