14. Bölüm
Yazar: Fatma Kilbas

15. BÖLÜM PART 1 × Yeni bölüm geldi 15. BÖLÜM Kahvaltıdan sonra hazırlanmak için odama çıkmıştım. Üzerime bileklerime kadar gelen kırmızı üzerinde beyaz çiçekleri olan kısa kollu düşük omuzlu elbisemi giydim. Uzun saçlarımı sıcaktan bunalmamak için saçlarımı topladım. Çantamı ve beyaz spor ayakkabılarımı elime alıp odadan çıktığımda ayakkabılarımı giyerken “Züleyha” diye seslenen babama “efendim baba?” Kahvaltı da ir şeyi vardı., “Kızım bir gel” çalışma odasından başını uzattı. Ayakkabımı yerine koydum. Çantamı portmantoya koyup babamın odasına girdim. Açık kapıyı ardımdan kapatırken “Buyur babam” babam çalışma masasının ardında koltukta oturdu. Eliyle önündeki koltuğu gösterdi. “Gel otur gültanem bakalım.” Derin bir nefes alıp koltuğa oturdum. Kazam mübarek olsun. Ellerimi dizimin üzerine koyup “Bir sorun mu var baba” diye sordum. Gözlerim babamın yüzünde dolaştı. Babam başını cama çevirip “Kızım babana söylemek istediğin bir durum var mı?” Al işte öğrenmiş. Kim söyler? Bilen bir ben bir kızlar bide o adam avukat. Kesin o söyledi. Kızlar böyle bir şeyi asla yapmazlar. Babama söylesem iş uzayacak. Söylemesem daha beter bir hal alacak. Ben ne yapacağım? Daha kafamda söyleyeceklerimi toplamadım ki ben. Var ya dam daha önce yapmadın şimdi gel beni döv diyor. Olan oldu eğip bükmeye, çevirmeye gerek yok olduğu gibi anlatalım. Battı balık yan gider. “Babam var ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum” elimi hızlı atan kalbimin üzerine koydum. Hava sıcak bastı beni “Neyi bilmiyorsun” babam ben oturup bunun provasını yapmadım. Neyi nasıl dile dökeceğimi, hangi kelimelerle derdimi anlatacağımı düşünmedim. Bunun biraz uzun sürmesi gerekmiyor mu? Hani derler ya gariban hırsızlık yapacak olduğu gece ay ilk akşamdan doğar diye. Babamın en son öğrenmesi gerekirken ilk öğrenmesi Şanssızlıkta ben gibi olmayın Başım eğip elimin biri kalbimin üzerinde diğeri yumruk yapıp dizimin üstünde yerdeki halıyla bakışıyorum. Dudaklarımı ısırıp gelen ağlama isteğimi bastırdım. “Yüzüme bak kızım” “bakamıyorum.” Bir damla yaş süzülürken babam kalkıp yanıma geldi. Ellerimi avuçları arasına alıp öptü. “Gül kızım bir sorun varsa söyle babana hadi ağlama” benim hayatıma aldığım adam yüzünden babamın yüzüne bakamıyorum. Ben her şeyi elime yüzüme yapıştırıyorum. Tek yaptığım düzgün iş severek yaptığım mesleğim. “Babam utanıyorum” babam yüzümü avuçlayıp yukarı kaldırdı. “Neden gül tanem babana anlat bu yaşlı adam bir çare bulur.” Bulur da ya bulamaz da her şey arap saçına dönerde benim yüzümden üzülürler ise diye içim içimi yiyor. Islak kirpiklerimi kırpıştırıp “Baba ben istedim benim yüzümden yüzünüzü eğdirdim” babam kaşlarını çattı. “Yavrum ne olduğunu de bakalım” “Sen bilmiyor musun?” Sorumla babam başını iki yana salladı. “Bilsem neden sorayım? Yüzün hep asık bir derdin var ki gülmüyorsun bende benimle paylaş istedim.” Babam bende biliyorsun sandım. Titrek aldığım nefes ciğerlerime ulaşırken “Babam o furkan iti tefeciden para almış” babam kaşlarını büktü. “Bundan bize ne kızım?” İşte bende onu diyorum kimse anlamıyor. Üstüme sümük gibi yapıştı. “Öyle değil adamlara benim ödeyeceğimi söylemiş adamlar paralarını benden tahsil edeceklerini söylüyor. Böyle bir şey mümkün değil dediler” başımı salladım. Burnumu çekip “adamlar ısrarla benden istiyor. “Ne demek bu senin adın yazıyor mu senette” sorun da o zaten “Hayır” babamın uzattığı peçeteyle burnumu sildim. Babam ayağa kalktı. “Sen vermezsin polis var. Bu saçmalık” dedim ben bu saçmalık diye “gittim. polis de bu olmaz dedi avukat da öyle dedi. Bunu gelde o tefecilere anlat.” “O iti öldüreceğim aldattığı yetmedi birde borcunu sana yüklemeye çalışıyor. Ulan it. Belliydi suratında meymenet olmadığını bildim de ben yanılıyorum dedim adam bildiğin tefeciyi başımıza bela etti. Lan adının yazmadığı borcu neden sen ödeyeceksin. Ben çok şükür beladan kurtulduk derken daha büyük bela açmış başımıza” “ben zaten adamlara ödemeyeceğimi dedim.” Ayağa kalkıp babamın gözlerine bakarak “Ne dediler” sinirden burun kemerini sıkan babam…