Kehribar Çiçeği

5. Bölüm: Arka Taraf

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“İnsanlar birbirlerinin kaderini farkında olmadan değiştirir.” (Leo Tolstoy) ------- (12 yıl önce / 24 Haziran) “Teşekkür ederim Çet. Bu hayatımda aldığım en güzel hediye,” dedim gözlerim dolu dolu. “Babanın verdiği kalemden bile mi?” diye sordu muzip bir edayla. Gülmeden edemedim. “Emin ol ondan ve hatta odamı dolduran tüm o gösterişli hediyelerden daha değerli bu,” dedim elimdeki küçük yıldız şeklindeki ışığa bakarken. Çetin’in gözlerinde duygusal bir pırıltı yakaladım. Dudaklarına hakimiyet kuran gülüş bana özeldi. Bunca yıl yanı başımda durup beni yetiştiren, bana kendimi korumayı öğreten, beni kızı gibi gören korumamdı o benim. “Bir gün geç kalmış olsamda iyi ki doğdun Marin. İyi ki senin hep yanında olabilme şerefine nail oldum.” Gözlerimin yaşlarla dolduğunu hissettim. “Çok teşekkür ederim Çet. Sen olmasan bu evde tek başıma boğulur giderdim. İyi ki varsın.” Avucumdaki parlak yıldızıma baktım. Karanlıktan korktuğum için almıştı bana bu yıldızı. Hiçbir zaman karanlıkta kalmamam için almıştı. Beni düşündüğü için, herkesin aksine beni gerçekten tanıdığı için seçmişti bu hediyeyi. “Şimdi gitme vakti Marin. Sana söylediğim gibi her şeyini ayarladın mı? Kimliğin, pasaportun, hepsi hazır mı?” “Her şeyi söylediğin gibi hazırladım Çet. Yola çıkmaya hazırım.” Çet dolabın önünde duran koyu pembe bavula çevirdi bakışlarını. Dudaklarındaki tatlı tebessümü saklayamayarak, “Artık on sekiz olduğuna göre bazı şeyleri değiştirmenin vakti geldi Marin Mila,” dedi. Bana iki adımla birden hitap edişi hoşuma gidiyordu. Mila ismimi bir tek o kullanıyordu. Başkaları iki ismin bir arada uzun olduğunu düşünüp tek ismimi kullanmayı tercih ederken o sırf beni mutlu etmek için iki ismimi birden kullanıyordu. “Bir an önce çıkalım yoksa geç kalacağız,” dedi birden Çet. Elimdeki yıldızı siyah sırt çantamın ön gözüne bıraktım. Çantamı sırtıma takıp Çetin’in bavulumu almasıyla onunla birlikte evden çıkıp arabaya geçtim. Çetin koca bavulu tek eliyle kaldırıp bagaja koydu. Bende o bagajı kapatırken çoktan öne geçip emniyet kemerimi takmıştım. Artık her şeyi ardımda bırakmaya hazırım. Babamın talimatıyla korumam ile birlikte onun bizi beklediği şehir dışındaki evine gitmeye artık hazırdım. Çet, “Aferin kemerini ben söylemeden bağlamışsın,” dedi yanıma oturduğu sırada. Umutsuzca başımı iki yana salladım. Arabanın lambalarını tek tek yaktı. Motordan gelen yüksek sesle birlikte yola koyulduk. Yüksek güvenlikli evimizi ardımızda bıraktık. Önce ağaçlı bir patikaya oradan da usulca şehre sızdık. Şehir içindeki kalabalığa rağmen epey sessizdi. Kaldırımda yürüyen insanlar çoğunlukla sakindi. Gündüzleri olan koşuşturma hali gecenin karanlığında yerini dinginliğe bırakmıştı. Sadece bir silüet bu durgunluğa inat adeta bir kıvılcım gibi rüzgara karşı koyarak ilerliyordu. Yol kenarında birkaç metre ötemizde koşan kıza takıldı gözlerim. Siyah saçları o koştukça rüzgarda uçuşuyordu. Onun koştuğu yolda tek tük insan olduğundan hızını hiçbir şey kesemiyordu. Ta ki kendi dizlerinin üzerine çöküp olduğu yerde durduğu o ana dek... “Çet arabayı kenara çek hemen,” dedim panikle. Çet, kızın hemen arkasında yol kenarında durdurdu arabayı. Camımı indirdim. Arabanın farlarından yansıyan ışık genç kızın yakınına düştüğünden dikkatinin bize kayması çok da uzun sürmedi. Başını çevirip bize baktı. Artık yüzünü net bir şekilde görebiliyordum. Soluk mavi gözlerindeki yorgunluğu, tükenmişliği ve sakladığı korkuyu aramızdaki mesafeye rağmen hissetmiştim. Onun yardıma ihtiyacı olabileceğini hissettiğimden bir an bile duraksamadan kemerimi çözdüğüm gibi arabadan indim. Kız beni görünce ayağa kalktı. Bacaklarının titrediğini ayakta güçlükle durduğunu fark ettim. Onu ürkütmemek adına usulca yaklaştım. “Birinden mi kaçıyorsun?” diye sordum aklıma gelen ihtimalinde etkisiyle. Yorgun bakan gözleri bir süre benim kehribar rengi gözlerimde gezinmiş sonrasında arkama doğru bakmıştı. Sanki birinin peşinden gelip gelmediğine emin olmaya çalışıyormuş gibi.. “Benim gitmem gerek,” dedi yarım ağızla. Tam…

Bölümün tamamını WritePad'de oku