Kehribar Çiçeği

23. Bölüm: Bahçe

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“Aşk, imkansız denileni mümkün kılar.” (Mevlana Celaleddin Rumi) ------- Çet’in ölümünden sonra tüm hayatımı kendim omuzlamayı öğrenmiştim. Düştüğümde kimsenin beni kaldırmayacağını, kimsenin bana el uzatmayacağını, öylece yanımdan çekip gideceklerini güç de olsa kabullenmiştim. Çok kez tökezledim onun yokluğunda. Çok kez çıkmaz sokaklara saptım ama bir şekilde hep yönümü buldum. Çünkü mecburdum. Benim kendimden başka kimsem yoktu o zamanlar. Şimdi ise beni sarıp sarmalayan bir aile ve uğruna canımı hiçe sayacak kadar aşkla bağlı olduğum bir adam vardı yanımda. Öğrendiğim sindirilmesi zor gerçeğimle kendimi odama kapatalı saatler de olsa onların yanımda olduğunu biliyordum. Adeta ruhu çekilmiş gibi uzanıyordum yatağımda. Ağlamaktan acıyan gözlerim boşluğa dalmıştı. Hayatımın gidişatını düşünüp duruyordum. Bunca zaman ne için savaştığımı, kimlerin hayatını mesleğimle değiştirdiğimi düşünüp duruyordum. Hayatımın yalanlar üzerine kurulu olduğunu fark etmek ne acı… “Çet,” dedim avucumdaki ışığa bakarak. Onun bana bunu verdiği gece söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediği gerçeğin bu olduğunun ancak farkına varabilmiştim. Son nefesinde bana o adamın nasıl biri olduğunu, öz babamın o olmadığını söylemeye çalışmıştı. Ömrünün yetmemesi bir kez daha kahretti beni. Avucumdaki ışığı göğsüme, tam kalbimin ortasına bastırıp gözlerimi kapattım. Acılarımı ilaçlarla bastırmaya o kadar alışmıştım ki ilaçların yokluğunda tek yapabildiğim şey kendimi gerçeklerden kaçmak adına zorla uyutmaktı. Öyle de yaptım. İçim yana yana, zihnim bulanık olsa da gerçeklerimi sindirme cesaretini kendimde bulamadığımdan uykuya verdim kendimi. Gözlerimi açtığımda yepyeni bir günün sabahına uyanacağımı bilmeden hem de… Uyandığımda avucumdaki ışığı sıkmaktan parmaklarımın uyuştuğunu fark ettim. Yıldızlı ışığımı söndürüp komodinimin üzerine bıraktım. O an göz göze geldim engin maviliklerle. “Senin burada ne işin var?” diye sordum. Öylece gözlerime bakmayı sürdürdü Alihan. “Sensiz duramadım,” dedi Alihan. Onun ben uyurken sabaha kadar başımda beklediğini o an anladım. Bacaklarımı yataktan sarkıttım. Ayağa kalktığım sırada Alihan kapıya doğru ilerledi ve aynen şöyle söyledi: Seni bekliyoruz kehribar çiçeği. O gitti, ben kaldım arkada. Üzerimi değiştirdim, saçlarımı tarafım ve aynadan halime baktım çıkmadan evvel. Bin yaş almış gibi çökmüştü yüzüm. Göz altlarımdaki gölgelere baktım. Parmak uçlarımla göz kapaklarıma dokundum. Kirpiklerimde, göz altımdaki gölgelerde gezindi parmaklarım. “Bunu da aşarım,” dedim kendi kendime. “Bunun da üstesinden gelirim.” Adımlarım beni odanın dışına attı. Merdivenlerden indim, beni bekleyen kahvaltı sofrasına doğru yaklaştım. Herkes ayakta, masanın başında beni bekliyordu. Hiçbirimiz bir diğerimizden farklı değildi. Dün yaşananlar beni olduğu kadar onları da sarsmıştı. “Daha iyi misin?” diye sordu Tatiana ilgiyle. “Yarım kalan işi tamamlarsak daha iyi olacağım Tanya.” Tatiana bana sıkı sıkı sarıldı. Bizim bir arada olmamızı kıskanan Sergey’in de aramıza dahil olması uzun sürmedi. “Sergey,” dedi Dmitry uyarıcı bir tonda ama Sergey onu dinlemek şöyle dursun inadına daha sıkı sarıldı. “Sergey boğuluyorum,” dedim kendimi tutamayıp gülerken. Kıkırtımı duyunca Sergey’in amacına ulaştığını anladım. Beni güldürmüş olmanın verdiği gururla sandalyemi çekip, “Buyurunuz Karalyóva,” dedi Sergey. Onun bu centilmen hareketine karşılık teşekkürlerimi sunup sandalyeme yerleştim. Kahvaltı sofrasında sıradaki hamlemiz üzerinde konuştuk. Alihan, “Marin’i de alıp Rusya’ya yeni bir ittifak kurmak üzere birilerini bulmaya gideceğim. Düğün sabahı burada oluruz,” dedi bana bakarak. “Sana güveniyoruz Spasitel’. Yeni bir ittifakla bize en güzel düğün hediyesini vereceğine eminim,” dedi Tatiana. “Sizin için ayrıca bir hediyem olacak Tanya,” dedi Alihan. Tatiana’nın dudakları sevinçle yukarıya doğru kıvrıldı. “Yoksa?” dedi heyecanla. “Hem Rusya’daki hem de İstanbul’daki beğendiğiniz evleri sizin için aldım.” “Cansın sen!” diye şakıdı Tatiana sevinçle. Alihan ile…

Bölümün tamamını WritePad'de oku