Kırık kanatlar

Ay tacının seçimi

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 17 – ay tacının seçimi Taş kapının eşiğini geçtikleri anda arkalarındaki kapı kendiliğinden kapandı. Kulenin derinliklerinde yankılanan ses, yavaş yavaş sessizliğe karıştı. Önlerinde uzanan koridor, öncekilerden çok daha aydınlıktı. Duvarlara yerleştirilmiş eski kristaller, soluk mavi bir ışık yayıyordu. Koridorun sonunda ise devasa çift kanatlı bir kapı vardı. Kapının üzerine işlenmiş sembol, Veronica’nın dikkatini çekti. Açık bir kitap Ve iki kanat. Biri beyaz. Diğeri siyahtı. Andrew kapıyı birkaç saniye inceledi. “Burayı daha önce görmedim.” “Sen de ilk kez mi geliyorsun?” “Evet.” Veronica şaşırdı. Kuzey Dükü olmasına rağmen Andrew’un bile bilmediği yerler vardı demek. Andrew ağır taş kapıyı itti. Kapı yılların sessizliğini bozan bir gürültüyle açıldı. Veronica’nın gözleri hayretle büyüdü. İçerisi baştan sona bir kütüphaneydi. Tavana kadar uzanan raflar… Binlerce eski kitap… Tozlanmış tomarlar… Merdivenler… Ve odanın tam ortasında, siyah mermerden yapılmış büyük bir okuma masası. Fakat Veronica’nın dikkatini çeken asıl şey kitaplar değildi. Rafların arasında tek bir toz tanesi bile yoktu. Sanki biri burayı hâlâ özenle koruyordu. “Yüzyıllardır terk edilmiş bir yer böyle olamaz…” diye fısıldadı. Andrew da aynı şeyi fark etmişti. Tam o sırada… Bir kitabın sayfaları kendi kendine çevrilmeye başladı. Sonra bir başkası. Ardından bütün kütüphanede aynı ses yankılandı. … Yüzlerce kitabın sayfaları aynı anda açılıyordu. Veronica ürperdi. “Andrew…” Andrew onu hafifçe arkasına aldı. “Sakin ol.” Bir anda odanın ortasındaki masanın üzerinde altın renkli ışıklar toplanmaya başladı. Işıklar yavaş yavaş insan siluetine dönüştü. Uzun beyaz cübbeli, yaşlı bir adam… Fakat bedeni tamamen ışıktan oluşuyordu. Yüzünde sakin bir ifade vardı. Veronica nefesini tuttu. “Bir… ruh mu?” Yaşlı adam gülümsedi. “Hayır.” “Ben yalnızca bu kulenin son kütüphanecisinin bıraktığı iradeyim.” Andrew gözlerini kısmıştı. “Demek bizi sen karşıladın.” “Hayır.” Yaşlı adam başını iki yana salladı. “Sizi kule çağırdı.” Veronica dikkatle onu dinliyordu. “Bu kitaplar neyi anlatıyor?” “Hepsini.” “Geçmişi…” “Bugünü…” “Ve henüz yazılmamış geleceği.” Veronica’nın bakışları istemsizce raflara kaydı. Binlerce kitap… Her biri farklı renkteydi. Tam o sırada en üst raftaki ince, koyu lacivert bir kitap kendi kendine yerinden ayrıldı. Yavaşça havada süzülerek Veronica’nın önüne geldi. Kitabın kapağında hiçbir isim yazmıyordu. Sadece gümüş renkte tek bir sembol vardı. Ay şeklinde bir mühür. Veronica kitabı eline aldığı anda kapağı kendiliğinden açıldı. İlk sayfada yalnızca tek bir cümle yazıyordu. “Azizenin son varisi…” Sayfadaki yazılar bir anda silindi. Yerine yeni kelimeler belirdi. ”…henüz geçmişini hatırlamıyor.” Veronica’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. “Bu…” Yaşlı adam sakince konuştu. “O kitap yalnızca sahibine gerçeği gösterir.” Veronica ikinci sayfayı çevirmek üzereydi. Ancak Andrew aniden elini kitabın üzerine koydu. “Dur.” Veronica şaşkınlıkla ona baktı. “Neden?” Andrew’un yüzü her zamankinden daha ciddiydi. “Bu kule bize defalarca aynı şeyi söyledi.” “Hatırlamaya hazır olmayan…” Sözünü tamamlamadı. Ama Veronica devamını biliyordu. “…gerçeği taşıyamaz.” Andrew yavaşça başını salladı. “Bu kitabı şimdi açarsan…” “…göreceğin şey seni geri dönülemez bir yola sürükleyebilir.” Veronica kitabı kapattı. İçindeki merak büyüyordu. Ama ilk kez Andrew’un sesinde korkuya benzeyen bir duygu hissetmişti. Ve bu, onu durmaya ikna etmeye yetmişti. Kütüphaneye yeniden sessizlik hâkim oldu. Veronica, ellerindeki lacivert kapağa uzun süre baktı. Kitap kapalı olmasına rağmen içinden belli belirsiz bir sıcaklık yayılıyordu. Sanki yaşayan bir kalbi tutuyordu. Yaşlı kütüphanecinin ışıklardan oluşan silueti ikisini de dikkatle izledi. “Doğru bir seçim yaptınız.” Andrew gözlerini ondan ayırmadan sordu. “Bu kitap neden ona tepki verdi?” Yaşlı adamın dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu. “Çünkü onu bekliyordu.” Veronica şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Bekliyordu mu?” “Kuleye gelen h…

Bölümün tamamını WritePad'de oku