KAYIP RUH

Bölüm 1

Yazar:

KAYIP RUH – Zeyn kitap kapağı
KAYIP RUH – Zeyn kitap kapağı

Can Ozan - Toprak Yağmura 1.Bölüm - Kör Kuyu Ben Pera. Pera Karan. Kor ve ateş. İsmimin anlamı bu. Babam bazen ismimi seslenmek yerine ışığım der bana. Zifiri karanlığı bile aydınlığa çevirecek kadar gücümün olduğunu söyler. Ama onun aksine, ben ne bir ışığa ne de bir karanlığa sahibim. Çünkü karanlığın bile bir bir rengi vardır. Işığın olduğu gibi... Ama belirsizliğin bir rengi yoktur. Ne bir ışık ne de bir karanlık. Ne siyah ne de beyaz. Bir araftayım sanki. Siyah ve beyazın ortası. Gri. İkiye ayrılan bir yol gibi. Ama iki yolun da bir sonu yok. İki yolun da kazandırdığı veya kaybettirdiği bir şey yok. Belirsiz. Gerçek olmadığını belirten bir film sahnesinin griye çevrilmesi gibi. Ben sadece sonu görünmeyen bir dipsiz kuyudan ibaretim. Ne o kuyudan çıkmaya cesaretim var, ne de girmeye cesareti olanlarla yüzleşmeye. Ben sadece yakan ve yananım. Ve bu yangını durduracak kimse yok hayatımda. Çünkü ateşiyle yakan bu belirsiz kuyunun sarmaşıkları birinin ayağına dolanırsa eğer, biliyorum: işte o zaman içimdeki alevin kalıntıları daha çok yayılacak. Halbuki yakan ateşin bile bir rengi olurdu. Olmaz mıydı? Ne yaktığım yerin emaresini, ne de rengini bırakabiliyordum hayatımda. Sadece ateşin ortasına atıldığım bir belirsizlikle yaşamaya çalışıyordum. Elimdeki siyah naylon poşeti çöpe attıktan sonra soluklanmak için geriye dönüp tezgaha yasladım sırtımı. Loş ışıkların altında fazlasıyla yüksek sesle çalan müziğe eşlik ederek dans eden insanları izledim bir süre. Bugün ekstra bir kalabalıktı bar. Sahnenin ortasında insanlar koca bir trafikle mücadele ederek dans etmeye çalışıyorlardı resmen. Ne büyük başarı, değil mi? "Bir viski daha," diyen hemen karşımdaki uzun tezgahın önünde oturan adama bakışlarımı çevirmeden kafamı salladım. Tezgahın üst rafından kristal bir bardak çıkarıp, dolabın altından küçük kürek yardımıyla bardağın içerisini buzla doldurdum. Ardından viski şişesinin kapağını açıp bardağa döktüm. Çıkan ses, bir an için içimdeki boşluğu hatırlattı bana. Sert, soğuk ve gerici. İçine dilimlenmiş bir limon dilimi atıp, beni izleyen adamın önüne bardağı bıraktığımda umursamadan arkamı dönüp diğer siparişleri hazırlamaya devam ettim. Hazırladığım içecekleri sırasıyla tepsiye koyduğumda dans eden insanların arasından dikkatle sıyrılarak siparişi eden masaya yöneldim. Yaklaşan adımlarımla masada oturan kişilerin tanıdıklığı gözlerimi kısmama sebep oldu. Masanın etrafında oturan kişiler, okulumuzun biricik popüler grubuydu. Ve şansa bakın ki, bugünkü mekanları benim çalıştığım yerdi. Aramızda kötü bir olay geçmemişti hiç. Ama bilirsiniz, sıradanlar her zaman tanınanlar tarafından ezilmeye mahkum görülür. Tabii, bu kuralın benim için geçerli olma ihtimali bile yok. Masanın etrafında dolaştırdığım bakışlarım masanın hemen başındaki sandalyede oturan uzaktan fazlasıyla parlak görünen gözlerle kesişti. Efes Vardar. Kahverengi gözlerimle karamel gözleri kesiştiğinde bakışlarımı ayırma gereksinimi duymadım ondan. Çünkü biz zaten tanışıyorduk onunla. Her ne kadar mesafeleri aşılamayacak bir uzaklık olsa da aramızda, aynı oksijeni soluduğumuz havayla günün sonunda kesişiyorduk. Masanın bir ucuna geçtiğimde onunla göz temasımı kesmiştim çoktan. Ama onun bana garip bir şekilde hala baktığını hissediyordum. Bir elimle tepsiyi tutarken diğer elimle siparişlerini önlerine koyduğumda diğerlerinin de bakışlarının üzerimde olduğunun farkındaydım. "Afiyet olsun," diyerek onlara son kez baktığımda Beren'in İzgi'nin kulağına bana bakarak bir şeyler fısıldadığını gördüm. Umursamadan arkamı dönüp gideceğim sırada attığım birkaç adımın durmasının sebebi İzgi'nin ismimi seslenmesi oldu. Ona döndüğümde, "Ben martini değil mojito istemiştim yalnız," dedi, bardağı havaya kaldırarak. "Değiştireyim," diyerek bardağa uzandım ama geri çekti. "İstemiyorum." "Sen bilirsin," diyerek kelimelerimi sertleştirip, derin bir nefes aldığımda dudaklarına şeytancı bir gülüş yayıldı. Onun gibi birinden de tam olarak bu beklenirdi zaten. "Başka bir şey istiyorum." "Ne istiyo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku