Kırık kanatlar

Unutulmuş kule

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 14 – Unutulmuş Kule Gün henüz tam aydınlanmamıştı. Kuzey’in gri gökyüzü, ince sis tabakalarıyla kaplanmıştı. Şatonun önünde hazırlanan at arabası sessizce bekliyordu. Hizmetkârlar son eşyaları yerleştirirken kimse yüksek sesle konuşmaya cesaret edemiyordu. Veronica, pelerinini omuzlarına biraz daha sıkı sardı. Andrew ise her zamanki gibi ifadesizdi. Siyah atının dizginlerini tek eliyle tutuyor, ufku izliyordu. “Yola çıkıyoruz.” Tek söylediği buydu. Uzun süren yolculuk boyunca tekerleklerin taş yolda çıkardığı ses dışında neredeyse hiçbir şey duyulmadı. Veronica birkaç kez konuşmayı düşündü. Ama Andrew’un sessizliği, sanki bütün kelimeleri içine çekiyordu. Saatler sonra orman seyrekleşmeye başladı. Sis yavaş yavaş aralanırken uzakta, dağın zirvesine yakın bir yerde yükselen devasa taş yapı görünmeye başladı. Veronica nefesini tuttu. “…Bu mu?” Andrew gözlerini kuleden ayırmadı. “Evet.” Kule, sanki gökyüzünü delmeye çalışan siyah bir mızrak gibiydi. Duvarlarının büyük kısmı sarmaşıklarla kaplanmıştı. Bazı taşlar yıkılmış, pencereler kırılmıştı. En üst kısmı bulutların arasında kayboluyor, kuleye ürkütücü bir ihtişam katıyordu. Yüzlerce yıldır kimsenin yaklaşmadığı hissediliyordu. Etrafta tek bir kuş bile uçmuyordu. Rüzgâr bile kuleye yaklaşınca yön değiştiriyor gibiydi. Atlar huzursuzca kişnedi. Veronica istemsizce ürperdi. “Burası…” Andrew onun cümlesini tamamladı. “Unutulmuş Kule.” Sessizlik yeniden çöktü. Arabanın durmasının ardından Andrew önce indi, sonra Veronica’ya elini uzattı. Veronica kısa bir tereddütten sonra elini onun avucuna bıraktı. Yere iner inmez başını kaldırdı. Kule, yakından çok daha büyüktü. Duvarlarındaki eski kabartmalar zamanın etkisiyle silinmişti ama hâlâ kanatlı figürler seçilebiliyordu. Bazılarının kanatları kırılmıştı. Bazılarının yüzleri ise bilinçli olarak kazınmış gibiydi. Veronica bunlara bakarken içinde tarif edemediği bir his oluştu. Sanki… Burayı daha önce görmüştü. Ama bunun mümkün olmadığını biliyordu. Andrew onu dikkatle izledi. “Ne oldu?” “Bilmiyorum.” Veronica gözlerini kuleden ayırmadan fısıldadı. “Garip geliyor.” Andrew’un bakışları bir anlığına sertleşti. “Bu kule bazı insanlarda eski anıları uyandırır.” Veronica şaşkınlıkla ona döndü. “Eski anılar mı?” “Ya da… hiç yaşanmamış gibi görünen hatıralar.” Tam o sırada kulenin ağır demir kapısından soğuk bir rüzgâr esti. Kapı, kimse dokunmadan yavaşça aralandı. İçeriden zifiri karanlık görünüyordu. Ne bir ses Ne de en küçük bir hareket. Sanki kule, yüzyıllardır beklediği misafirlerini sessizce karşılıyordu. Andrew kılıcının kabzasını hafifçe kavradı. “Artık geri dönüş yok.” Veronica derin bir nefes aldı. Kalbi hızla çarpıyordu. Önlerindeki devasa demir kapı, rüzgârın etkisiyle yavaşça ardına kadar açıldı. İçeriden yükselen serin hava, Veronica’nın yüzüne çarptı. Nem, eski taş ve yıllardır açılmamış bir yerin ağır kokusu birbirine karışmıştı. Andrew bir adım öne geçti. “Yanımdan ayrılma.” Veronica sessizce başını salladı. Kapıdan içeri girdikleri anda arkalarındaki gün ışığı loş bir çizgiye dönüştü. Yüksek tavanlı ilk salon, beklediklerinden çok daha görkemliydi. Kalın taş sütunlar tavana kadar yükseliyor, üzerlerinde zamanın aşındırdığı oyma desenler seçiliyordu. Salonun tam ortasında yuvarlak, siyah bir taş platform vardı. Platformun çevresine eski dilde yazılar kazınmıştı. Veronica farkında olmadan platforma yaklaştı. Parmaklarını taşın üzerine koyduğu anda… İnce, altın renkli bir ışık taşın çatlaklarından süzülmeye başladı. Andrew’un gözleri büyüdü. “Veronica!” O, elini hemen geri çekti. Işık bir anda söndü. Salon yeniden sessizliğe gömüldü. Veronica şaşkınlıkla avucuna baktı. “Ben… hiçbir şey yapmadım.” “Biliyorum.” Andrew’un sesi ilk kez her zamankinden daha ciddiydi. “Ama kule seni hissetti.” Bu sözler Veronica’nın içine açıklayamadığı bir ürperti bıraktı. “Nasıl yani?” Andrew cevap vermeden platformun üzerindeki eski sembolleri inceledi. “Bu kule herkese tepki vermez.” Tam o sırada… Derinlerden gelen tok bir ses bütün yapıyı ti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku