Sarnıçta Büyük Kaos
Yazar: Gürkan koparan

Harun, sarnıçtaki ses sisteminden yükselen cızırtıları ve Cevat’ın ayak seslerini duyduğu an yakalandıklarını anladı. Şevki’nin köşeye sıkışmasına izin veremezdi; ne pahasına olursa olsun o kapıyı açmış, bu ölümcül oyuna dahil olmuştu. Malikanesindeki gizli sunucu odasında, parmakları klavyenin üzerinde adeta uçtu. Cevat’ın sistemini hacklemek için aylardır arka kapıdan sızdırdığı zararlı yazılımı (trojan) tek bir tuşla aktif hale getirdi.Cevat, Şevki’ye doğru kibirli bir adım atıp saatinin tıkırtısıyla onu manipüle etmeye hazırlanırken, sarnıcın devasa fanları bir anda sustu. Ardından kulakları tırmalayan bir kısa devre sesi yükseldi. Sunucu odasından kıvılcımlar fırlarken, sarnıcı aydınlatan tüm projektörler ve yeşil ışıklar aynı anda patladı. Tüm yeraltı merkezi zifiri karanlığa gömüldü. Sadece kardeşinin içinde yattığı kriyojenik kapsülün acil durum kırmızı ışığı Şevki’nin yüzüne vuruyordu. Karanlığın içinden Harun’un sesi kulaklığında son kez çınladı, bu sefer çok daha netti: "Şevki! Sarnıcın tüm güç şebekesini çökerttim. Cevat’ın sistemi şu an kör. Güvenlik kameraları, silahlı müritlerin telsizleri, her şey gitti! Sana 3 dakika kazandırabilirim, sonra yedek jeneratörler devreye girecek. Ne yapacaksan şimdi yap!"Karanlık çöktüğü an Şevki’nin dedektiflik refleksleri devreye girdi. Cevat’ın şaşkınlıkla "Ne oluyor?!" diye bağırdığını duydu. Müritlerin sarnıcın uzak köşelerinden gelen panik dolu bağırışları taş duvarlarda yankılanıyordu. Şevki hiç vakit kaybetmedi. Kapsülün kırmızı acil durum ışığından faydalanarak kardeşinin donmuş elini yakaladı ve hemen panelin üzerindeki biyometrik DNA tarayıcıya bastırdı. Kapsül, jeneratör bataryasından aldığı son güçle biometrik veriyi okudu: [ BİYOMETRİK VERİ EŞLEŞTİ. ANA VERİ TABANI KİLİDİ AÇILDI. ] Cebindeki veri çekici cihaz çılgın gibi titremeye başladı. Harun, sisteme sızan virüsün açtığı gedikten yararlanarak Şevki’nin beynindeki mührü çözecek frekans kodunun kalan %60'lık kısmını devasa bir hızla çekmeye başladı. Veri yüklemesi: %75... %88... %95... Tam o sırada, karanlığın içinden buz gibi bir el Şevki’nin boğazına yapıştı. Cevat, yaşından beklenmeyecek bir güç ve çeviklikle Şevki’yi sarsarak kriyojenik kapsülün camına çarptı. Cevat’ın gözleri karanlıkta adeta parlıyordu: "Seni ben yarattım Şevki! Benim teknolojimi, benim kodlarımı bana karşı kullanamazsınız! Harun o kodları alsa bile seni kurtarmayacak, seni kendi şirketi için bir köle yapacak!" Şevki nefes almakta zorlanıyordu ama elini belindeki silaha attı. Tetiği çekmek üzereydi ki sarnıcın derinliklerinden gelen bir alarm sesi yankılandı: Jeneratörlerin devreye girmesine son 30 saniye kalmıştı. Işıklar yandığı an, sarnıçtaki onlarca silahlı mürit bu odayı kurşun yağmuruna tutacaktı. Cihazın üzerindeki ışık yeşile döndü: Yükleme tamamlanmıştı, frekans kodu artık Harun’un elindeydi!Şevki, Cevat’ın boğazındaki ölümcül pençesinden kurtulmak için tüm gücünü topladı. Jeneratörlerin devreye girmesine saniyeler kala, dizini sertçe Cevat’ın göğsüne geçirerek yaşlı adamı geriye doğru savurdu. Cevat, kardeşinin kriyojenik kapsülünün üzerine sendeleyerek düşerken Şevki, anahtarlık görünümlü veri çekiciyi bilgisayardan hızla söküp cebine attı. Tam o anda sarnıcın dev jeneratörleri büyük bir gürültüyle çalışmaya başladı. Projektörler sarsılarak yeniden yanarken, sarnıcın ana koridorundan onlarca müridin ayak sesleri ve silah kurma sesleri yankılandı. Şevki kulaklığına dokundu, nefes nefeseydi: "Harun! Veriyi aldım ama kapana kısıldım. Işıklar yanıyor, burası birazdan cehenneme dönecek. Bana bir çıkış yolu bul!" Malikanesindeki ekranların başında ter döken Harun, sarnıcın Bizans döneminden kalma eski mimari haritasını ekrana yansıttı: "Şevki, ana kapıya gitme, orası tamamen tutulmuş durumda! Durduğun odanın hemen arkasında, duvarın sol alt köşesinde eski bir sarnıç tahliye kanalı var. Osmanlı döneminde burayı kurutmak için açmışlar. O dehlize gir, seni doğrudan fabrikanın arkasındaki eski demiryolu tüneline çıkaracak. Acele et!…