6
Yazar: balık 🐟

Lavabodan koşarak çıktım ve kızları aramaya başladım, nereye gitmişlerdi. Ya öldülerse... "Sidelya" omzuma dokunan el ile yerimden sıçrayıp arkamı döndüm, "Kerim! aklımı aldın ya..." "Neden bu kadar korktun? betin benzin atmış... İyi misin sen?" "Yook... Yok bir şey" "Bir şey olmuş... Şu ölen çocuktan mı etkilendin? Sizin önünüze düşmüş sanırım" Yeşil gözler... Kurban genelde birbirlerine çok benzerler.. "Sidelya! Sen iyi olduğuna emin misin? " "Sen bu ölen çocuğu tanıyor musun?" "Muydun diyecektin sanırım... Evet o çocuğu biraz tanıyordum" Hep böyle olur... İnsanların akıllarında kalamazsın. En dehşet verici olayı dahi yaşasan bir insanın maksimum aklında 1 ay kalıyordun o da çok yakınınsa. Nice anneler vardı çocuğunu toprağa gömdükten sonra yokluklarına alışan. İnsanlar hayatlarını ölüm ve yaşam üzerine kurmuş bayat yaratıklardı sanırım... "Bana biraz ondan bahseder misin?" "Tabii... Yürüyelim mi?" Kafamı salladım ve yürümeye başladık, aklım kızlarda iken yanımda konuşan Kerime odaklanmak çok zor oluyordu. "Ölen çocuğun adı Candı... Türkiyeden gelmişti buraya okumaya" "Ne okuyordu onu biliyor musun?" "Hiçbir fikrim yok" "Hm, anladım. Peki ailesi?" "Ailesi ne?" "Aptal olma Kerim... Çocuğun ailesinin haberi var mı bu olanlardan?" "Tamam da Sidelya, çocuğun ailesi yoktu" "Nasıl yoktu?" "Ölmüş.. Neden olduğunu bilmiyorum ama buraya da bursla gelmiş" "Anladım.." "Neden bu kadar ilgilendin ki?" "Neden mi?" dedim, durdum ve Kereme döndüm "bir çocuk öldü, seninle aynı yaşta bir insan öldü Kerem. Nasıl bu kadar duygusuz olabilirsin ya? Onun yerine sen de olabilirdin!" Arkamı döndüm ve kızlara bakınmaya devam ettim, Okuduğum bir kitap da diyordu ki, birilerinin ölümü bir diğerinin yaşamıdır... Dünya üzerinde bir insan ölürken başka bir yerde bir bebek dünyaya geliyormuş. Ne acı aslında, iki olayda birbirinde daha acı... Ölüyorsun ama zamanını bilmiyorsun ve doğuyorsun bunun için bir isteğin bile yok belki de. "Sidelya!" Arkamı döndüm ve bana doğru gelen Zayeye baktım, "Neredesin sen?" "Arkamdan geliyorsunuz sandım ne bileyim ben.... Alendiria nerede? "Senin yanında değil mi?" "Hayır, siz birlikte değil misiniz?" "Telefonunu bana verip arkandan geldi, ben sandım ki.... Siktir! ya bir şey yaptıysa o manyak Alendiriaya" "Telefonumu ver bana!" Zayenin arka cebinden çıkardığı telefonumu elime aldım ve karıştırmaya başladım... Yeni gelen mesaj yoktu "Zaye sınıfa gidip bakalım belki oradadır" Hızla okula girdim ve elimi arkaya doğru uzattım, "ne?" "Sorgulama elimi tut,seni de kaybetmek istemiyorum" "O da ne demek? Neler oluyor anlatacak mısın artık?" "Ben..." Duyduğum bildirim sesiyle gözlerim elimde ki telefonuma kaydı ve hızlıca ekrana baktım. - Ah benim minik İncim... Gölgenden kaçamazsın. Ne demişler bilirsin bir minicik Alendiria varmış... "Bana bak ruh hastası ona dokunursan seni kendi ellerimle öldürürüm duydun mu beni!" "Sidelya ne oluyor? Bir şey mi yapmış Alendiriaya? "Sakin ol Zaye bir şey yok... Korkma sınıfa gidelim hadi" -Bir tavşan varmış, biliyor musun? ben tavşanları hiç sevmem. Nerede kalmıştık... Hah, bir tavşan varmış amma da aptalmış. Kurdun güzel yemeği olmuş... 10 Sidelya Hayır, ne olur bu olamaz... -Yoksa geç mi kaldın Sidelya.... 8 "Ne olur ona dokunma! Ne istiyorsan kabul... Evet ben kötü biriyim!" Merdivenleri çıkarken bağırarak onu oyalamaya çalışıyordum ama o hiç durmadan geriye doğru saymaya devam ediyordu. Sınıfın kapısının önüne geldiğimiz de Zaye de bende nefes nefese kalmıştık. - Hadi aç kapıyı ve görmekten korkup kaçtığın bütün gerçeklerle yüzleş İncim.... 0