22. Bölüm: Gerçekler Acıtır
Yazar: Şevval Nur Aydın

“Gerçek, insanın altındaki zemini bir anda çekip alır.” (Franz Kafka) ------- Ekaterina’nın çıkıp gidişiyle Alihan’ın, “Ekaterina senin avukat olduğunu nereden biliyor?” diye sorması bir oldu. Sadece onun değil Sergey, Dmitry ve Tatiana’nın bakışlarını da üzerimde hissettim. Yine de bakamadım hiçbirinin yüzüne. Gözlerim kapıda kalmıştı. Gözlerim celladım olabilecek bir kadının gidişine takılı kalmıştı! Tatiana’nın, “Neler oluyor?” diye soruşuyla geldim kendime. “Ben sana az önce olanı söyleyeyim Tanya,” dedim ona bakarak. “Az önce kapıdan çıkıp giden kadın hepimizin sonu olacak.” Dmitry, “Begletsı ile ittifak olmaması başka bir örgüt ile de ittifak yapamayacağımız anlamına gelmez Marin,” dedi beni rahatlatmak için. Onlar benim bunu söyleme sebebimin gerçekleştirilemeyen ittifak olduğunu düşünseler de durum daha farklıydı. “Ben ittifaktan bahsetmiyorum Dmitry. Ben bir cinayetten bahsediyorum.” Alihan’a baktım bu sefer. Onun gözlerine bakarak, “Ölen adam Ekaterina’nın eski kocasıydı,” dedim sessizce. Alihan öğrendiği gerçeği kendi içinde sindirebilmek için gözlerini yumdu. Diğerleri ise her şeyden habersiz ölen adamın kim olduğunu sorguluyordu. “Salona geçelim. Size anlatacaklarım var,” dedim önden salona doğru ilerlerken. Salona geçer geçmez Sergey’in, “Bir şeyler oluyor ve bunu sadece senle Spasitel’ biliyor. Biz tam olarak neyi kaçırdık Karalyóva?” diye sordu. Onlara bunu nasıl anlatacağımı hiç bilmiyordum. Bunu dile getirmek hiç de kolay değildi. Sıkıntılı bir nefes vererek, “Üç yıl önce avukatlığı bırakmamın bir sebebi vardı Sergey,” dedim ilk başta. Gerçeği tek bilen olarak Alihan dışında herkes beni pürdikkat dinliyordu. “Üç yıl önce evimin koridorunda birini öldürdüm ben.” Gözlerim kapalı söyledim bu korkunç gerçeği. Kimse tek kelime etmedi. Gözlerim kapalı bir şekilde, “O adam Ekaterina’nın eski kocasıydı,” diyerek olan biteni iki cümlede tüm çıplaklığıyla özetledim. Gözlerimi açtığımda Sergey’i bir yanımda, Tatiana’yı diğer yanımda bulmuştum. Tatiana ile Sergey iki yanımdan bana sarıldı. “Ve sen bununla tek başına baş etmek zorunda kaldın,” dedi Tatiana acı bir gerçeği dile getirir gibi. Sergey ilk kez beni neşelendirmeyi başaramadı. Dmitry ile Alihan ise ayakta dikilmiş öylece bana bakıyordu. Dmitry aklına takılan o malum soruyu sordu: Ekaterina seni nereden tanıyor? “Ekaterina ile İdris boşanmak üzere hakim karşısına çıktı. Bende İdris’in avukatı olarak oradaydım. Ekaterina boşanmak isterken İdris boşanmamak için direniyordu. Avukat olarak ilk başta üzerime düşeni yaptım. Fakat sonra…” “Sonra?” diye sordu Alihan ilgiyle. “Sonra adamın Ekaterina’yı boşanmamak için tehdit etmeye kalktığını öğrendim. Bunu öğrenince davadan çekildim. Tabii o benim peşimi bırakmadı. Davayı yeniden almazsam beni öldüreceğini söyledi. Defalarca kez tehdit etti beni. Ta ki o gece evime girip beni gerçekten öldürmeye kalkana dek.” O anı anımsayınca yutkundum. Tatiana, “Ceset nerede Marin?” diye sordu birden. İşin en gizemli yanıysa cesetin nerede olduğuydu. “Ceset nerede bilmiyorum.” “Nasıl yani?” diye sordu Sergey şok içinde. “Adam öldükten sonra silahı da orada bırakıp evden çıktım. Gecenin karanlığında boş sokaklarda dolandım durdum. Yaşadığım şeyin şokunu üzerimden atıp eve döndüğümde adamın evde olmadığını gördüm. İdris yoktu. Üstelik ne onu vurduğum silah ne de o evde cinayet işlendiğine dair tek bir emare vardı ortada. Bir ara uzunca bir süredir aldığım tehditlerden sonra hayal falan gördüğümü bile sanmıştım ama o gece olan hiçbir şey hayal değildi. Ben o adamı öldürdüm. Ben müvekkilini öldürmüş bir avukatım.” Alihan’ın kaskatı kesildiğini gördüm. Dmitry ile birbirlerine baktılar. Alihan’ın dile getirmeye korktuğu gerçeği, “Ekaterina’nın cinayeti bilip bilmediğini öğrenmemiz gerekiyor,” diye dile getirdi Dmitry. “Peki ama nasıl?” diye sordu Tatiana. Alihan derin düşüncelere daldı. Aklından tam olarak ne geçiyordu bilmiyorum ama onun benim için endişelendiğini hissediyordum. Bana bir şey olmasından, onların hedefi olmamdan korkuyordu.…