Patlama !!!
Yazar: Gürkan koparan

Cevat, Şevki’nin gözlerindeki o bütünüyle beyaza dönen parlaklığı ve zihnindeki o mühürlerin kırılışını gördüğü an, karşısındaki dedektifin artık sadece bir kurban değil, kontrol edemeyeceği bir güce dönüştüğünü anladı. Tetiğe basmaya yeltendi ama Şevki, panzehirin getirdiği o muazzam zihinsel berraklıkla elini uzatıp Cevat’ın namlusunu yukarı doğru saptırdı. Silah tavana doğru patlarken, Şevki diğer eliyle Cevat’ı sertçe duvara çarptı. Cevat sırtını duvara vurup yere çöktüğünde öksürerek gülümsedi. Ağzından sızan kanı elinin tersiyle silerken, sol avucunu yavaşça açtı. Avucunun içinde, tarikatın o bildik köstekli saati yerine, üzerinde kırmızı bir ışığın ritmik olarak yanıp söndüğü, askeri düzeyde küçük bir dijital tetikleyici duruyordu. "Beni vurmak bu kadar kolay olsaydı Şevki... 22 yıl boyunca o çocukları yönetebilir miydim sanıyorsun?" dedi Cevat, sesi her şeye rağmen hâlâ o ürkütücü kibirle doluyordu. "Bu evin altındaki temel kolonlarına Harun'un siber saldırısı başladığı an C4 patlayıcılar yerleştirdim. Eğer parmağımı bu pimden çekersem, Harun’un o gökyüzündeki oyuncakları da, senin o yeni uyanan dahi beynin de bu sokakla birlikte küle döner." Şevki namluyu Cevat’ın alnına dayamış halde durdu. Zihni o kadar hızlı çalışıyordu ki, patlayıcının tipini, kabloların evin hangi noktalarından geçebileceğini ve patlama dalgasının yayılma hızını saniyeler içinde hesaplayabiliyordu. Ama Cevat’ın asıl bombası bu değildi. Cevat, Şevki’nin tereddüt ettiğini görünce son darbesini vurdu: "Seni kurtaran o frekans aşısının içine Harun’un ne gizlediğini sanıyorsun evlat? Kardeşinin DNA şifresiyle sadece benim sistemimi açmadı; senin zihninin derinliklerindeki Stellantis Holding’e ait gizli ticari ve askeri algoritmaların kilidini açtı. Harun seni kurtarmadı Şevki, seni şirketinin en büyük canlı veri tabanı yaptı! Beni öldürürsen, Harun’un senin üzerinde ne planladığını, seni nasıl bir silaha dönüştüreceğini asla öğrenemezsin. Seçimini yap... Benimle gel ve bu şehri beraber diz çöktürelim, ya da burada Harun’un bir kölesi olarak öl." Kulaklıktan Harun’un sesi çılgın gibi geliyordu: "Şevki! Yalan söylüyor! Sakın tetiği indirme, o bir manipülasyon dehası! Ekibim içeri giriyor, evi tahliye edeceğiz, sakın onu dinleme!" Tam o sırada, dışarıdaki zırhlı araçlardan birinin tavanındaki projektörün güçlü ışığı kırılan kapıdan içeri sızdı. Sokaktaki çatışma sesleri bıçak gibi kesilmiş, Harun’un özel timi evin girişini tutmuştu. Cevat gözlerini Şevki’ye dikti, pimin üzerindeki başparmağını milimetrik olarak gevşetti: "3... 2..." Şevki, zihnindeki o devasa berraklık ve iki güç arasındaki o korkunç denklemle baş başaydı. Cevat’ı öldürmek kardeşinin intikamı demekti ama Harun’un asıl niyetini öğrenemeden havaya uçmak ya da bir piyon olarak kalmak demekti. Şevki ani bir kararla silahın namlusunu indirdi ve odanın arkasındaki pencereye doğru fırladı. Tam pencereden dışarı, bahçedeki çalılıklara doğru kendini bıraktığı anda Cevat pimi bıraktı. BOOM! Güvenli ev, kulakları sağır eden devasa bir patlamayla sarsıldı. Alev topları geceyi aydınlatırken, Harun’un yukarıdaki dronları patlamanın etkisiyle savruldu. Şevki, patlama dalgasının etkisiyle bahçenin dışındaki beton duvara fırladı ve sırt üstü yere düştü. Gözleri yavaşça kapanırken, alevlerin arasından bir gölgenin, Cevat’ın sarnıç dehlizlerine benzer bir gizli çıkıştan çoktan sıyrıldığını fark etti... ya da öyle olduğunu umdu. Kulaklığından Harun’un cızırtılı ve endişeli sesi geliyordu: "Şevki? Şevki! Beni duyuyor musun? Ekip, hemen bahçeye yönelin!" Şevki’nin gözleri tamamen kararmadan önce zihninde beliren son şey, 22 yıl önce kardeşinin elini tuttuğu o son saniyeydi. Artık geçmişini biliyordu. Kim olduğunu biliyordu. Ve hem Cevat’ın hem de Harun Soykan’ın onun peşini bırakmayacağını çok iyi biliyordu. SON MU ?