4. Bölüm
Yazar: Sueno_

Akşam güneşi salonun camlarından içeri süzülürken yemek masası çoktan hazırlanmıştı. Masanın ortasında buharı tüten yemekler, taze ekmek ve annesinin özenle hazırladığı salata vardı. Atlas merdivenlerden ağır adımlarla indi. Üzerinde rahat bir tişört, gözleri telefonda mutfağa geçti. Sandalyeye otururken babası gülümseyerek baktı. "Bugün okul nasıldı?" "Her zamanki gibiydi." Kısa cevap vermesi ailesini şaşırtmıyordu. Atlas konuşmayı seven biri değildi ama dinlemeyi iyi bilirdi. Annesi tabağına yemek koyarken, Kadir Bey söze girdi. "Önümüzdeki hafta bazı okullara puanı yüksek olan öğrenciler gönüllü başvuru yapıp sonuçlara göre başlayacakmış. Bu öğrenciler için çok iyi bir avantaj" "Yılın ortasında mı?" "Evet. Öğretmenler, öğrencilerin yeni ortama alışması için destek olmalarını istemiş. Kocaeli`ndeki yüksek okullarda bu konuşuldu tüm gün" Annesi Miray Hanım söze katıldı. "Yeni bir okula başlamak kolay değildir. Eminim öğretmeniniz size nasıl yardımcı olacağınızı anlatacaktır." Atlas omuz silkti. "Gelen olursa alışırlar zor bir şey değil yaa." Annesi gülümsedi. "Sen de yardımcı olursun." dedi ve oğlu Atlas` a sarıldı. Kadir Bey bu anı her zaman görmesine rağmen sürekli duygulanır ve biricik eşine minnet dolu gözler ile bakar. Çünkü her anne anne olamaz hele üvey hiç olamaz. Miray Hanım ise her defasında eşinin bakışlarını anlar ve tatlı bir tebessüm gönderir. Atlas hafifçe başını iki yana salladı ve annesinin sarılışına karşılık verdi. Babasının tebessüm daha arttı. Oğlu da Miray`ı kabul edip annesi yerine koyması onun için tarifsiz bir mutluluk buralara gelmek hiç kolay olmadı ve öz olmasa da onun da bir kızı var o da Açelya ile bu şekilde olacağı zamanı bekliyor ve yıllardır görmediği hayatta olup olmadığını bilmediği diğer oğlu... bir kere bile soramadığı ama unutmadığı oğlu. "Bazen birinin yanında olduğunu hissettirmek için çok konuşmak gerekmez." Atlas cevap vermedi. Çatalıyla tabağındaki yemeği karıştırırken aklına öğretmeninin sözleri geldi. Yeni biri... Nasıl biri olacaktı? Sessiz mi, hareketli mi, yoksa sınıfa gelir gelmez herkesle arkadaş olanlardan mı? Bunu henüz bilmiyordu. Ama birkaç gün sonra sınıfın kapısından içeri girecek o çocuğun, hayatında önemli bir yer edineceğinden de habersizdi. ....... Akşam yemeğinde masaya yine sessizlik hâkimdi. Televizyon açıktı ama ikisi de ekrana bakmıyordu. Tuna, çatalını tabağında gezdirirken söze girdi. "Anne..." "Hı?" "Bugün okulda müdür bir şeyler söyledi ve öğretmenim de benim bu fırsatı kaçırmam gerektiğini söyledi." Annesi gözünü tabaktan ayırmadan dinlemeye devam etti. "Notu yüksek olan öğrenciler, Kocaeli'ndeki bir liseye geçiş için başvuru yapabiliyormuş." Kısa bir sessizlik oldu. "Benim notlarım da yetiyor ." Annesi sadece başını salladı. "Öyle mi?" "Ben de başvuru yapmayı düşündüm." Annesi yorgun bir sesle cevap verdi. "İstiyorsan yap." Tuna, annesinin yüzüne baktı. "Sence yapmalı mıyım?" Kadın derin bir nefes verdi. "Bilmiyorum Tuna... Hangisini istiyorsan onu yap." Tuna, annesinin daha fazla bir şey söylemesini bekledi. "Bence dene." ya da "Sen başarırsın." demesini istedi. Ama başka bir cümle gelmedi. Annesinin bu cevaplarına alışmıştı aslında ama içinde bitmek bilmeyen çocuksu bir inanç ve umut var ve bu umut her gün incinmesine rağmen annesinin ağzından çıkacak olumlu, ilgili bir söz bekliyor. Masadaki sessizlik yeniden büyüdü. Tuna başını eğip yemeğini yemeye devam etti. Belki de bazı soruların cevabını kendi başına bulması gerekiyordu. Yemek bittiğinde Tuna tabağını sessizce mutfağa bıraktı. Annesi televizyonun karşısındaki koltuğa otururken o, tek kelime etmeden odasına geçti. Kapıyı usulca kapattı. Küçük odasına göz gezdirdi. Çalışma masasının üzerindeki kitaplar, duvarda asılı ders programı ve pencerenin önündeki saksı... Her şey yerli yerindeydi ama içindeki boşluk gitgide büyüyordu. Masasına oturdu. Parmaklarını defterinin üzerinde gezdirdi. "İstiyorsan yap..." Annesinin söylediği o iki kelime durmadan zihninde yankılanıyordu. Aslında başvuruyu yapıp yapm…