KİLİTLİ BİLDİRİM

Son Komut

Yazar:

KİLİTLİ BİLDİRİM - Cemrenur Top kitap kapağı
KİLİTLİ BİLDİRİM kitap kapağı

​Ekranda parlayan kan kırmızısı yazı, ikisinin de üzerine bir duman gibi çöktü. Alya’nın parmakları telefonun soğuk camına yapışıp kalmıştı. Yanında oturan çocuk, bakışlarını kendi ekranından çekip Alya’nın elindeki telefona dikti. Yüzündeki o soluk, yorgun ifade bir anda yerini sert bir öfkeye bıraktı. ​"Ben Eren," dedi çocuk, sesindeki o kuru ve pürüzlü tonla. Alya ilk kez onun adını duyuyordu. Eren cebinden çıkardığı elini Alya’nın bileğine geçirdi, tutuşu sıkı ama sakindi. "Bana bak Alya. Yapmayacaksın. Bu görevi de yaparsan geri dönüşün kalmayacak, anlıyor musun beni?" ​Alya gözlerini Eren’e çevirdi. Gözpınarlarında biriken yaşlar yanaklarına süzülmek üzereydi. "Anlamıyorsun Eren... Yapmazsam dayım, ailem... Her şeyi geri alırlar." ​Eren acı bir tebessümle başını iki yana salladı. "Neyi alacaklar Alya? Sen zaten hiçbir şeye sahip değilsin ki! Kendine bak... Yaşayan bir ölüden ne farkın var? Seni bir kukla gibi kullanıyorlar, hatta kukla yapmışlar bile! Parmağında bir ip var ve onlar ne tarafa çekerse oraya sürükleniyorsun. Bu görevi yaparsan bir sonrakini verecekler, sonra bir yenisini... Onların doymak bilmeyen bir iştahı var ve sen verdikçe tükeneceksin!" ​Eren bileğini bıraktı, ayağa kalktı. Alya’nın gözlerinin içine son bir kez baktı. "O telefonu bir daha açma," dedi ve arkasını dönüp hızlı adımlarla okul binasına doğru yürüdü. ​Zil çaldı. Günün geri kalanı Alya için adeta bir sis perdesinin arkasında geçti. Eren de Alya da kendi sınıflarına dağıldı. Koridorlarda karşılaştıklarında bile Eren gözlerini kaçırdı; söyleyeceği her şeyi söylemişti. Ders boyunca öğretmenlerin sesi Alya için sadece anlamsız bir uğultudan ibaretti. Masasının altında gizlediği telefon, cebinde patlamaya hazır bir dinamit gibi ısınmaya devam ediyordu. ​Gece yarısına doğru evde hayat tamamen sustu. Annesinin, babasının ve iyileşen dayısının odalarından gelen düzenli nefes sesleri, Alya’nın içindeki o devasa fırtınayla tezat oluşturuyordu. Saat tam 00:00’ı gösterdiğinde telefonunun ekranı, o kapkaranlık odada tek başına aydınlandı. ​Uygulamadan gelen bildirim, Eren’in uyarısını silip süpüren o son, vurucu darbeydi: ​"Sona geldin Alya. Vicdanının, korkularının ve borçlarının yükünü taşımaktan yoruldun. Artık bu oyunu bitirme ve sonsuz huzura kavuşma vakti. Eğer aileni ve sevdiklerini sonsuza dek güvende tutmak istiyorsan, deniz yamacına git. Köpüklerin birleştiği o yüksek kayalıktan kendini boşluğa bırak. Özgürlük, suyun altında seni bekliyor." ​Alya yataktan yavaşça kalktı. Ağlamıyordu bile. Zihnindeki o günlerdir süren gürültü, bildirimi okuduğu an garip bir şekilde bıçak gibi kesilmişti. Tarikat ona "huzur" vaat ediyordu. Bu kabusun bitmesi, ailesinin güvende kalması ve vicdanının susması için tek bir adım kalmıştı. ​Üzerine ince montunu aldı. Kapıyı son bir kez, hiç ses çıkarmadan arkasından kapattı. Gecenin zifiri karanlığında, rüzgarın sertçe estiği ve dalgaların kayalıklara çarparak köpürdüğü o yüksek deniz yamacına doğru yürümeye başladı. Her adımında Eren’in "Seni kukla yapmışlar" sözü çınlıyordu ama Alya için artık çok geçti. Uçurumun kenarına vardığında, aşağıda çırpınan karartılı sulara baktı... EVETTT yeni bir karakter daha girdi işin içineee bu Eren ne iş kurtarabilecek miii

Bölümün tamamını WritePad'de oku