Kırık Kadehler Balosu

5. Bölüm

Yazar:

Kırık Kadehler Balosu – Almiss kitap kapağı
Kırık Kadehler Balosu – Almiss kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kırık Kadehler Balosu - 5. Bölüm bölüm görseli 1
Kırık Kadehler Balosu - 5. Bölüm bölüm görseli 1

Gece Yüzmesi✨🌊🌸⭐️ Atölyeden döndüğümden beri yüzümdeki o aptal tebessümü silmeyi bir türlü başaramıyordum. Avucumun içindeki zeytin ahşabından oyulmuş o küçük deniz fenerine bakıp bakıp duruyordum. "Gece, yalnız o ahşaba beş dakika daha öyle bakarsan nesne eriyecek, haberin olsun," dedi Selin, mutfak adasına laptopunu kurmuş çalışırken. Damla ise hemen yanımda, elindeki oje fırçasını havada sallayarak adeta üzerime çullandı. "Kızım durun, olayı kaçırıyorsunuz! Adam resmen elceğizleriyle Gece’ye hediye oymuş! Deniz feneri ne demek biliyor musunuz siz astrolojide ve sembolizmde? 'Sen benim sığınacak limanımsın' demek! Ben diyorum size, bu çocuk tutulmuş!" "Damla, adam sadece 'hoş geldin' hediyesi dedi," diyerek ahşap feneri komodinin üzerine bıraktım. Ama içimdeki o kelebek ordusu tam aksini bas bas bağırıyordu. "Hııı, tabii tabii," dedi Damla gözlerini devirerek. "Zaten kasabadaki her gelene de gece mesaisinde deniz feneri oyardı Sarp Karadağ! Neyse, bu akşamı evde pinekleyerek geçiremeyiz. Kızlar, hava karardı, sıcaklık hâlâ otuz derece. Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Gizli koya gidip gece yüzmesi yapıyoruz!" Selin kafasını bilgisayardan kaldırdı. "Gece yüzmesi mi? Damla, saat dokuz. Ayrıca o koyun yolları zifiri karanlıktır şimdi." "Selinciğim, yanımızda kasabanın yerlisi gibi dolanan Gece ve onun feneri var, daha ne olsun!" dedi Damla kahkaha atarak. "Hem duydum ki o koyda akşamları Efe ve arkadaşları da takılıyormuş. Küçük bir sahil ateşi, müzik, buz gibi deniz... İtiraz istemiyorum, hemen havluları hazırlayın!" İçimdeki o deli dolu Ege ruhu anında baskın çıktı. "Ben varım!" dedim neşeyle. "İstanbul'da bu saatte ancak egzoz dumanı soluyorduk, kaçırır mıyız bu fırsatı!" Yarım saat sonra üzerimizde bikiniler, üstümüzde uçuşan şile bezi elbiseler ve elimizde fenerlerle gizli koyun patikasından aşağı kayıyorduk. Cırcır böceklerinin sesi, dalgaların hışırtısına karışıyordu. Patikanın sonuna geldiğimizde sahilde yanan küçük bir ateş ve etrafında oturan karaltılar gördük. "Bakın kimler varmış burada!" diye seslendi tanıdık bir ses. Ateşin başındaki Efe’ydi! Yanında ise rahat bir tavırla kumlara kurulmuş, elindeki ahşap çubukla ateşi kurcalayan Sarp duruyordu. Ve hemen yanlarında, daha önce Selin'in bahsettiği o sakin, derin bakışlı zeytin üreticisi Rüzgar... Sarp sesimizi duyar duymaz başını kaldırdı. Gözlerimiz ateşin turuncu ışığı altında kesiştiğinde, dudaklarında o gün boyu aklımdan çıkmayan gülümseme belirdi. Üzerindeki siyah tişörtü ve kumlara batmış çıplak ayaklarıyla öyle doğal, öyle çekici duruyordu ki... "Ooo, pansiyon ahalisi sahile inmiş!" dedi Efe neşeyle ayağa kalkarak. Bakışları doğrudan Damla’ya kaydı. "Sarı şeker, sizin bu saatte yatakta olmanız gerekmiyor muydu?" Damla çenesini dikleştirdi. "Sana mı soracağız Efe Bey? Koy sizin babanızın malı değil herhalde!" Selin hafifçe öksürerek araya girdi ama bakışları bir anlığına Rüzgar’a takıldı. Rüzgar da aynı sakinlikle Selin’e hafifçe başıyla selam verdi. Aralarındaki o sessiz, derin iletişim daha ilk andan hissediliyordu. Ben ise adımlarımı doğrudan Sarp’a doğru attım. Sarp ben yaklaşınca kumlardan destek alarak doğruldu. "Gecenin bu saatinde denize girmek... İddialı bir hamle Mimar," dedi sesi ateşin çıtırtısına karışırken. "Ege’ye geldik Sarp Bey, hakkını vermek lazım," dedim meydan okuyan bir edayla. "Hem fenerim yanımda, kaybolmam." Sarp hafifçe kıkırdadı, bakışları gözlerimin içine kenetlendi. "Fenerin yanındaysa sorun yok demektir." O sırada Damla çoktan elbisesini çıkarıp denize doğru koşmaya başlamıştı bile. "İlk giren sonuncuyu suya atar!" diye bağırdı. Efe de arkasından koştu. "Bekle bakalım Sarı Şeker, o deniz sadece senin değil!" Onların bu çocuksu atışması sahilde yankılanırken, ben de üzerimdeki elbiseyi çıkarıp kenardaki kayanın üzerine bıraktım. Sarp’ın bakışlarının üzerimde gezindiğini, tenimin her noktasında o sıcaklığı hissettim. "Geliyor musun?" diye sordum Sarp’a dönerek. Sarp tişörtünü tek bir hamlede başından çıkarıp attı. Omuzlarının ve göğs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku