⋆Kılıç'ın Gölgesi⋆
Yazar: 𝘈𝘺𝘴̧𝘦 °𓇼🌊⋆🐚🫧

Bölüm görselleri



Yanlış zamanda,yanlış insanların arasına düştüm.Ama en büyük hata...Onun beni korumasına izin vermekti. Bölüm şarkısı:madrigal-senden yoksun🎶 Kapı kolu yavaşça aşağı indi. Nefesimi tuttum. Gökalp'in eli hâlâ kolumdaydı. Parmağının baskısı hafifti ama kararlıydı... sanki buradayım der gibi. Kapı aralandı. İçeri ilk giren adam uzun boyluydu. Yüzü gölgede kalıyordu ama bakışları keskin ve arayıcıydı. Arkasından iki kişi daha girdi. "Buraya girdiğini gördük," dedi biri. Gökalp hafifçe öne çıktı. Beni arkasına aldı. "Yanlış yer," dedi sakin ama sert bir sesle. Adam güldü. Kuru, sinir bozucu bir kahkahaydı. "Yanlış kişiyle uğraşıyorsun Gökalp," dedi. "Kız bizimle gelecek." Kaşlarım çatıldı. "Ben kimseyle bir yere gelmiyorum," dedim sertçe. Adam bu sefer doğrudan bana baktı. "Senin fikrinin pek önemi yok." Bir adım attı. Gökalp anında önüne geçti. "Bir adım daha atarsan..." dedi dişlerinin arasından. Adam durdu. Gülümsedi. "Yaralısın," dedi alayla. "Bu sefer kazanamazsın." Gökalp hafifçe sırıttı. "Denemeden bilemezsin." O an her şey bir anda oldu. Adamlardan biri bana doğru hamle yaptı. Gökalp refleksle onu itti.Ben ise duvara çarpmadan dengede durmaya çalışarak başarılı oldum. "Koş!"diye bağırdı Gökalp. "Ya sen-" "KOŞ GÜNEŞ!" Bu sefer tereddüt etmedim Kapıya yöneldim kalbi kulaklarımda atıyordu. Arkamdan gelen sesler bağırışlar bir şeylerin devrildiğini duydum. Ama durmadım. Koştu. Koridor karanlıktı. Adımlarımı hızlandırdım. Ama tam çıkışa yaklaşmışken biri kolumdan sertçe tuttu. "Yakaladım seni." Gözlerim büyüdü. Bu sefer farklı biriydi. Ve yüzündeki ifade... Sanki beni tanıyormuş gibiydi. "Geç kaldın," dedi adam. "Seni çoktan bulduk." Birden nefesim kesildi. Çünkü karşımda ki adam bişeyler zırvalıyordu. "Ben kimim ki?" diye fısıldadım. Adam eğildi. Kulağıma yaklaştı. "Onu hâlâ bilmiyor olman..."dedi. "İşleri daha da eğlenceli yapıyor." Kolumu tutan adamın yüzüne bakakaldım. Ama asıl sarsan şey o değildi. Arkamdan gelen sesti. "Onu bırak." Ses sakindi. Ama içindeki tehdit... tartışılmazdı. Adamın eli bir an gevşedi. Başımı kaldırdım. Gökalp. Ama bu az önceki Gökalp değildi. Gözleri kararmıştı. O umursamaz, rahat tavrı yok olmuştu. Yerine sert, tanımadığım biri gelmişti. Adam hafifçe sırıttı. "Demek geldin Kılıç'ın oğlu." Kaşlarım çatıldı. Kılıç..? Gökalp'in çenesi gerildi. "O ismi ağzına alma." Adam güldü. "Ne oldu? Babandan bahsetmek hâlâ zor mu geliyor?" Bir an sessizlik oldu. Ama o sessizlik... boğucuydu. Gökalp'in gözlerinde bir şey kırıldı o an. Sadece öfke değildi o. Acıydı. "Onun yüzünden" dedi dişlerinin arasından. "Hayatımın neye döndüğünü biliyor musun?" Şaşkınlıkla ona baktım. İlk defa... Onun sadece serseri, umursamaz biri olmadığını görüyordum. Adam başını eğdi. "Senin baban efsaneydi Gökalp... Kılıç Bey." Duraksadı. "Sen ise sadece onun gölgesisin." Ve o an... Gökalp tamamen koptu. Bir anda adamın üzerine yürüdü. Yumruğu o kadar sertti ki adam geriye savruldu. "Ben kimsenin gölgesi değilim!" diye bağırdı. Diğer adamlar da harekete geçti. Ortalık tekrar karıştı. Olduğum yerde kalakaldım. Ama bu sefer korkudan değil... Anlamaya çalışıyordum. Kılıç Bey kimdi? Gökalp neden bu kadar öfkeliydi? Ve... Neden bu insanlar beni istiyordu? Bir anda biri bana doğru hamle yaptı. Refleksle geri çekildim. Ama yalnız değildim. Gökalp araya girdi. Adamı itip önümde durdu. "Bir daha ona yaklaşanı..." dedi alçak ama ölümcül bir sesle. "Yaşatmam." Kalbim hızlandı. Bu söz... Beni durdurmaya çalışan biri değildi artık, beni koruyordu. Ama neden? Gökalp kısa bir an bana baktı. Gözlerindeki sertlik... bir anlığına yumuşadı. "Git buradan," dedi. Ama başımı salladım. "Hayır." Kaşlarını çattı. "Ne hayırı?" "Ben kaçmayacağım," dedim. "Bu işin içinde ben de varım artık." Bana birkaç saniye baktı. Sonra hafifçe gülümsedi. "İnatçısın." Omuz silktim. "Sen de kırık." Bu sö garip bir şekilde yerine oturdu. Gülüşü değişti. Bu sefer acı vardı içinde. "Fazlasıyla," dedi. Arka planda sesler yeniden yükseliyordu. Ama ben artık kaçmıyordum. Çünkü anladım.…