Kırık kanatlar

Unutulmuş kuleye yol

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

Bölüm 13 – Unutulmuş Kuleye Yolculuk Sabahın ilk ışıkları, Kuzey Şatosu’nun taş duvarlarına vururken avluda alışılmadık bir hareketlilik vardı. Atlar hazırlanıyor… Muhafızlar zırhlarını kuşanıyor… Hizmetkârlar yol sandıklarını arabalara yüklüyordu. Veronica, odasının penceresinden aşağıyı izlerken kaşlarını çattı. Şatoda ilk kez bu kadar büyük bir hazırlık görüyordu. Kapısı çalındı. “Lady Veronica.” İçeri giren baş hizmetkâr hafifçe eğildi. “Lord Andrew sizi çalışma odasına çağırıyor.” Veronica’nın içinde belirsiz bir his oluştu. Sessizce odadan çıktı. Koridorlar her zamankinden daha hareketliydi. Askerler fısıldaşarak tek bir isim söylüyordu. “Unutulmuş Kule…” Bu iki kelimeyi duyar duymaz Veronica’nın adımları bir anlığına durdu. Kalbi göğsüne sertçe vurdu. Rüyasında gördüğü siyah kule… Aklına istemsizce o görüntüler geldi. Zincirler. Siyah gökyüzü. Ve Andrew’un, “Gelme…” diyen sesi. Derin bir nefes alarak çalışma odasının kapısını çaldı. “Gel.” Andrew’un sakin sesi içeriden duyuldu. Kapıyı açtığında Andrew pencerenin önünde duruyordu. Üzerinde siyah bir yolculuk pelerini vardı. Masasının üzerinde eski bir harita açıktı. Haritanın kuzeydoğusunda, mürekkebi solmuş tek bir işaret vardı. Unutulmuş Kule. Andrew gözlerini haritadan ayırmadan konuştu. “Bugün yola çıkıyoruz.” Veronica şaşkınlıkla ona baktı. “Nereye?” Andrew nihayet başını kaldırdı. “Unutulmuş Kule’ye.” Veronica’nın nefesi kesildi. Tam da rüyasında gördüğü isim… Bunu belli etmemeye çalışarak sordu. “Neden?” Andrew birkaç saniye sustu. “Sana her şeyi anlatamam.” Sesi her zamanki gibi sakindi. “Ama kulede son günlerde açıklayamadığımız bazı olaylar yaşanıyor.” “Ne gibi?” “Mühür zayıflıyor.” Bu iki kelime Veronica’nın içini buz gibi yaptı. Mühür… Rüyasında duyduğu aynı kelimeydi. Andrew devam etti. “Kuzey ailesinin görevi, o mührün sağlam kaldığından emin olmaktır.” Veronica istemsizce haritadaki kuleye baktı. “Benim de gelmem gerekiyor mu?” Andrew’un bakışları onun üzerinde durdu. “Evet.” “Neden ben?” Bu kez cevap vermesi uzun sürdü. “Çünkü kule seni çağırıyor.” Odadaki sessizlik ağırlaştı. Veronica’nın gözleri büyüdü. Andrew bunu nereden biliyordu? Oysa rüyalarından kimseye bahsetmemişti. Bunu sormak istedi. Fakat Andrew sözünü sürdürdü. “Yol uzun sürecek.” “Bir saat içinde hazır ol.” Veronica odadan çıktığında düşünceler birbirine karışmıştı. Andrew gerçekten ne biliyordu? Kule neden onu çağırıyordu? Ve en önemlisi… Rüyalarında gördüğü yer gerçekten var mıydı? ⸻ Bir saat sonra şatonun ana kapısı açıldı. Önde siyah sancakları taşıyan muhafızlar… Ortada Andrew’un siyah atı… Yanında Veronica’nın beyaz atı… Ardında ise seçilmiş küçük bir muhafız birliği. Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı. Sanki kuzey toprakları bile onları uğurlarken sessizleşmişti. Andrew dizginleri hafifçe çekti. “Hareket.” Konvoy ağır ağır şatodan ayrıldı. Veronica son kez arkasına baktı. Taş duvarlar yavaş yavaş uzaklaşırken içinde açıklayamadığı bir his büyüyordu. Bu yolculuk, sıradan bir görev değildi. Sanki hayatı ikiye ayrılacaktı. Şatodan ayrıldığı an… Ve Unutulmuş Kule’ye vardığı an. Uzakta, bulutların arasında belli belirsiz yükselen karanlık bir siluet görünüyordu. Veronica gözlerini kısmış hâlde ona baktı. Kalbi yeniden hızlandı. Çünkü o silueti daha önce görmüştü. Defalarca… Rüyalarında. — Yolculuk sakin bir şekilde devam ediyordu. Kuzey’in uçsuz bucaksız çam ormanları iki yanlarını sararken, at arabası taşlı yolda hafifçe sallanıyordu. Veronica, pencerenin kenarına yaslanmış dışarıyı izliyordu. Ara sıra gözleri istemsizce en önde ilerleyen Andrew’a kayıyordu. Her baktığında, rüyasında gördüğü siyah siluet aklına geliyor, bakışlarını hemen kaçırıyordu. “Bu kadarı tesadüf olamaz…” Diye mırıldandı kendi kendine. Tam o sırada… ÇAT! Keskin bir ses ormanın sessizliğini bozdu. At arabası şiddetle sarsıldı. Veronica dengesini kaybederek koltuğa tutundu. Atlar kişneyerek durdu. Arabacı hızla aşağı indi. Bir süre tekerleği inceledikten sonra yüzünü buruşturdu. “Lord Andrew!” Andrew atını geri çevirip…

Bölümün tamamını WritePad'de oku