KİRAN AĞACI MAHALLESİ - BENİ SEN İNANDIR

I- YANMIŞ TOPRAKTA FİLİZ VEREN TOMURCUK

Yazar:

KİRAN AĞACI MAHALLESİ - BENİ SEN İNANDIR - zönalid✨️ kitap kapağı
KİRAN AĞACI MAHALLESİ - BENİ SEN İNANDIR kitap kapağı

Merhabalar! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir 😘 İlk bölümümüz ile karşınızdayım ve umarım sevip beğenerek okuduğunuz bir bölüm olur. Bu bölümü yazmak benim için zor oldu çünkü Aylin'in hasta olduğunu öğrendiği bölüm bu bölümdü. Her şeyin başından itibaren okuyoruz yani. Bu bölüm genel olarak melankolik bir bölüm oldu. Aylin'in sürekli değişen duygularını umarım istediğim gibi yansıtmışımdır yazıya. Eğer bunu başarmışsam lütfen bölüm sonunda beni bilgilendirin olur mu? Bu bölüm hakkındaki en çok merak ettiğim şey bu, hissetmeniz. Şimdi sizi bölüm ile baş başa bırakıyorum, iyi okumalar 😘🌷 ❤️‍🩹 BENİ SEN İNANDIR -Kiran Ağacı Mahallesi- (Aylin Okşan) ✨️ BÖLÜM BİR: YANMIŞ TOPRAKTA FİLİZ VEREN TOMURCUK Hayatta bazen ummadığınız şeyler ummadığınız anda başınıza gelebilirdi. O an için tek yapmanız gereken durumu kabullenmek ve bir çözüm yolu aramak olmalıydı. Ama insanoğlu bir durumu anında kabullenip buna çözüm aramak için programlanmada biraz geride kalıyordu. Çoğunun ilk tepkisi yaşadığı olaya göre duygusal tepki vermek olur. Bağırmak, ağlamak, hırçınlaşmak; panik atak geçirmek, sinir krizi geçirmek; tepkisiz kalmak. Tepkisiz kalmak ise aslında en büyük tepkidir çünkü içinde bütün tepkileri barındırır ama vücut ve beyin nasıl bir yol izleyeceğini şaşırır. O yüzden tepkisiz kalmak tepki vermekten daha kötü ve can yakıcıdır. Hayatım boyunca beni en çok üzen ve kahreden şeyin sevdiğim kişi tarafından sevilmemek olduğunu düşünüyordum. Ama bu her seferinde onun gülen yüzünü görene kadar sürüyordu. O mutluysa bende onun için mutluydum. Ondan yana onun için yüzüm hep güler içim kan ağlardı. Birkaç sene önce seneleri devirdiği sevgilisi Zuhal ile ayrılmışlardı, tabii sonra yine barışmışlardı. Gecenin bir yarısı sarhoş sarhoş sokağa kadar gelmiş ama eve girememişti. Kendi bahçelerine değil de bizim evin bahçesine girmiş, bahçe masamıza oturmuş, içi dışına çıkarcasına ağlıyordu. Masa benim odamın balkonunun altında kalıyordu, bu yüzden sesini çok rahat duymuştum. Gecenin saat üç buçuğuydu. Uykum hafif olduğu için ağlama sesine uyanmıştım. Havanın soğukluğuna bile aldırmadan balkona çıkmış ve aşağıya sarkıp ağlayanın kim olduğuna bakmıştım. Tahminlerim doğru çıkmıştı, içi dışına çıkarmışcasına ağlayan Adar'dı . Sevdiğim ama sevilmediğim kişi. Onu öyle görünce kalbimin teklediğini hissetmiştim. Bir an nefes almak canımı yakmış, gırtlağıma koca bir taş oturmasına neden olmuştu sanki. Kulaklarıma bir hıçkırığı daha dolduğunda bir saniye bile beklemeden ilk önce odamdan sonra da evden çıkmıştım. Üzerime gecenin soğuğundan korunmak için hırka almayı bile akıl edememiştim. Yanına gittiğimde ise Adar'ı korkutmamak için elimi omzuna koymuş varlığımı hissettirmiştim. Aynı zamanda da ona seslenmiştim. “Adar abi…” Ona ‘abi’ demek ne zordu. Kollarına gömdüğü kafasını kaldırıp gecenin karanlığında bile kıpkırmızı olmuş gözlerini görmemi sağladığında kalbim onun için sayamadığım kadar acı çekti, yine. O kız için kendine zarar veriyordu ve bundan hâlâ nefret ediyordum. Ama Zuhal'den Adar yüzünden nefret edemiyordum ve bu şu an bile canımı yakıyor. Beni fark ettiğinde ne olduğunu bile anlamadan belime sarılmış, kafasını karnıma yaslamıştı. Hâlâ ağlamaya devam ediyordu. Donup kalmıştım. Nefes almayı bile unutmuştum sanki. Asla böyle bir şey yapmasını beklemiyordum. Biz asla normal sarılmalardan ve kol kola girmelerden ileri gitmezdik. Sanki birbirimizden hususi kaçıyor gibi teması en aza indirgemiştik. Anlaşmış gibi. Yaklaşık bir dakika kadar sonra havada kalan ellerimi ilk defa saçlarına gömmüş ve yumuşak tutamlarını bir bebeğin saçlarını sever gibi sevmiştim. Zaten benim Adar'a karşı hissettiğim şey bir bebeğe karşı hissedilecek kadar saf bir sevgiydi. O kadar saf, temiz ve masum… Adar belime kollarıyla sıkıca sarılıp dakikalarca Zuhal için, “Aylin… Aylin…” diye sayıklayarak ağlamıştı. Dudaklarından bir süre sadece benim adım dökülmüştü. Artık ağlamaktan yorgun düşüp sızmadan önce ise, “Ne yapacağımı ben şimdi..? Ne yapmam lazım..?” dediğini duymuştum. Zar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku