KAYIP GÜNLÜK

Bölüm 1- KÜTÜPHANE -

Yazar:

KAYIP GÜNLÜK - birkaleminizi_ kitap kapağı
KAYIP GÜNLÜK kitap kapağı

Ankara, Eylül ayının son günlerinde bile alışılmış griliğini koruyordu. Güneş gökyüzünde belirse de binaların kasveti ışığı içine çekiyor, sokaklara yalnızca donuk bir aydınlık bırakıyordu. Rüzgâr, kaldırımlardaki yaprakları sürükleyerek kaldırıyor, yeniden yere seriyor, sonra tekrar savuruyordu. Öğrencilerin telaşlı adımları, seyyar satıcıların bağırışları ve otobüs motorlarının kesilmeyen uğultusu, şehrin hiç susmayan bir fon müziği gibiydi. Deniz Arslan, bu fon müziğin içinde ağır adımlarla yürüyordu. Yirmi bir yaşındaydı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde birinci sınıftı. Üzerinde sade bir mont, sırtında biraz yıpranmış bir çanta vardı. Daha haftalardır fakültedeydi ama şehrin kalabalığına hâlâ alışamamıştı. Doğup büyüdüğü şehir burası değildi; Ankara ona yabancı bir dünya gibi geliyordu. Binalar yüksek, sokaklar karmaşık, insanlar hep aceleciydi. Fakülte binasına girdiğinde, içerideki hava da dışarıdan çok farklı değildi. Geniş merdivenler, kalabalık koridorlar ve birbirine karışan sesler. Bazı öğrenciler fotokopiciye yetişmeye çalışıyor, bazıları sınıfların önünde notlarıyla uğraşıyordu. Deniz’in ise kafasında tek bir düşünce vardı: “Dersler beklediğimden de ağır.” Henüz birinci sınıftaydı, ama hocalarından gelen ilk cümle hâlâ kulaklarındaydı: “Burada okumak sabır ve disiplin ister. Hukuk ezberle öğrenilmez, düşünerek öğrenilir.” Deniz, bu sözü aklında taşısa da çoğu zaman kitapların ağırlığı arasında boğulduğunu hissediyordu. Dersler bittikten sonra, kendini her zamanki gibi kütüphaneye attı. Kütüphane, fakültenin en sevdiği yeriydi. Dışarıdaki uğultudan koparır, kitapların kokusu ve sessizlik arasında başka bir dünyaya götürürdü. Rafların arasında dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamazdı. O gün de aynı şekilde raflar arasında ilerliyordu. Önce Medeni Hukuk kitaplarının olduğu bölümde durdu. Birkaç cilt kitabı karıştırdı, ağır cümlelere bakıp iç çekti. Tam o sırada gözüne, rafın en arka köşesinde, sıkışıp kalmış gibi duran bir defter takıldı. Defter ilk bakışta sıradan görünüyordu. Kapağı yıpranmış, köşeleri aşınmış, karton kaplaması solmuştu. Yine de Deniz, tuhaf bir dürtüyle elini uzatıp aldı. Tozlu kapağı elinin tersiyle sildi. Defteri elinde tartarken, içinde garip bir ağırlık hissetti. Sayfaları çevirmeye başladı. Kağıtlar sararmış, bazı satırlar silikleşmişti. İlk başta sıradan karalamalar gibi geldi: tarih notları, küçük cümleler, belirsiz satırlar. Ama birkaç sayfa sonra gözleri dondu kaldı. Orada yazılı olan cümle, onu derinden sarstı: “Deniz Arslan. 21 yaşında. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi. Bugün, 29 Eylül 2025.” Bir an kalbi hızlandı. Elindeki defteri kapatıp tekrar açtı, satırları yeniden okudu. Yanlış görmüş olamazdı. İsmi, yaşı, okuduğu fakülte… hepsi birebir doğruydu. Üstelik bugünün tarihi yazılıydı. “Bu… nasıl olabilir?” diye fısıldadı. Etrafına bakındı. Kütüphane sessizdi. Birkaç öğrenci masalarda ders çalışıyor, kimileri kitap karıştırıyordu. Hiç kimse ona bakmıyordu. Sanki defter sadece onun için oradaydı. Mantıklı bir açıklama bulmaya çalıştı. Belki şaka yapan biri bırakmıştı? Ama onun adı ve yaşı nereden bilinebilirdi? Daha birkaç haftadır buradaydı, kimse onu yakından tanımıyordu. Defteri kapatıp çantasına koydu. Elini çantasına atarken, parmakları titriyordu. Derin bir nefes aldı, “Abartma Deniz,” diye düşündü. “Bunun mantıklı bir açıklaması vardır. Belki başka bir Deniz Arslan içindir. Belki…” Ama içten içe, bunun doğru olmadığını biliyordu. Kütüphaneden çıktığında hava kararmıştı. Ankara’nın akşamları daha da kasvetliydi. Sokak lambalarının altında yapraklar gölgeler oluşturuyor, rüzgâr hızlanıyordu. Deniz, yurda doğru yürürken çantasındaki defteri sürekli hissetti. Yurt odasına vardığında defteri çıkardı. Masanın üzerine bıraktı, uzun süre baktı. Işığın altında kapağı daha da yıpranmış görünüyordu. Bir süre açmaya cesaret edemedi. İçinde bir korku vardı. Ama merakı, korkusunu yendi. Yavaşça kapağı açtı. Sayfaları çevirdi. Her satırda kendisine dair küçük ayrıntılar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku