16. Bölüm: Sürgün
Yazar: Şevval Nur Aydın

“Kalp umutlandığında, onu durdurmak çok geçtir.” (Jane Austen) ------- “Neden açmadın?” diye sordum Alihan’a. Onun aramayı reddedip telefonu gerisingeri ceketinin iç cebine geri koyuşunu izledim. Ekaterina ismi bile yüzünde bariz bir dalgalanmaya neden olmuştu. Ekaterina kimdi ki Alihan Sancaktar onun telefonunu bile açmaya çekiniyordu? “Seni eve bırakayım,” dedi Alihan birden. “Sen gelmiyorsun sanırım,” dedim iğneleyici bir tonda. “İşlerim var,” diyerek geçiştirdi beni. Tek kaşımın bir yay misali gerilmesine engel olamadım. “Peki,” dedim sinir bozukluğuyla. Onun yanında arabaya doğru adımladım. Benim için kapımı açtı Alihan Sancaktar. “Önden buyurun.” Arabaya geçtim. Alihan kapımı örtüp kendi tarafına geçti. Arabaya geçip kemerini takmasıyla telefonunun yeniden çalmaya başlaması bir oldu. Alihan yeniden aldı telefonunu eline. Ekranda yazan ismin aynı olduğunu görmek bile gerilmeme yetmişti. “Israrla aradığına göre önemli biri,” dedim dayanamayarak. Alihan sadece bana değil aramaya da cevap vermedi. Telefonunu yeniden kapatıp ceketinin iç cebine yerleştirdi. Başımı çevirip dışarıyı izlemeye başladım. Yol boyu ne o konuştu ne de ben. O ketumluğundan bende inadımdan konuşmuyordum. Yine de merak ediyordum. Benim yanımda o telefonu özellikle mi açmadı yoksa ortada benim sandığımdan farklı bir durum mu vardı? Ona soramayacağımı bildiğimden içim içimi yedi. Ne zaman ki Alihan arabayı bahçeye park edip bana, “Sonra görüşürüz kehribar çiçeği,” dedi işte o zaman yeniden baktım yüzüne. “Selam söyle,” dedim kapımı açtığım sırada. “Kime?” “Seni ısrarla arayan kimse ona,” dedim ve arabadan inip kapıyı sertçe çarptım. Alihan öylece arkamdan bakakaldı. Bense topuklarımı vura vura çıktım basamakları. Kapıyı çalıp bekledim. Gidip gitmediğine bile bakmadım. Çünkü biliyorum ki bakarsam şüphelenirdi. Bakarsam tavrımın değişme nedenini öğrenmek isterdi. Bende sırf bu yüzden bakmadım ardıma. “Hoş geldin Karalyóva. Verdin mi tüpü savcıma?” diye sordu Sergey kapıyı açar açmaz. “Verdim Sergey. Tüpü savcına vermekle de kalmadım o çok kıymetli Spasitel’ini de yolculadım.” Sergey agresifliğim karşısında kendini tutmayıp kıs kıs gülmeye başladı. İçeri geçtim. Niyetim kendimi odama atmaktı. Fakat görünen o ki salonda beni bekleyen ikili ile bu küçük planımı ertelemek zorunda kaldım. “Nasıl geçti?” diye sordu Dmitry. “Bana inandı,” diyerek yanıtladım sorusunu. Tatiana’nın dudaklarında memnuniyet dolu bir tebessüm belirdi. “Şimdi gönül rahatlığıyla gelinlik provana gidebilirsin hayatım,” dedi Dmitry. Nişanlısının yanağına küçük bir buse bırakmayı da ihmal etmedi. “Gelinlik provan bugün müydü?” diye sordum. Tatiana beni tasdiklercesine başını hafifçe salladı. “Benimle birlikte gelmek ister misin?” “İsterim.” Eve girmemle Tatiana ile gelinlik provasına gitmek için çıkmam bir oldu. Evden çıkmış arabayla yola koyulmuştuk ki Tatiana’nın, “Sende bir haller var Marin,” demesiyle daldığım sinir bozucu düşüncelerin arasından sıyrıldım. “Ne?” “Sende diyorum. Bir haller var diyorum. Babanla ilgili bilmediğimiz bir durum mu var?” diye sordu Tatiana ilgiyle. Başımı olumsuz anlamda salladım. Babamın meselesini o deniz kenarında Alihan ile kapatmıştım. Kapatılan meselenin üzerine açılan şey içimi kemirip duruyordu. Alihan’ı arayanın kim olduğunu merak ediyordum. O kadının Storonniki’den biri olduğunu da hiç sanmıyordum. Eğer Storonniki’den biri olsaydı lideri ikinci kez aramaya cesaret edemezdi. Bunu bilmek bile merak duygumu körüklemeye yetiyordu. Tatiana’ya, “Babam ile aramızdaki ipler bir hayli gerilse de beni düşündüren şey bu değil,” dedim sıkıntıyla. Tatiana’nın dudaklarında bilgiç bir gülüş yakaladım. Eve ilk geldiğimde beni bakışlarıyla kovmaktan beter eden Tatiana gitmiş yerine bambaşka bir Tatiana gelmişti sanki. Belki de benim için de evdeki diğer herkes için de olduğu gibi sadece Tanya olmayı seçmişti. Bana, “Alihan’ın babanın parmaklarını kırmak istediğini biliyorum,” dedi birden. “Nasıl? Sen bunu nereden biliyorsun?” diye sordum şaşkınlıkla. “Alihan yoldayke…