Kehribar Çiçeği

25. Bölüm: İz (Sezon Finali)

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“Bir çıkış yolu vardı; ama onu göremeyecek kadar yorgundum.” (Franz Kafka) ------- “Tanya!” Tatiana karnına saplanan kurşundan sonra yere yığıldı. Alihan kurşunu sıkan adamı öldürdükten sonra geçen tehlikenin ardından Sergey ile masanın arkasından çıkıp Tatiana’ya doğru koştuk. Sergey aksayan bacağına rağmen Tatiana’nın yanında olmak için var gücüyle koştu. Alihan küçük kızı Storonniki’den bir adamla gönderdi. Dmitry ise Tatiana’yı kollarının arasına aldı. Tatiana gözlerini daha yeni kavuştuğu çocukluk aşkının gözlerine dikmişti. Dmitry gözyaşlarıyla Tatiana’nın elini tuttu. “İyi olacaksın,” dedi Dmitry titreyen sesiyle. Tatiana cevap vermedi. Gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu. Dmitry onu kucaklayıp salonun dışına doğru gitti. Alihan’ın yardımıyla Sergey’i de alıp salondan çıktık. Ambulansın gelişi, apar topar hastaneye gidişimizin benim için kabustan hiçbir farkı yoktu. Tatiana’yı ve Sergey’i ameliyata aldılar. Alihan tek bir telefonla salonda olanların üstünü Storonniki’ye örttürmekle kalmamış manevi kız kardeşi için tüm hastaneyi seferber etmişti. Hepimiz ameliyathanenin kapısının önünde Sergey ile Tatiana’nın çıkmasını bekliyorduk. İlk Sergey çıktı ameliyattan. Doktorların söylemesine bakılırsa turnike yapmasaymışım bacağını kaybedebilirmiş de. Şükürler olsun ki Sergey iyiydi. Bacağı iyileşecekti. İleride herhangi bir sıkıntısı da olmayacaktı. Hepimizi asıl düşündüren Tatiana’ydı. Saatler geçti onun ameliyata girmesinin üzerinden ama kimse çıkmadı o ameliyathanenin kapısından. Dmitry perişan olmuştu. Alihan dik dursa da içinde kopan fırtınayı ben biliyordum. Benim de onlardan farkım yoktu. Elim yüreğimdeydi. İçeriden gelecek iyi haberi beklerken gerginlikten kalbim sıkıştırıyordu. Biz içeriden haber beklerken Sergey’in gözünü açtığı haberi geldi. Alihan ile Dmitry Tatiana için beklediğinden Sergey’i görmeye tek başıma gittim. “Karalyóva,” dedi Sergey beni görür görmez. “Tanya nasıl? O iyi mi?” “Ameliyatta,” diyerek yanıtladım sorusunu. İkimizde ağlamamak için zor tutuyorduk kendimizi. Sergey, “Katır inatlıdır o. Hepimizi bırakır ama Dmitry’i asla bırakmaz,” dedi titreyen sesiyle. İlk kez onun söylediği şeye gülemedim. Yanaklarımdan süzüldü yaşlar. Sergey benim aksime tuttu kendini. Yeşil gözlerinde parlayan yaşları sakladı. Elimden tutup yalvarır gibi, “Ben iyiyim Karalyóva. Tanya’nın yanından ayrılma. Haber alırsan bana da söyle,” dedi. Onu başımla tasdikledim. Odadan çıkıp ameliyathaneye doğru adımladım. Ameliyathanenin olduğu koridora sapacağım sırada bir el bileğimden tutup durdurdu beni. Başımı çevirip elin sahibine, görmemek için belki de her şeyimi vereceğim o kişiye, Savcı Kalender Soykan’a baktım! “Bende seni arıyordum,” dedi savcı bileğimden tutup beni çekiştirmeye başlamadan hemen önce. İkimiz birlikte kimsenin bizi göremeyeceği bir noktaya geçtik. Savcı, öfke dolu gözlerini bana dikip, “Bana Veniamin ile haber göndereceğini söylemiştin,” dedi hiddetle. Ateş saçan bakışlarına bileğime uyguladığı baskı eşlik edince kolumu sinirle geri çektim. “Veniamin ortalarda yok. Olsaydı sana haber zaten verirdim.” “Bana bilmiyormuş numarası yapma Marin. İkimizde Veniamin’i Alihan Sancaktar’ın otelde alıkoyduğunu biliyoruz.” Donup kaldım. Yüzümdeki şaşkınlık ifadesinden olsa gerek, “Onu öldürmemiş,” dedi şüpheyle. O ne zaman bir durumdan şüphelense yüzüme aynen böyle bakardı. Gözlerini kısarak ve de karşısındaki kişinin kaderi kendi avuçlarındaymış gibi korkutmak istercesine bakardı insanın yüzüne. Şimdi de öyle bakıyordu. “Onu senin için sağ bıraktı,” dedi birden. “Sırf sen istedin diye Veniamin’in canını almadı. Onun kalbine tam olarak ne zaman girdin Marin? Bana ihanet etmeden önce mi yoksa ona ihanete kalktığın anda mı?” “Saçmalıyorsun. Alihan Sancaktar ihaneti affetmez,” dedim kendimi savunmak için. Tüm koridoru inletecek kadar yüksek sesle alaycı bir kahkaha patlattı. “Sen hayatına girene kadar bende öyle sanıyordum Marin ama görünen o ki adam senin uğruna tüm gemileri yakmakla da kalmıyor, gemilerle beraber limanla…

Bölümün tamamını WritePad'de oku