Siyah'ın Elli Tonu
Yazar: Tufan Korkmaz

Karan sorgu odasında tek başına kalmıştı. Gökçe ve Selim sorgu odasından ayrılmış, Karan'ı Şah ile bırakmıştı. "Doğru mu?" dedi Şah, düştüğü yerden doğrularak. Karan adamın yüzüne doğrudan bakıyordu. "Vera deşifre oldu. SVR için çalıştığı açığa çıktı." dedi. "Demek doğruymuş." Şah yüzündeki kanları ceketinin koluyla temizledi. "Yerinde olsam çoktan bildiklerimi anlatmıştım." Oda kısa süreliğine sessizleşti. Sanki Şah bunu ciddi ciddi düşünmüştü. "Tanık koruma programı istiyorum." dedi aniden. Karan derin bir nefes aldı. "İmkânı yok." dedi. "Olmalı. Başka türlü konuşmam." "Devlet seni korur." dedi Karan. Ardından ekledi: "Eğer konuşursan bizzat benim korumam altında olursun." Şah, kan bulaşmış sakallarını sildi. "Samimiyetimin göstergesi olarak, sizin için kritik bir bilgi vereceğim." Ardından ayağa kalktı. "Ama devamını tanık koruma programı olmadan anlatmam." Karan ciddileşmişti. "Önce samimiyetini görelim." dedi. "Şiyar Agir. Ülkenizde..." Cümlesini Karan tamamladı. "Kırmızı listede aranan terör örgütü lideri, biliyorum." dedi başıyla onaylayarak. "Lakabı 'Çiyager'. Bu adamda bir harddisk var. Ve bu harddisk Prag'a gitmek için bu adamda saklanıyor." Karan tüm odağını Şah'ta toplamıştı. Şah cümlesine devam etti. "Küresel ölçekte MİT'in birçok personelinin isimleri ve yerleri mevcut. Fotoğraflarıyla birlikte." Karan'ın çenesi kasıldı. Vücudunu dikleştirdiğinde bedeni yay gibi gerildi. Oturduğu yerden hafifçe doğruldu. "Teslim tarihi ne zaman?" Şah Karan'a baktı. "Eğer öne alınmadıysa üç gün sonra." "O harddisk uluslararası arenadaki terör liderleri ve finansörleri için çok değerli. Öne alınmış olabilir." dedi. Karan hızla kapıya doğru ilerleyerek dışarı çıktı ve ağır kapıyı kapatarak kilitledi. Ardından koşarak üst kata çıktığında Gökçe ve Selim karşılıklı konuşuyorlardı. "Gökçe." Gökçe arkasını döndüğünde Karan ile göz göze geldi. "Karan?" Karan yanlarına doğru ulaştığında, masadaki sürahiden bir bardak su doldurdu. "Müsteşarlıkla konuşmamız gerekiyor." "Ne oldu?" Selim de şaşkındı. "Bilmediğimiz ne var?" "Şah çözüldü. Teşkilatın örgüt içindeki personellerinin bulunduğu bir harddisk Şiyar Agir'de." Gökçe şok olmuş gibiydi. "Örgütlerdeki personellerin her birinin ifşalanması an meselesi." Selim yüzünü ovuşturdu. "Teslim tarihi ne zaman? Ve nereye?" Karan suyu içtikten sonra bardağı masaya bıraktı. "Şah'ın dediğine göre üç gün sonra. Prag'a." Gökçe'nin kaşları çatıldı. "Ama?" dedi. Karan istemeyerek cümle kuruyor gibiydi. "Öne alınmış olma ihtimali yüksek." Gökçe duraksadı. "Ya bu Şah'ın oyunuysa?" Karan'ın bakışları sertleşti. Doğrudan yere bakıyordu. "O zaman gereken neyse onu yapacağız." Ardından cümlesine devam etti. "Ama ya oyunsa diye bekleyemeyiz." Selim bir sigara yaktı, birini de Gökçe'ye uzattı. Karan bunu fark etti ancak gözlerini kaçırmıştı. Bunun üzerine bir sigara da Karan yaktığında, görüş alanına bir el uzandı. Gökçe'ydi bu. Sigarayı Karan'dan istiyordu. Karan, paketinden bir tane de ona uzatarak sigarasını alevlendirdi. "Ben Müsteşar ile görüşürüm. Sen ekibi topla, brifing ver. Yetişirim size." Selim de söze girdi. "Ben de kendi personellerimle ilgileneceğim. Siz yokken SVR işi bilfiil bende." Karan ise sigarasının külünü silkeledikten sonra büyük bir duman çekerek, boşluğa doğru üfledi. "Yalan söylüyor gibi durmuyordu." dedi. Gökçe'nin kaşları havaya kalktı. "Nereden anladın?" "Tanık koruma programı istedi." dedi Karan. "Üstelik bu, samimiyetinin göstergesiymiş. Öyle dedi." Gökçe sigarasından çektiği dumanı üfledikten sonra külünü silkeledi. Sigarayı ise kül tablasına bırakarak, saçlarını arkadan bağlıyordu. "Şiyar Agir'in nerede olduğunu bulmamız ne kadar sürer?" Selim'in kaşları düşünceli bir şekilde çatıldı. "Adam kırmızı listede aranıyor. Yanında elemanlayabildiğimiz kimse yok. Son görüldüğü yerler olsa da, bu işe Teşkilat değil Özel Kuvvetler bakıyordu." Ardından devam etti. "Tahminimce istihbarat almamız çok sürmez." dedi. Karan elini kaldırarak araya girdiğinde tüm gözler üzerindeydi. "Sadece üç günümü…