Kehribar Çiçeği

24. Bölüm: Gelin Çiçeği

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“Seninle yaşamayı seçtim, çünkü sensiz yaşamak mümkün değil.” (Pablo Neruda) ------- Gözlerimi yeni bir günün sabahına açtığımda Alihan’ın elimi tutarak uyuduğunu gördüm. Öyle derin uyumuştu ki eve geldiğimden bu yana ilk kez onu sabahın ilk ışıklarında böyle uyurken görüyordum. “Alihan,” diye fısıldadım onu uyandırmak için. Gözlerini açmadı. Kolunu üzerime atıp beni iyice yanına çekti. Başım boynuna yaslıydı. Bana sıkı sıkı sarılmış hiç bırakmak istemiyordu sanki. “Alihan,” dedim bu sefer uyarıcı bir tonda. “Beş dakika daha,” dedi uyku semesi. Saçlarıma gömdü yüzünü. Onu sözlerimle uyandıramayacağımı anladığımdan uzanıp yanağından öptüm. Gözlerini açtı. Dudaklarında uyku mahmurluğunun da etkisiyle sevimli bir gülüş belirdi. “Günaydın,” dedi neredeyse fısıltıyla. “Bugün düğün var Alihan. Geç kalmadan çıkmamız gerek, biliyorsun.” “Saat kaç?” diye sordu beni bıraktığı sırada. Yataktan kalkıp telefonumu aldım elime. Görünen o ki bir an önce çıkmazsak başta Tatiana olmak üzere herkes canımıza okuyacaktı. “Saat 11.00,” dedim dehşetle. Alihan apar topar kalktı yataktan. Onun üzeri giyinik olduğundan, “Sen hazırlanırken ben ev sahibi ile konuşacağım. Aşağıya gelirsin,” dedi ve gitti. Üzerimi değiştirdim. Eşyalarımı toplayıp elimde küçük bavulumla aşağıya indim. Alihan beni görür görmez elimdeki bavulu aldı. Ev sahibesi ve küçük kızlarıyla da vedalaştıktan sonra Alihan ile İstanbul’a dönmek üzere yola koyulduk. “Yetişiriz öyle değil mi?” diye sordum endişeyle. “Yetişiriz,” dedi Alihan kendinden emin bir şekilde. Uçakla yaklaşık iki buçuk saat sonra İstanbul’a iniş yaptık. Çıkmadan evvel Alihan’a hediye olarak aldığım tesbihi yanıma aldığım için memnundum. Tesbihi salonda ona vermeyi düşündüm. Ne de olsa düğüne hala vakit vardı. Havaalanından bizim için getirilen araçla düğün salonuna doğru yola koyulduğumuz sırada Sergey beni aradı. “Efendim Sergey,” diyerek açtım telefonu. Sergey telefonun arkasında şehadet getirdi. İçime düşen kuşkunun da etkisiyle, “Yine ne oldu?” diye sormadan edemedim. “Ben Tamada oldum ya şimdi.” “Evet,” dedim bir an önce sadede gelmesi için. “Düğün hazırlıklarından dolayı Tatiana’nın tokasını mücevherciden almayı unuttum Karalyóva. Eğer Tatiana bunu öğrenirse düğünüm var demez beni herkesin içinde hedef tahtasının önüne koyup kurşuna dizer!” “Panik yapma Sergey. Biz İstanbul’dayız. Tokayı alıp salona öyle geliriz. Sen biz gelene kadar durumu idare et yeter.” “Sen olmasan ölmüştüm Karalyóva.” Sergey’in uzun uzun beni övmeleri bitince telefonu kapattım. “Sergey yine ne yapmış?” diye sordu Alihan. İkimizde Sergey’in bir vukuata karıştığını sesinden anlardık. Alihan da anlamıştı. Ona durumu kısaca anlatıp acilen mücevherciye gitmemiz gerektiğini söyledim. “Orası çok ters bir yerde. Yetişmemiz için havada gitmemiz gerekebilir.” “O tokaları almamız şart Alihan Sancaktar. Tatiana bir kez evleniyor ve en mutlu gününde Çet’in yadigarını takması gerek.” “Helikopteri ayarlayacağım,” dedi Alihan sıkıntıyla. Onun birine açtığı telefonun üzerine güzergah değiştirdik. Mücevhercinin bulunduğu hana ulaşmamız epey uzun sürse de sonunda hana varabildik. Alihan, “Mücevherciyi tanıyorum. Sen arabada bekle,” dedi ve tokaları almak üzere gitti. Arabada bir süre onun gelmesini bekledim. Tam o sırada telefonuma bir mesaj geldi. Tatiana: Elbisen geldi. Gelin odasına aldırdım. Görünce bayılacaksın. Gülümsedim. Ona, “Asıl seni görünce bayılacağım,” yazıp yolladım. Bir süre sonra Alihan tokaları alıp yanıma geldi. Arabayı yeniden çalıştırdığı sırada tokaların olduğu kutuyu elime tutuşturdu. Sıkıntılı bir nefesin ardından, “Geç kalırsak Sergey’in boğazına o mikrofonu sokarım,” dedi Alihan. Kıkırdadım. Meşhur İstanbul trafiğinin arasında helikopterin bizi alacağı alana doğru yola koyulduk. Alihan kilitlenen yollara küfürler savurmaya her başladığında benim aksi bakışlarıma yakalanıyordu. Bir süre sonra arabayı helikopterin bizi alacağı alanda bıraktı Alihan Sancaktar. İstanbul semalarında, Tatiana ile Dmitry’nin düğününe yetişebilmeyi umdum…

Bölümün tamamını WritePad'de oku