Kehribar Çiçeği

4. Bölüm: Kapalı Kapı

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“İnsan, seçmediği bir dünyaya fırlatılır ve sonra rolünü kendisi bulmak zorunda kalır.” (Jean-Paul Sartre) ------- Gözlerimi yeni bir günün sabahına açar açmaz Alihan ile göz göze geldim. Bütün gece gözünü bile kırpmadan başımda beklemişti. Verdiği sözü tutmuş olması mıydı beni şaşırtan yoksa ondan beklenmeyecek kadar beni düşünmesi miydi emin değilim. Fakat bir şey var ki bu Alihan Sancaktar’ın beni son şaşırtışı olmayacaktı. “Günaydın,” dedi Alihan. Aynı şekilde karşılık verip yattığım yerden doğruldum. Onun kapıya doğru gidişini izledim. Çıkmadan önce, “Hazırlan. Seni aşağıda restoranda bekliyor olacağım,” dedi Alihan. Cevabımı beklemedi bile. Gerçi bana söylediği şeyde ne bir rica ne de bir rıza beyanı beklentisi vardı. Onun söylediği bir liderin emriydi ve ben onun himayesinde, onun emirlerini yerine getirmekle mükellef biriydim sadece. Yataktan kalktım. Dün gece yatağın üzerinde bıraktığım bavulun şimdi köşedeki tekli koltuğun üzerine bırakılmış olduğunu gördüm. Bunun Alihan’ın işi olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bavulun kapağını yukarı kaldırıp içindeki tek günlük kıyafetim olan siyah kolsuz elbisemi çıkardım. Aceleyle hazırlanıp bavulumun kapağını kapattım. Tam bavulumun fermuarını kapattığım sırada kapı çaldı. Alihan Sancaktar bana bakmaya gelmiş olabilir miydi? Kapıyı açıp gelene baktım. Alihan yoktu karşımda. Onun adamlarından biri vardı. “Yalnız mısın?” diye sordu bir yandan da etrafı kolaçan ederken. “Yalnızım.” “Beni baban gönderdi,” dedi fısıltıyla. Tek kelime etmeme izin vermedi. İçeri girip kapıyı kapattı. Odamda bir yabancıyla baş başaydım. Üstelik kendisini babamın gönderdiğini söyleyen bir yabancıyla! “Sen Storonniki’nin adamlarından birisin. Burada olduğundan liderinin haberi var mı yoksa aşağıya inip ben mi söyleyeyim?” “Sessiz ol. Her şeyi berbat edeceksin.” “Benden ne istiyorsun? Alihan her ne söyleyecekse bunu yüzüme kendisi de söyleyebilir. Dün geceden sonra odama bir yabancıyı yollayacağını hiç sanmıyorum.” “Adım Veniamin. Beni Alihan Sancaktar değil bizzat baban gönderdi. Kalender Soykan her şeyden haberdar olduğunu iletmemi söyledi.” Babamın ismini duymak bile afallamama yetmişti. Bunun Alihan’ın bana karşı yaptığı bir tür test olabileceği şüphesi düştü içime. Kendimi hemen ele veremezdim. Onların arasında yer alıp babamı korumak istiyorsam daha dikkatli olmak zorundaydım. “İspatla,” dedim birden. “Neyi?” “Seni babamın gönderdiğini bana kanıtlamanı istiyorum.” Adam elini siyah ceketinin iç cebine soktu. Parmaklarının arasında duran su yeşili dolma kalem ile onun sahiden de babam tarafından gönderildiğini anladım. Koyu kahverengi gözlerini benimkilere dikip, “Baban bu kalemi görünce tanıyacağını söyledi,” dedi artık sabrının taştığını belli eden bir tonda. Kalemi bana doğru uzattı. Kalemi ondan aldığımda, “Konuş,” demekten kendimi alamadım. Karşımdaki adam nazikçe boğazını temizledi. Ses tonunu olabildiğince kısık tutmaya özen göstererek, “Baban yaşadığın her şeyden haberdar olduğunu ve Funda’nın yanına Ankara’ya gitmediğini bildiğini söyledi,” diyerek başladı anlatmaya. “Madem her şeyden haberi vardı. Neden beni kurtarmak için hiçbir şey yapmadı?” “Yapmadı. Çünkü senin içeri girmeni istiyor.” Duyduğum şeyle kaskatı kesildiğimi hissettim. Babam en başından beri Alihan Sancaktar’ın hedefi olduğumu biliyordu. Onun beni istediğini ve alacağını en başından beri biliyordu. Tüm bunları bilip de müdahale etmemesinin de tek bir sebebi vardı: Benden içeri girip Alihan Sancaktar ve yandaşları konusunda muhbirlik yapmamı istiyordu! “Baban bu kalemi hatırlayacağını ve ne yapman gerektiğini bildiğini söyledi. Adalet için buna katlanmanı, bu iş çözülür çözülmez seni alacağını da ayrıca iletmemi istedi.” Kaleme baktım. Bu kalemi ilk elime aldığım anı anımsadım. On sekizinci yaş günü hediyemi yeniden avuçlarımda bulmak mıydı beni böyle sarsan yoksa bu kalemin içinde neyin saklı olduğunu bilmem miydi? Bu kalemi en son gördüğüm günü hatırlıyorum da tam bir kabus filmi gibi bir şeydi. Kendime geldiğimi hissettiğim o a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku