Bölüm 4
Yazar: Zeyn

Teoman - İstanbul'da Sonbahar 4.Bölüm - Tenimi Yakan Ateş Avuçlarımın içinde tenimi yakan dokunuşlarının izleri var. Göğüs kafesimi sızlattığın sözlerinin darbesi var. Aşk, sevdaya dahil miydi? Sevda, sonuna kadar savaşmaya yeter miydi? Seni sevmek, sevgilim. Seni sevmek her şeye değer miydi? "Sonunda..." dedi, Mayıs kendini boş sandalyelerden birine atarken. "Bence ben dedeme söyleyeyim bir hafta bize izin versin. Yoksa bu yorgunluğun hıncı bedenimden çıkacak gibi hiç değil." "Tabii ki öyle bir şey yapmamalısın," diye mırıldandım, üzerimden çıkardığım önlüğü katlayıp çekmeceye yerleştirirken. Ardından bar tezgahının üzerindeki kirli bardakları arkadaki küçük lavabonun içine bıraktım. "Gerçi sen yapmasan da ben ayrılmak zorundayım buradan." Kaşları çatıldı sorgularcasına. "Neden?" "Babam," dedim, gözlerimi devirerek. "Son zamanlarda evde pek durmayınca takip ettirmiş beni. Bu sabah da öğrenince konuştu benimle. Baya dil falan döktü. Çıkacağım sanırım. Çıkmazsam korumalarının peşimden ayrılmayacağını söyledi." "Ve sende kimsenin senin bir adım arkanda olmasını istemediğin için işten çıkmak istiyorsun." "Aynen öyle." "Benim işime gelir," dedi gülerek. Oturduğu yerden bana bakmaya devam etti. Benimse elimde giymek üzere beklettiğim montum vardı. "En azından okuldaki akıl yoksunlarına ağzının payını vermek daha çok kolaylaşır." "Onların ne düşündüğü umurumda değil." Telefonumu arka cebime attıktan sonra montumu üzerime geçirdim. "Her türlü o medyaya bir şekilde düşüyorum zaten." "Öyle," dedi ve Mayıs, ardından oturduğu yerden kalkıp ellerini omuzlarıma çıkartarak sıvazladı. "Ama yalnız değilsin." Gülümsedim. "Biliyorum." Bilmiyorum. Bilmiyorum çünkü yarayı açan, açtığı yaranın farkında değil. En çok beklentiler tüketirdi belki de insanı. Üstünü çizemediğiniz duygularınızın beklentileri yorardı en çok da belki. Kalbinizin anahtarını avuçlarından kaybedecek birinin varlığıyla tükenirdiniz. Yarayı açan, yaraya merhem olabilir miydi? Dokunduğunda damarlarından sızan acıyı hissettirebilir miydi? Hiç bilmeden öylesine bir dokunuş, zincirlere vurulmuş kalbin anahtarı, kendisi olabilir miydi? Yarayı açan, açtığı yaranın farkında değil. Yükseklikten korkan, ama her şeye rağmen onu hissetmek adına, onu fark edilebilmek adına uçurumun kenarında dolaştığının farkında değil. Atlasam o uçurumdan uzanır mı kolların bana? Aşkım aşkına, sevdan sevdana dahil olabilir mi? Keşke sadece bir nedeni olmadan sevebilseydim seni. Eve geldiğimde, ilk olarak mutfakta bizim için akşam yemeği hazırlayan babama sarıldıktan sonra yukarıya çıkıp odama girdim. Üzerimdeki kıyafetlerden kurtulup dolabımdan çıkardığım pijama takımımı üzerime geçirdiğimde saçlarımı tel toka yardımıyla tutturup, odamdaki banyoya girerek elimi yüzümü yıkadım. Ardından tekrardan aşağı inip mutfağa girdiğimde, babam çoktan yemekleri hazırlamış ve masanın baş köşesinde yerini alarak yemeye başlamıştı bile. Yanına adımlayıp yanağına küçük bir öpücük bıraktığımda hemen çaprazındaki boşluğa oturdum ben de. Birlikte her zamanki yaptığımız günlük sohbetin sonunda yemeğimizi bitirdiğimizde masayı kaldırıp bulaşıkları makineye yerleştirdim. Babam ise o arada kendisine bir Türk kahvesi yapmış ardından çalışma odasına çekilmişti. Telefonumdan gelen bildirim sesiyle elime alıp ekranın aydınlanmasını sağladığımda bildirimlerin okulun herkese açık sitesinden geldiğini fark ettim. Üzerine tıklayıp siteye girdiğimde bir dahaki hafta okulda yapılacak basketbol maç hakkında bilgi verilmişti. Ekranı aşağı doğru kaydırdığımda geçen günkü yapılan balodan birkaç kare paylaşılmıştı. İlk fotoğrafta yerdeki minderlere oturarak oynadığımız oyundan bir kare alınmıştı. Daha sonra birkaç dans eden çiftin paylaşımdan aşağı kaydırmaya devam ettiğimde onu gördüm. Onun yanında yerini alan kendimi. O gözlerini çevirmiş bir şekilde bana bakarken benim gözlerim gökyüzündeydi. Kolum ona doğru uzanmıştı ve avuçlarımda bir sigara dalı vardı. Fotoğrafın altındaki yazıyı okudum ardından. "EFES VARDAR, YENİ BİR İLİŞKİYE ADIM AT…