Kehribar Çiçeği

12. Bölüm: Matem

Yazar:

Kehribar Çiçeği - Şevval Nur Aydın kitap kapağı
Kehribar Çiçeği kitap kapağı

“Ölünün ardından duyulan pişmanlık, yaşayanın kaderidir.” (Gabriel Garcia Marquez - Kırmızı Pazartesi) ------- “Eve bu kadar erken döneceğimizi hiç düşünmemiştim. En azından gitmişken biraz daha dururuz sanmıştım,” dedi Sergey dudak bükerek. “Sen zaten genel olarak hiçbir şeyi düşünmüyorsun. Bundan sonra da düşünmemeye devam edip sessiz kal bence Sergey,” dedi Dmitry önden bir uyarı mahiyetinde. Sergey ağzına hayali bir fermuar çekmek zorunda kaldı. Eve döneli iki gün olmuştu. Sergey iki gündür hemen hemen aynı tip cümlelerle dönüşümüzün aynı gün içinde olmasından dolayı oluşan hoşnutsuzluğunu dile getiriyordu. Dmitry de büyük bir sabırla onu her aynı şeyi söyleyişinde susması için ikaz ediyordu. Tatiana bu duruma daha fazla dayanamayıp, “Bir kez daha aynı şeyi söylersen Dmitry’nin aksine ben hiç de sabırlı durmam Sergey,” dedi sinirle. Sergey’in muzip gülüşünün üzerine Tatiana ile ikisi arasında başlayan küçük tartışmaya Dmitry’nin müdahalesi kaçınılmaz oldu. Alihan, “Vakit geldi,” dedi birden. Ortamdaki herkes sesini kesti. Alihan’ın bakışlarını üzerimde hissettim. Öğrendiklerimden sonra derin bir sessizliğe bürünmüş, kendi içime kapanmıştım. İki gündür ağzımı bıçak açmıyordu. Durgunluğum evdeki gerginliği tırmandırmakla da kalmıyor nikah vaktimizin gelişi ile birlikte herkes oyundaki kartların yeniden dağıtılacağının farkında olarak endişeyle bana bakıyordu. “Biz arabadayız. Arkadan gelirsin Spasitel’,” dedi Sergey. Daha sonrasında Tatiana ile Dmitry’i de yanına alıp evden çıktı. Oturduğum tekli koltuktan kalktım. Elbisemin eteğini düzeltip kapıya doğru adımladığım sırada Alihan, “Anlaşmamızı yerine getirmeye hazır mısın savcının kızı?” diye sordu. Ona dönüp bakmadım bile. “Hazırım,” dedim bir an bile düşünmeden. Kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığım sırada Alihan’ın soluğunu hissettim. Sergey, Dmitry ve Tatiana önden gittiğinden bende onun arabasına geçtim. Yanına oturup kemerimi taktım. Mavi gözlerini yola çıkacağımız son ana kadar üzerimden ayırmadı. Sanki gözlerini üzerimden ayırdığı anda başına iş açacakmışım gibi tetikteydi. “Ben iyiyim,” dedim en sonunda. “Yalan söylediğini ikimiz de biliyoruz savcının kızı.” Ona baktım. Kendinden her zaman emin duruşuyla yanımda oturuyordu Alihan Sancaktar. Nikah günümüze geç kalmamak adına da arabayı haddinden hızlı kullanıyordu. Bir taraftan da Storonniki’den gelen aramayı reddetmekle meşguldü. Benim yanımda hiçbir koşulda Storonniki hakkında konuşmuyor oluşu bu evliliğin altında yatan başka sebeplerin olduğunu düşündürtüyordu. “Gözümüz yollarda kaldı Karalyóva. Biraz sonra matem elbisenle harika bir gelin olacaksın,” dedi Sergey imayla. “Sergey,” dedi Tatiana hiddetle. Üzerimdeki siyah bisiklet yaka elbiseye baktım. Buraya gelen gelinlerin aksine ben yas karasına bürünmüştüm. Bunu vurgulayan tek kişi ne yazık ki Sergey olmadı. Nikah memuru da yine bilmeden aynı imada bulundu. “Gelin Hanım ne zaman gelir?” diye sordu nikah memuru. “Gelin benim,” dedim tekdüze. Nikah memurunun mahcubiyetinin üzerine hep birlikte salona geçtik. Nikah dairesindeki tüm koltuklar boştu. Eskiden evlendiğim zaman bu koltukların en azından bir kısmının dolu olacağını düşünürdüm. Fakat şimdi görüyorum ki ben aslında sandığımdan daha yalnızım. “Adınız soyadınız?” diyerek nikah akdine başladı nikah memuru. “Alihan Sancaktar.” “Gelin Hanım, adınız soyadınız?” “Marin Mila Soykan.” Nikah memuru akde devam etti. İlk Alihan’a yöneltti malum soruyu. Sıranın bana geldiğini Tatiana’nın kolumdan dürtüşüyle anladım. Nikah memuru yeniden, “Hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan, kendi hür iradenizle Sayın Alihan Sancaktar’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?” diye sordu. İçimden bir ses bana hayır dememi fısıldadı. Bir yanım buradan arkama bile bakmadan kaçıp gitmem gerektiğini söylerken diğer yanımsa ona evet diyerek o evde kök salan bir çiçek olabileceğimi söylüyordu. Tek bir şansım vardı ve ben ne yapacağımı düşünemeyecek kadar berbat bir haldeydim. İçimde kırılan onlarca parçaya rağmen her şeyin hesabını so…

Bölümün tamamını WritePad'de oku