2.Bölüm🐚🌸
Yazar: Almiss

BÖLÜM 2 🐚🌸TESADÜFLER ~ Demir Şahbey Anlatımından ~ Kimi zaman insan olmamak istediği, durmak istemediği yerlerde olabiliyordu. Bu kaçınılmaz bir olaydır. Her şey bir sevdanın fitillenmesiyle başlamıştı. ~ Trabzon / 29 Yıl Önce ~ 🌊🫀 Cüneyt heyecanlıydı. Günlerdir hasret kaldığı gözlerde dinlenmek istiyordu. Ki bu onun için çok değerli olsa da sevdası taşıyamayacağı kadar büyüktü. Herkesi karşısına alabilecek kadar gözü karaydı. Eve ekmek götürmek için 22 yaşında geceli gündüzlü sanayide çalışıyordu. Bir sabah yine gözleri uykusuzluktan yarı açık yarı kapalıyken önünden geçtiği üniversiteden çıkan öğrencilere takıldı gözü. Cüneyt’in babası Mustafa, oğlunun şunlar aralarında olmasını isterdi. Fakat bir sabah okuldayken Cüneyt’e gelen bir haberle her şey darmadağın olmuştu. Babası kanser nedeniyle aylardır direnen vücuduna karşı yenik düşmüştü. Cüneyt’in bu yıkımından sonra eve ekmek götürmek için çalışmaya başlamıştı okulu bırakıp. Çok yakışıklıydı Cüneyt. Babasından gelen uzun boyu, zaten genetik olan sarı saçları, masmavi gözleriyle, biçimli burnuyla çoğu erkeğe taş çıkartıyordu. Anası çok istemişti evlensin diye fakat Cüneyt’in annesini evde tek bırakıp bir yerlere gidesi yoktu. Ama çok uzun zamandır bilerek bu üniversitenin önünden geçiyordu. İlk gördüğü anda gizlice sorup soruşturmuş, kim olduğunu öğrenmişti. Yılmaz ailesinin tek kızı olan, Feriha Yılmaz’mış adı. İşletme okuyormuş. Yılmazlar çok kötü bir aileydi. Tüm Trabzon’da fabrikaları vardı. Bu aile yapısı Cüneyt’in aile yapısına çok tersti. Çünkü Cüneyt’in ailesi 3 kişiden oluşuyordu. Babası ölse bile hâlâ o sıcak ailenin içindeydi. Cüneyt bilerek yavaş yavaş okulun önünden geçiyordu. Yaklaşık 3-4 dakika sonra yanına esmer bir kız geldi. Onunla bir kahve içmesini istediğini söyledi fakat Cüneyt oldukça nezih bir şekilde reddetti kızı. "Ne diyorsun kızım sen, daha az öteye git!" diye reddetmişti. O iki yeşil göze sevdalanmıştı. Başkasının onunla konuşmasına lüzum yoktu. Rahatsız oluyordu, sevmiyordu samimiyetsiz insanları. Tam o sıralarda Feriha belirmişti. İşte o zaman kalpten diye bir şey kalmamıştı Cüneyt’te. Hemen incelemeye koyuldu. Yanında iki tane kız vardı. O iki kızın içinde güneş gibi parıldıyordu diye geçirdi içinden Cüneyt. Birkaç gündür ustasıyla barakaya gidip çilingir sofrası kurup dertleşiyorlardı. Salim Usta acı duyordu ama Cüneyt’in neden çekindiğini anlıyordu. Kız zengin, köklü bir aileye sahipti. Kim isterdi sanayide çalışan, tek katlı yayla evinde kalan Cüneyt’i. İşte bundan ötürü korkup çekiniyordu Cüneyt. Fakat hiçbir şey ne Salim Usta’nın düşündüğü gibiydi ne de Cüneyt’inkisi gibiydi. Çünkü Feriha bir süredir içindeki yangınla yaşıyordu. Her gün dersi daha erken bitmesine rağmen ismini bilmediği ama kalbinin ferman dinlemediği delikanlının geldiği saatlere denk gelebilmek için oyalandıkça oyalanıyordu. Bugün de öyle bir gündü. Henüz ismini bile bilmediği adama karşı duyduğu hisler azımsanmayacak seviyedeydi. Yanındaki Esra ve İpek bir şeyler konuşuyordu ama dinleyemiyordu ahiretliklerini. Kalp sanki onun değilmiş gibi harman tepiyordu içinde. Uzun uzun bakıştılar, sırf bakışabilmek için yavaş yavaş yürüdü Feriha. Ta ki arkadaşları kolundan çekiştirip hızlıca kolundan çekinceye kadar. Bütün seyir keyfi, halbuki haftada dört gün görebiliyordu. Çünkü okula sadece dört gün gidiyordu. Diğer günler ise ya aileleri tanışık diye İpek’te ya da Esra’da kalır, o da olmasa evde olurdu. Ailesi çok fazla dışarıya çıkmasını istemiyordu. Üniversiteye gidip okuyabilmek için babasının dizlerine kapanmıştı. Oralarda öyle kızlar çok okumaz, lise bittiği an görücü usulü evlendirilirdi. Feriha’nın güzelliği elbette birçok kişinin ilgisi odağındaydı. Görücü isteyen olur ama babasıyla tanışmaya bile gelmezlerdi. Çünkü Feriha’nın babası inanılmaz sert bir adamdı. Bakıştığı kızın zorunluluktan gözlerini onun gözlerinden ayırmasından ötürü hemencecik yüzünü asmıştı. Ama sanki hissediyordu Cüneyt, Feriha’da da bir şeyler vardı... 1 Ay Sonra🌊🫀 Feriha’nın elleri titriy…