KIRIK AYNA

Gökyüzünde ve Karada Savaş: Teknolojik Müdahale

Yazar:

KIRIK AYNA - Gürkan koparan kitap kapağı
KIRIK AYNA kitap kapağı

Harun’un ekranındaki görüntü dalgalanırken sesi her zamankinden daha sert ve kararlı çıkıyordu: ​ "Şevki, evde kal ve pencerelerden uzak dur! Cevat senin sıradan bir polis olduğunu sanıyor, arkandaki teknolojik ve finansal gücü hâlâ hafife alıyor. Onu kendi kibriyle vuracağız. Zaman kazan, ekibim müdahale ediyor!" ​Harun malikanesindeki ana komuta merkezinden terminale bağlandı. Stellantis Holding'in lojistik ve güvenlik ağından gizlice fonladığı, tamamen otonom ve ağır zırhlı özel güvenlik timini (Black-Ops) tek bir tuşla harekete geçirdi. Şevki’nin bulunduğu güvenli evin koordinatları, Harun’un özel uydusu üzerinden sisteme yüklendi.Güvenli evin dışındaki sokakta, Cevat elindeki köstekli saati cebine koyup müritlerine "Giriniçeri" talimatı vermek üzereydi ki, gecenin karanlığını yaran elektromanyetik bir uğultu duyuldu. ​Güvenli evin çatısının üzerinden, Harun’un lojistik şirketine ait görünen ama altından ağır makineli tüfekler ve EMP (elektromanyetik darbe) silahları sarkan üç devasa askeri dron belirdi. Dronlar sokağa yaklaşırken, yaydıkları yüksek frekanslı EMP dalgası tarikatın siyah minibüslerinin motorlarını ve farlarını anında patlattı. Sokak bir anlığına tamamen karanlığa gömüldü. ​Hemen ardından, sokağın iki ucundan farları kapatılmış, askeri düzeyde zırhlı iki büyük SUV siyah minibüsleri arkadan ve önden bariyer oluşturacak şekilde sıkıştırdı. Araçlardan, gece görüş gözlüklü, yüksek teknolojik zırhlara sahip Harun'un özel timi indi. ​Müritler neye uğradığını şaşırmı unştı un. Sarnıçtaki o antik büyü büyü bozulmuş, yerini modern bir siber-askeri operasyona bırakmıştı. Sokakta amansız bir susturuculu silah çatışması başladı.Dışarıda cehennem koparken, Şevki evin içindeki bilgisayarın başında, beynine saplanan korkunç bir ağrıyla dizlerinin üzerine çöktü. Cevat’ın bahsettiği o hücresel çökme tam da şu an başlamıştı. Gözleri kanlanıyor, kulağından ince bir sızıntı geliyordu. Bilgisayar ekranındaki yükleme çubuğu ise işkence eder gibi yavaş ilerliyordu: %92... %95... ​Dışarıdaki çatışma seslerinin arasında, Harun kulaklıktan bağırdı: ​ "Şevki! Ekibim Cevat’ın adamlarını bastırdı ama Cevat ortada yok! Karmaşadan yararlanıp eve doğru sızmış olabilir, dikkat et! Yükleme bitmek üzere!" ​Şevki zorlukla kafasını kaldırdı. Tam o anda güvenli evin ahşap kapısı sert bir tekmeyle kırıldı. İçeri giren, yüzü dumandan ve öfkeden tanınmaz hale gelmiş olan Cevat ’tı. Elinde susturuculu bir tabanca vardı. Doğrudan bilgisayara ve Şevki’ye doğru yürüdü: ​ "Seni benden çalmalarına izin vermeyeceğim Şevki! Eğer benim olamayacaksan, bu dünyada hiç var olmamış olacaksın!" ​Cevat silahı Şevki’nin alnına doğrulttuğu an, bilgisayardan tiz ve rahatlatıcı bir "bip" sesi yükseldi: ​[ FREKANS AŞISI DOSYASI TAMAMLANDI. KABLOSUZ AKTARIM BAŞLATILIYOR... ] ​Harun’un tasarladığı o sinyal, odadaki yüksek frekanslı verici üzerinden Şevki’nin beynindeki yapay sinapslarla eşleşti. Şevki’nin gözleri tamamen beyaza döndü. 22 yıldır kilitli kalan o mühürlü oda zihninde bir bomba gibi patladı. Kardeşinin çığlıklarını, Cevat’ın laboratuvardaki o soğuk neşterini, yetiştirme yurduna bırakılmadan önceki o son karanlık geceyi... Her şeyi, tüm çıplaklığıyla aynı anda hatırladı. ​Zihni artık aşırı yüklemeden erimiyordu; aksine, kusursuz bir berraklığa ve daha önce hiç hissetmediği bir algı seviyesine ulaşmıştı. Cevat’ın tetiğe basmak üzere olan parmağının hareketini bile adeta ağır çekimde görüyordu.Şevki, panzehirin verdiği o üstün zihinsel berraklık ve refleksle, Cevat daha tetiği çekemeden yerden destek alıp ileriye doğru fırladı. Şimdi geçmişini tamamen hatırlayan, kardeşinin intikamıyla yanıp tutuşan bir başyapıt olarak Cevat ile burun buruna.

Bölümün tamamını WritePad'de oku