Kırık kanatlar

Siyah kulenin çağrıs

Yazar:

Kırık kanatlar - Sıla Dursun kitap kapağı
Kırık kanatlar kitap kapağı

12.bölüm- siyah kulenin çağrısı Veronica gece boyunca bir o yana bir bu yana döndü. Şatonun taş duvarlarının arasından esen rüzgâr, penceredeki perdeleri hafifçe sallıyordu. Sonunda yorgunluğu ağır bastı. Ve gözlerini kapattığı anda… Kendini yine aynı yerde buldu. Sonsuzmuş gibi görünen beyaz bir boşluk. Ayaklarının altında çatlamış mermerler. Gökyüzünde dönüp duran siyah tüyler. Veronica’nın nefesi kesildi. “…Yine mi?” Bu, önceki rüyasının devamıydı. Her şey aynıydı. Ama bu kez sessizlik daha ağırdı. Uzakta, kırılmış sütunların arasında tanıdık bir siluet duruyordu. Siyah kanatlar… Kanatlarının çoğu kopmuştu. Geriye kalan tüyler rüzgârla savruluyordu. Andrew. Veronica istemsizce ona doğru yürüdü. “Andrew!” Sesi yankılandı. Fakat adam yine dönmedi. Tam ona yaklaşacakken… Gökyüzü çatladı. Derin, uğultulu bir ses bütün boşluğu doldurdu. “Onu kurtarmak istiyorsan…” “Zamanın sandığından daha az.” Veronica’nın kalbi hızla atmaya başladı. “Kim konuşuyor?” Cevap gelmedi. Yalnızca gökyüzünden tek bir beyaz tüy süzülerek avucuna kondu. Dokunduğu anda etrafındaki manzara değişti. Bu kez kendisini devasa siyah bir kulenin önünde buldu. Kuleyi saran zincirler gökyüzüne kadar uzanıyordu. Kapısında eski semboller vardı. Tanımadığı bir dil… Ama garip bir şekilde anlamını hissedebiliyordu. “Mühür…” “Son mühür…” Kapının önünde diz çökmüş biri vardı. Andrew. Başını öne eğmişti. Omuzlarından koyu renkli kanatlar sarkıyordu. Yorgun görünüyordu. Sanki uzun zamandır tek başına savaş veriyordu. Veronica koşarak yanına gitmek istedi. Tam ilk adımını attığında… Ayaklarının altındaki taşlar çatladı. Yerden siyah gölgeler yükseldi. Gölgeler Andrew’un bileklerine dolandı. Onu kulenin kapısına doğru çekmeye başladılar. “Hayır!” Veronica bütün gücüyle koştu. “Andrew!” Bu kez adam yavaşça başını çevirdi. Siyah gözleri ilk kez onun gözleriyle buluştu. Yüzünde her zamanki sakin ifade vardı. Fakat bakışlarında derin bir hüzün saklıydı. Dudakları neredeyse duyulmayacak kadar hafif kıpırdadı. “Gelme…” Veronica başını iki yana salladı. “Hayır! Seni bırakmayacağım!” Tam elini uzattığında… Andrew’un görüntüsü cam gibi parçalanmaya başladı. Parçalar rüzgârda savrulurken aynı ses yeniden yankılandı. “Kader değişebilir.” “Ama bedelsiz değil.” Bir anda kule sarsıldı. Gökyüzündeki siyah bulutların arasından tek bir altın ışık süzüldü. Işık Veronica’nın göğsüne dokunduğu anda… Gözlerini aniden açtı. Derin derin nefes alıyordu. Odası karanlıktı. Pencerenin ardından ay ışığı içeri vuruyordu. Kalbi hâlâ hızla çarpıyordu. Fakat bu kez rüya, öncekilerden farklı bir iz bırakmıştı. Avucunu yavaşça açtı. Elinde hiçbir şey yoktu. Ama avucunda, beyaz bir tüyün dokunuşu hâlâ gerçekmiş gibi hissediliyordu. — Veronica uzun süre yatağında doğrulmuş hâlde oturdu. Odasının içi sessizdi. Sadece duvardaki saatin düzenli tik takları duyuluyordu. Fakat zihni… Tam bir karmaşaydı. Başını iki elinin arasına aldı. “Bu sadece bir rüya olamaz…” Son günlerde gördüğü her rüya birbirinin devamı gibiydi. İlkinde siyah kanatlı adamı görmüştü. Sonra Andrew’un yüzünü seçmeye başlamıştı. Şimdi ise siyah kule… Zincirler… Ve o tuhaf ses… “Kader değişebilir. Ama bedelsiz değil.” Sözler kulaklarında yeniden yankılandı. Veronica derin bir nefes verdi. “Bedel…” Bu kelime nedense içini ürpertiyordu. Yatağından kalkıp pencerenin önüne gitti. Şatonun bahçesi sabahın ilk ışıklarıyla gri bir örtüye bürünmüştü. Her şey sakindi. Fakat onun içinde fırtınalar kopuyordu. Annesi hayattayken ona hep bir şey söylerdi. “Bazı rüyalar insanın korkularıdır. Bazılarıysa geleceğin sessiz yankıları…” O zamanlar bu sözlere pek anlam veremezdi. Şimdiyse annesinin sesi sanki odanın içinde yankılanıyordu. “Ya gerçekten geleceği görüyorsam?” Bu düşünce bile ürkütücüydü. Masasına yürüdü. Çekmeceden boş bir defter çıkardı. İlk sayfayı açıp gördüğü her ayrıntıyı tek tek yazmaya başladı. Siyah kanatlar. Beyaz tüy. Zincirlerle çevrili siyah kule. ‘Son mühür’ sözü. Andrew’un ‘Gelme.’ demesi. Kalemi durdu. En çok bu ayrıntı aklını kurcalıyo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku