Harabelerin gölgesinde
Yazar: sakurameryo

Veridia Harabelerine giden yol Lunarisin kapkaranlık ve sisli ormanlarından geçiyordu. Krallığın sınırları geride kaldıkça gecenin soğuğu kemikleri sızlatacak kadar keskinleşmişti. Silas kapşonunul çekmiş, atının üzerinde sessizce ilerliyordu. Bileğindeki ay zırhının altındaki büyü harabelere yaklaştıkça hafif bir karıncalanmayla kendini hissettiriyordu. Damarlarındaki güç gecenin karanlığıyla senkronize bir şekilde atıyordu. Hemen birkaç metre sağında ise Walen vardı Atını hırsla sürüyor sabırsızlığını gizleme gereği duymuyordu. Belindeki ağır kılıcın kınına çarparken çıkardığı metalik ses, ormanın tekinsiz sessizliğini bölüyordu. "Gereksiz yere yavaşlıyorsun, Silas" dedi Walen sesindeki alaycı tonla. "Yoksa ay büyün sana harabelerin tehlikeli olduğunu mu söylüyor" Silas başını çevirip kardeşine bakmadı bile. "Harabeler tehlikeli Walen. Ama senin kör hırsın kadar değil. Bizi bekleyen tuzağı fark edemeyecek kadar taht ateşiyle kör olmuş durumdasın." "Benim ordularım zafere aç! Pusula bu gece Lunarise dönecek ve o taht benim olacak!" Tam o anda Silas’ın bileğindeki zırh aniden buz gibi soğudu. Büyü, tehlikeyi hissetmişti. "Dur" diye fısıldadı Silas kolunu kaldırarak. Walen atının dizginlerini sertçe çekti. "Ne var yine?" Ağaçların tepesinden ve sık çalıların arasından aniden kıvılcımlar yükselmeye başladı. Ormanın kasvetli karanlığını yaran turuncu ve sıcak bir ışık etrafı kapladı Yaprakların arasından çıkan gölgeler ellerinde ucu alevli mızraklar ve göğüslerinde Solaria’nın güneş amblemini taşıyan zırhlarıyla etraflarını sardı. Solaria’nın gözcüleri ormanda pusudaydı. "Ateşten doğan piyonlar..." diye mırıldandı Walen kılıcını kınından hızla çekerken gözlerinde vahşi bir ışık parladı. "Kendi ayaklarıyla ölmeye gelmişler." Gözcülerin lideri adımlayarak öne çıktı. Mızrağının ucundaki alev adamın yüzündeki savaş boyalarını aydınlatıyordu. "Lunaris’in piyonları... Kayıp Pusula Solaria’nın hakkıdır! Buradan öteye sadece külleriniz geçebilir!" Silas atından yavaşça indi. Sağ elini sol bileğindeki zırhın üzerine koydu. Gümüş rengi, soğuk ve parlak bir ışık parmaklarının arasından süzülerek tüm vücuduna yayıldı. Ay büyüsü etraflarındaki Solaria ateşine meydan okurcasına şahlanmıştı. "Walen" dedi Silas, sesindeki soğukkanlılığı koruyarak. "Aramızdaki yarışı sonra hallederiz. Önce bu yangını söndürmemiz gerek." Walen sırrı ortaya çıkan bir avcı gibi sırıttı kılıcını Solaria askerlerine doğru savurdu. "Bunu söyleyeceğini hiç düşünmezdim abi. Ama ilk defa haklısın!" İki kardeş, taht mücadelesini bir kenara bırakıp sırt sırta verdiler. Bir tarafta gümüş ışıkların buz gibi soğuğu diğer tarafta hırsın ve kılıçların amansız gücü... Veridia Harabelerinin kapısında, Solaria’nın ateşi ile Lunaris’in karanlığı birbirine girmek üzereydi.