1.BÖLÜM
Yazar: Beyza Kumsal Dumrul

"Hay lanet fırtına böyle devam ederse alabura olacağız" bu fırtına biraz daha devam ederse işimiz hiç iyi gitmeyecekti İdris kaptan böyle günlerde denize çıkmamamız gerektiğini gayet iyi bilirdi ama gerçek bir denizcinin her şarta denizde olması ve asla karaya ayak basmaması gerektiği gibi düşünceleri vardı ve bugün hava bizi ve tayfun'nu oldukça zorluyordu Karadeniz'in hırçın dalgaları tayfunun gövdesine çarparken bizde onla birlikte sağ sola sağlanıyorduk efendi kaptan İdris kaptanı ikna etmeye çalışırken bizde tayfunun fırtınada yıkılmasına engel olmaya çalışıyorduk fakat İdris kaptan bu fırtınadan bir şeyin olmayacağını düşünüyordu tayfunun daha sert fırtınaların üstesinden geldiğini söyleyip limana çıkmayı reddediyordu ama böyle giderse biraz daha fırtınaya dayanamayıp alabura olacaktık efendi kaptanın çabaları nafile idi İdris kaptan denizde yaşar denizde ölürdü ve bütün denizcilerinde böyle düşünmesini bekler yanına böyle düşünenleri alırdı ama bu gün o gün değildi bunu hissede biliyordum bugün Karadeniz'in hırçın sularına kapılıp gidebilirdik ama bunun için çok erkendi daha yapmamız gereken çok sefer vardı "İdris kaptan çok yakında bir liman ve bir balıkçı barakası var alabura olmadan oraya gitmeyi deneye biliriz eğer gitmezsek ve fırtınaya direnirsek tayfun bu fırtınada yıkılır daha fazla dayanamaz " dedi Seyfettin mürettebattan miçolarda efendi kaptana destek çıkmaya başlamıştı İdris kaptan daha fazla tayfunu bu fırtınaya dayanamayacağını biliyordu ama neden ısrarcı olduğunu anlamıyorduk ne ben anlıyordum nede mürettebattakiler bize göre denizcilik bu değildi yani en azından mürettebata göre böyle değildi ben İdris kaptanı anlamaya çalışıyordum gerçek denizcinin ne demek olduğunu ondan öğrenmek istiyordum ama bu fırtınadan sağa çıkmak imkansızdı en kısa sürede ya o barakaya geçecektik yada bu hırçın sularda Karadeniz'e karışacaktık "tayfun çok yaşlı kaptan daha fazla bu fırtınaya dayanamayacak barakaya gitmek şu an için en iyi seçenek" İdris kaptanın yüzü düşünceliydi o da biliyordu bu fırtınaya daha fazla dayanamazdık ama istekli değildi şuan için en mantıklı olanın bu olduğunu da biliyordu ama onu huzursuz eden bir şeyler var gibiydi en sonun da kararını vermişti İdris kaptan usulca başını salladı ve limana dönülmesi için emir verdi oldukça isteksizdi bu kararı verirken ama mürettebatını daha fazla tehlikeye atmak istemiyor gibiydi tayfada onun bu kararına büyük bir hevesle karşılık verdi ve dümeni hızlıca limana çevirdik fırtınanın zorlu rüzgarları ve Karadeniz'in hoyrat dalgalarının arasında limana varmaya çalıştık en sonunda küçük Liman'a vardığımız da rahat bir nefes alabilmiştik biz rahat nefesler alırken fırtına bütün gücüyle devam ediyordu ama limanda şu an için her şey yolunda gibiydi ama eğer hava bir süre daha iyileşmezse bizim için işler hiçte iyi olmayacaktı çünkü İdris kaptan belli bir süreden sonra harekete geçmek isteyecekti ve harekete geçmek istedikten sonra bir daha bu limanda durmayacaktık şuan için kimse bunun farkına değil Di ama eğer fırtına durmazsa işler gerçekten çok kötü olacak bu kadar diyecek ve limandan harekete geçirecekti tayfun'nu ama herkes fırtınadan çıkıp sakin bir limana sığınmanın mutluluğu içeresindeydi şuanda şuan için her şey yolunda gibi gözüküyor fırtınanın etkilerinden kurtulmaya çalışıyordu tayfa ben ise limanı inceliyordum büyük bir limana değildi hata oldukça eski bir limandı limanda bizden başka gemi yok sadece küçük eski bir baraka vardı adeta terkedilmiş bir haldeydi bu küçük ama rahatsız edici detay benim dışımda kimsenin dikkatini çekmemiş gibiydi kaptan köşün geçmiş efendi kaptan da neler yapabileceğimizle ilgili araştırma yapıyordu benim aksine herkes limanın sesiz ve sakin bir liman olduğunu düşünüyordu tayfadan Bir kaç kişi tayfundan inip limanı incelemeye kara verdiğinde bende peşlerine takıldım ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum ama küçük barakanın içine girince yaşlı ihtiyar bir denizci beklemiyordum bu limanın terkedilmiş olduğuna oldukça emindim yaşlı ada…