Kehribar Çiçeği

3. Bölüm: Sensiz

Yazar:

Kehribar Çiçeği – Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği – Şevval Nur Aydın kitap kapağı

“Bir gün beni unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.” (Oğuz Atay) ------- Kendimi yeniden aynı karanlık yıldızlı gecede buldum. Dört bir yanım çocukluğumu çalan demir zindanlarla çevriliydi. Kimisi kırmızı, kimisi mavi, kimisi turuncu yüzlerce hapishaneyle doluydu etrafım. Kim bilir benim gibi kaç çocuğa daha mezar yapmışlardı bu kutuları? Kim bilir benim gibi kaç can daha korkuyla titremişti hapsolduğu karanlıkta? Kim bilir kaç kişi daha bu kutulardan çıkmanın bedelini canıyla ödedi? Kim bilir benden sonra kaç umut daha yok oldu burada? Etrafımı izlerken adımlarım gecenin karanlığında keskin nişancı tüfeğiyle yürüyen bir adamın peşinden gitmeye zorladı birden beni. “Çet,” dedim onu görür görmez. Arkası dönüktü. O beni görmüyordu ama ben onun Çet olduğunu bastığı yeri titreten adımlarından çoktan tanımıştım. Bu korkunç yerdeki tek iyi şey hiç şüphesiz ki benim biricik sadık dostumdu. “Çet,” diye seslendim ona ama bana dönüp bakmadı bile. Onun tüfekle nişan alıp önüne çıkan adamları teker teker indirişini izledim. Yere yığılan adamların yanlarından geçtim. Çet’i takip ettim yıldızların altında. “Çet!” diye yeniden seslendim ama duymadı beni. Yakasına yapıştığı bir adamı konteynerin kapısına sertçe yaslamış, “Oğlum nerede?” diye adeta gürlemişti. Adamın dudaklarındaki iğrenç gülümsemeye baktım. Alaycı bir kıkırtıyla baktı Çet’in yüzüne. Çet oğlunun yokluğunda aklını kaybetme noktasına gelmiş gibiydi. Delirmiş gibi gülen bu sefer o oldu. Adamın boğazına sarıldı elleri. “Oğlum nerede?” diye bağırdı Çet yeniden. Sesi öyle yüksek çıkmıştı ki karşı yakadan bile bir babanın acı dolu feryadını duyduklarına emindim. Adam mosmor olana kadar boğazını sıkmaya devam etti. Parmaklarının uyguladığı baskı anbean artıyordu. Ne zaman ki adam öleceğini anlayıp da can havliyle, “Ameliyatta,” dedi işte o zaman adamın boğazını sıkmayı bıraktı Çetin Sancaktar. Boğazını bıraktı bırakmasına da oğluna bunu yapanların canını bağışlayacak mıydı? Öylece gitmesine izin mi verecekti oğluna bunu yapanların? Elbette ki hayır! Adam, Çet’in onu bırakmasıyla boğazındaki acının ve de nefessiz kalmanın verdiği halsizlikle aniden boşluğa kapaklandı. Nefessizlikten yüzü mosmor olmuş, bedenine daha yeni alabildiği oksijenle yanan ciğerleri onu öksürmeye mecbur bırakıyordu. Gecenin karanlığında adamın öksürük sesleri yankılanıp duruyordu. Tam da o anda, adamın en savunmasız olduğu o anda, adamın kafasına tüfeğin namlusunu dayadı Çet. “Yerinde olsam son duamı ederdim,” dedi Çet dişlerinin arasından. Adam korkuyla, “Yalvarırım yapma,” dedi belki insaf edip de gitmesine izin verir diye. Adam her ne kadar yalvarırcasına canını bağışlaması için Çetin Sancaktar’ın öfkeden şimşekler çakan mavi gözlerine bakma cesaretini gösterse de bunun ona bir faydası olmadı. Çet çoktan tüfeğinin namlusunu adamın alnına dayamıştı. Gözünü bile kırpmadı tetiği çekerken. Korkunç bir ses kulağımı sağır etti geçti. Çet, konteynerlerin birinin önünde adamın beynini gözünün yaşına bakmadan dağıtmakla kalmamış, tam arkasını dönüp oğlunu görmeye gideceği sırada yakınlardan gelen çocuk çığlıklarıyla olduğu yere çivilenmiş gibi kalakalmıştı. Çet’in kendisine gelmesi, parmaklarının arasında varlığını koruyan tüfeğin varlığını hissetmesi ve yeniden harekete geçmesi bir hayli zaman aldı. Sesin geldiği yöne doğru gitti. Kapısı kilitli bir konteynerin kapısına dayadı kulağını. Duyduğu sesin geldiği konteynerin bu olmadığını anlayınca bu sefer bu sefer havaya karışan sese kulak verdi. Sesin farklı bir noktadan geldiğini fark etti. Koşar adım sesin geldiği başka bir konteynere doğru ilerledi. Önünde durduğu konteynerin kapısına yasladı başını. İçeriden yankılanan çocuk ağlamalarına karışan korku dolu çığlıkları duyunca aradığını bulmuş olmanın verdiği rahatlama hissiyle tüfeğini aldı eline. Kapıdaki kilidi tüfeğiyle sertçe vurup kırarak açtı. Tüfeği omzuna asıp demir zindanın kapıs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku