Kılıçların Ardındaki Kalp

1.Bölüm: 𝙳𝚊𝚗𝚜 𝚎𝚍𝚎𝚗 𝚜𝚊𝚛𝚖𝚊𝚜̧ı𝚔𝚕𝚊𝚛

Yazar:

Kılıçların Ardındaki Kalp - Melekk kitap kapağı
Kılıçların Ardındaki Kalp kitap kapağı

🎶 𝓐𝓵𝓵 𝓣𝓱𝓮 𝓣𝓱𝓲𝓷𝓰𝓼 𝓢𝓱𝓮 𝓢𝓪𝓲𝓭 — 𝓽 . 𝓐 . 𝓣 . 𝓾 . Çiçeklerle kaplı mükemmel, cenneti andıran bir manzara… Acaba gerçekten cennette miyim ben? Ama bu nasıl olur ki? Az önce uykuya dalmamış mıydım? Çevreme bakınıyorum, nerede olduğumu anlamaya çalışıyorum. Hayır, burası Laros değil, daha farklıydı. “Melindaaa, sesime gel!” Birden irkilip arkamı dönüyorum. Birisi adımı fısıldıyor ama asıl dikkat edeceğim şey bu değildi; burada tek başıma olmamamdı. Sesin geldiği yöne doğru koşuyorum. Simsiyah, omuzları geniş, dağınık siyah ama gür saçlı, çene yapısı sivri, gözleri hafif çekik bir adamla... Siyah gözlerle karşılaşıyorum. Bunu ilk defa yaşamıyorum. Rüyadayım ama rüyada olduğumun da farkındayım. Yüce Tanrılar aşkına, nedir bu yaşadığım trajikomik şey? Daha kaç kez aynı kişiyle rüyamda karşılaşacağımı bilmiyorum. “6 yaşımdan beri seni rüyamda görüyorum; yetmiyor bir de aynı şeyleri fısıldayıp duruyorsun,” diyorum. Upuzun bakmaya devam ediyorum ama o ifadesizce bakmayı sürdürüyor. “Cevap ver artık! Rüyada olup, rüyada olduğumu anlayacak kadar bilincim gelişti.” Yine bir cevap yok. “Sesime gel derken sadece sesime gelmeni kastetmiyorum, Melinda.” Gözlerimi kocaman açıp genç adamın yüzünü inceliyorum ama az önceye kıyasla en ufak bir duygu dalgası sezemiyorum. Daha ne kadar sürecek bu? Dilsiz bir insandan konuşmasını istiyormuş gibi çırpınıyorum. “Ben seni tanımıyorum. Burada yıllardır aynı bakışlarla, aynı cümlelerle neden karşıma çıktığını anlayamıyorum.” Çaresizce bakınmaya devam ediyorum ama hâlâ bir ses yok. İfadesiz bakışları iki gözüm arasında mekik dokurken, o son sözü işte böyle sonlandırdı: “Bir gün, o gün yakındır ki bana geleceksin. Tanrılar seninle beni tek ruhta ebedi kıldı. En çaresiz hissettiğin anda kendini benim yanımda bulacaksın. Özümüz birse nasıl kadere karşı gelelim ki?” Duyduklarım karşısında artık şaşkına uğramıyordum ama her geçen gün aklım daha çok karışıyordu. Bir rüyanın etkisinde kalacak kadar aptal olamazsın Melinda, hayır! Upuzun bakışmamızdan sonra gözden kayboluyor; cenneti andıran manzaranın havasında süzülüp gökyüzüne karışıyor. Gözlerimi birden hızlıca aralayıp tavanı seyretmeye başladım. Düşünmek istemezcesine ellerimi yüzüme götürüp ovuşturdum. Saat henüz erkendi ama gevşeklik yapmayı hiç sevmezdim. Belki de en dikkat ettiğim nokta buydu: Gevşeklik yok; düzen ve zamanı iyi değerlendirme var, Melinda! Kollarımı kaldırıp uzunca bir esnemeden sonra yataktan çıkıp dolabıma doğru ilerledim. Odamın huzurlu yanını seviyordum: Köşede yanan ve çevresinde minik minderler olan bir şömine, boydan boya uzanan ve Laros’u izleyebileceğim kadar büyük bir cam, altın işlemeli kahverengi duvarlarımla bembeyaz yatağımın üstünden uzanan tüllerim... Masallardan fışkırırcasına "ben buradayım" diyordu. Tuvalet masasına doğru ilerleyip ısıttığım tarağımla beyaz saçlarımı taradım. Tararken aklım hâlâ bambaşka yerlerdeydi. Anlamıyorum, yaşım ilerledikçe farkındalığım arttığı için mi şu anda böyle takılıyordum? Belki de bir falcı veya büyücüye rüyalarımı anlatmam gerekir… Üzerime kare yakalı, balon kollu, hafif göğüs dekolteli ve sarı mücevher işlemeli bir elbise geçirdim. Babam, özel olarak üst sınıf terzilere bizzat zevkime uyacak şekilde diktirirdi. Aşağı merdiven tırabzanlarına tutunup yemek odasının bulunduğu yere indim. Geç kalmamıştım ama kanımda adrenalinin gezdiğini hissediyordum. Gözlerimi kapadım, derin bir nefes alıp kapıyı çaldıktan sonra açtım. Yine aynı şekilde geniş, upuzun bir dikdörtgen masa ve aydınlatma içinde şamdanlar bulunuyordu. Hizmetkarımız Veronika beni gördüğü an servisimi hazırlamaya başladı. Adımlarımı sürdürüp abim Tristan’ın yanına oturdum. Sarı saçlı, 24 yaşında, mavi gözlü, kasabanın kızlarını kendine hayran edecek kadar yakışıklı bir adamdı. Pek anlaştığımız söylenemezdi ama o kadar da birbirimize düşman değildik. Bakışlarımı masada gezdirirken boş olan sandalyeye gözüm takıldı; annemizin sandalyesiydi bu. “Kraliçemiz nerede?” diye sordum. Ne kadar bizim anne babamız da ol…

Bölümün tamamını WritePad'de oku