BÖLÜM 1
Yazar: Fatma Kilbas

1. BÖLÜM × Merhaba kekre kitabımın ilk bölümü ile karşınızdayım İlk yazdığım kitabım yazım yanlışı, mantık hataları olabilir. Keyifli okumalar Başlama tarihinizi buraya bırakın 1. BÖLÜM 31.08.2024 Küçük bir şehrin sahil kasabasında küçük şirin bir cafe işletiyorum ve ailemle yaşıyorum. Burası yemyeşil ağaçların ve masmavi denizin birleştiği ve küçük ama sıcak bir yerdi. Oturduğumuz bu tatil beldesinin bu mahallesinde herkes birbirini tanıyan, birbirlerini seven, birinin işi düştüğünde herkesin koştuğu sıcak bir yer, mahalledir. Mahallemiz yazın tatilcilerin önceleri pek uğramadığı ama son zamanlarda uğrak noktası olan bir kasabaydı. Burasının tanınmasında sosyal medyanın büyük bir etkisi var. Belediye başkanı tanınmak ve turist çekmek için çok çalıştı. Hatta ünlüleri getirip reklam filmi bile çekti. Bu reklam filminde benim cafemin bir kaç saniyelik bir görüntüsü bile vardı. Benim ise bu küçük tatlı mı tatlı sahil kasabada küçük bir cafem var. Kafem benim çocuğum gibi. Açmak için çok Uğraşmıştım ve sonunda hayalime ulaşmıştım. Bu hayalimi sekiz yaşında kurmuş yirmi dört yaşında da gerçekleştirmiştir. Cafemi açalı çok değil daha yeni altı ay oldu açılış yapalı. Yaptığım pasta, börekler, pizza ve bir sürü şeyler genç ve çocukları çekiyordu. Yinede iyi kazanıyorum. Gözlerimi güne pencereden içeri giren sabah yaz güneşiyle açtığımı ve mutlu huzurlu olduğumu söylemeyi çok isterdim. Ama maalesef öyle bir şey aile evinde ve senden büyük bir abi birde erkek kardeşin varsa bu durum imkânsız. Her sabah istisnasız aynı şakaya maruz kalıyorum. Başka bir şey deneyin ya hep aynı şaka baydı. Yüzüme dökülen buz gibi suyla hızla yattığım yataktan doğruldum. Gözlerimi sımsıkı kapatıp kendime gelmeyi bekledim. Uyurken insanın üstüne buz dolu su dökülmez ya Yüzümdeki suyu elimle silip gözlerimi açtım. Yavaşça başımı sinirle çevirdim. Ve Bana sırıtarak bakan kardeşime öldürecek gibi baktım. Benim bakışımla sırıtan ifadesi silinip setçe yutkunup hızla kapıya doğru koştu. Az önce sırıtan kendisi değildi di mi? Çünkü öldürmek eylemi sadece eyleme değildi. Yüzümde ne gördü bilmiyorum. Büyük ihtimalle canını alacak Azrail görmüştür. Azrailin insan şubesiyim şuan. Her an onu boğabilirim. Bağırarak yorganı üzerimden atıp yataktan kalktım. Bir şey oldu. Tam da o an her zaman olduğu gibi oldu ve benim ayağa kalkmam ile aynı zamanda yere kapaklanmam bir oldu. Acıyan canımla acıyla inledim. “Ahha anneciğim “ Yüzüme dağılan saçımı elimle sinirle yüzümden çekip karşımdaki çocuğa baktım. Sırıtan yüzünü dağıtmak istiyorum. Düştüğüm yerde adeta kükredim. “Yiğit!” Odadan çıkarken gülüyordu.Tekrar Bağırdım. "Yiğit!" Beni umursamadan koşarak odadan çıktı. Ayağa kalktığım gibi saç baş yolacağım için kaç tabii Yiğit’in kahkaha ve ayak sesleri merdivenden indiğini gösteriyordu. Düştüğüm yerde sinirle tepinip ayağımı yorgandan sinirle kurtardım. Yorganı yatağın üstüne attım. Her sabah aynı çile yeter ya Elimle destek alarak ayağa kalktığımda acıyan popomla topallayıp odadan çıktım. Asayan ayağımla merdivenleri zor indim. Bu acı nedir ya"of yiğit of” Aynı zamanda da söyleniyorum. “Ulan yiğit o çok sevdiğin saçlarını tek tek yolmazsam. Bana da firuze demesinler.” sesimi duysun diye bağırdım. Arkadaşlarımın evinde ablaları kardeşlerini zorbalar bu evde zorbalık gören benim. Ben kesin evlatlığım. Bunun başka bir açıklaması yok. Ayrıca neden her sabah bunları yaşıyorum. Kesin bir gün bir yerim kırılacak. Of. Merdivenleri indiğimde bizimkilerin sesleri mutfaktan geliyordu. Abim kesin Yiğit’e Sataşıyor babamda onları uyarıyor. Topallayıp mutfak kapısına geldiğimde annem ayakta çayları dolduruyor, babam vazgeçemediği gazetesini okuyor, bir gözü abimin ve yiğitin üzerinde. Abimle Yiğit ise birbiriyle şakalaşıyor. Yiğit’e onu öldürecek gibi bakıp başımı çevirdiğimde bardakları eline alıp arkasını dönen annemle göz göze geldik. Bir an durup kocaman açtığı gözleriyle bana baktı. Annem beni görünce "Allah" diye çığlık attı. Attığı çığlık ile bir adım geriledim. Ama gerilemez olaydı…