BÖLÜM 14
Yazar: birkaleminizi_

Umarım okunur beğeni ve yorumu bile geçtim okunsun istiyorum 😔 SAKLI GERÇEKLER 3 YIL ÖNCE... Arin eve geldiğinde yüzünde her zamanki sakin ifade vardı. Kapıyı açtığında onu her zamanki gibi ablası Derin karşıladı. — İlk günün nasıl geçti? Arin ayakkabılarını çıkarırken kısa bir cevap verdi. — İyiydi. Ama Derin, kardeşinin ses tonundan bunun gerçekten "iyi" olmadığını anlamıştı. Arin çantasını alıp odasına geçti. Üzerindeki okul üniformasını çıkardı. O forma... Onun için sadece bir kıyafet değildi. Yeni bir hayatın başlangıcıydı. Bir süre sonra mutfağa gitti. Derin yemek hazırlıyordu. Arin sessizce birkaç saniye onu izledi. Sonra: — Abla, bir şey soracağım. Derin gülümsedi. — Sor bakalım güzelim. Arin biraz düşündü. — Benim... zengin bir arkadaşım olabilir mi? Derin elindeki işi bırakıp kardeşine döndü. — Elbette olabilir. Neden sordun? Arin omuz silkti. — Hiç... Öylesine sordum. Ama Derin onun neden sorduğunu tahmin etmişti. Akşam yemeğinde ikisi birlikte masaya oturdu. Derin hazırladığı makarnadan Arin'in tabağına koydu. Arin bir süre tabağına baktı. Sonra sessizce sordu: — Abla... — Efendim? — Sence Efe ve arkadaşları bu akşam ne yiyordur? Derin hafifçe gülümsedi. — Bilmem. Sonra kardeşinin gözlerine baktı. — Ama eminim ki karınları doyuyordur. Tıpkı bizimki gibi. Arin düşünceli bir şekilde konuştu. — Ben zengin olmak istiyorum. Derin kaşığını bıraktı. — Para önemli olabilir Arin. Ama ondan daha önemli şeyler var. Arin hafifçe sinirlendi. — Abla, ben 15 yaşındayım. Lütfen bana çocuk kandırır gibi cümleler kurma. Derin sustu. Arin devam etti. — Herkesin ailesi var. Herkesin bir yeri var. Ben ise... Cümlesini tamamlayamadı. Derin ona baktı. — Peki ne dememi istiyorsun? Bir süre sessizlik oldu. — Biz fakir değiliz Arin. Orta gelirli bir aileyiz. Arin gülümsedi. — İki kişilik bir aile. Bu cümle masadaki havayı değiştirdi. Derin'in yüzündeki ifade kayboldu. Çünkü ikisi de biliyordu. Onları terk eden anne ve babayı. Geride bıraktıkları boşluğu. Derin daha yumuşak bir sesle konuştu. — Biz birbirimize yeteriz. Kimseye ihtiyacımız yok. Arin başını kaldırdı. — Var. Derin şaşırdı. — Ne? — Bizim başkalarına ihtiyacımız var. Mesela bir anneye... bir babaya. Derin'in yüzündeki sakinlik bozuldu. — Arin... — Onları hiç tanımadım bile. Derin'in sesi biraz yükseldi. — Çünkü onlar bizi istemedi! Odadaki sessizlik ağırlaştı. — Annemiz ve babamız bizi bırakıp başka bir ülkeye gittiler. Böyle bir anneye, böyle bir babaya ihtiyacımız yok. Arin ablasının gözlerine baktı. — Sen benden bir şey saklıyorsun. Derin'in yüzü değişti. — Geçmişi kurcalamak nereden geldi aklına? Arin başını eğdi. — Ortaokuldaki tarih öğretmenimiz bize "Geçmişiniz sizin kimliğinizdir" demişti. Bir süre sustu. — Ben kim olduğumu öğrenmek istiyorum. Derin derin bir nefes aldı. — Zamanı geldiğinde öğreneceksin. Sonra ekledi: — Ama belki o gün geldiğinde keşke bazı gerçekler gölgede kalmaya devam etseydi diyeceksin. Arin kararlıydı. — Belki. Kısa bir sessizlik. — Ama bilmem gerekiyor. Derin ona baktı. — On beş yaşındasın Arin. Bazı gerçekler için hâlâ çok gençsin. Arin cevap vermedi. Yemeğini sessizce bitirdi ve odasına geçti. O gece aslında Efe'nin verdiği partiye gitmek istiyordu. Yeni arkadaşlar edinmek... Kendini ait hissetmek... Belki de ilk kez farklı olmadığını düşünmek istiyordu. Ama Selim öğretmenin sözleri aklına geldi. "Efe ve arkadaşlarından uzak dur." Selim hoca bir öğretmendi. Bir şey söylüyorsa mutlaka bir sebebi vardı. Arin o gece gitmemeye karar verdi. EFE'NİN EVİ O gece Yılmaz ailesinin büyük evinde büyük bir parti vardı. Okuldaki birçok öğrenci oradaydı. Müzik, kahkahalar ve kalabalık evin her köşesine yayılmıştı. Efe ise kalabalığın içinde tek bir kişiyi arıyordu. Arin'i. Telefonuna baktı. Sonra tekrar kapıya yöneldi. Ama Arin gelmemişti. Tam o sırada Mert yanına geldi. — Arin yok. Boşuna bekleme. Efe ona baktı. — Geleceğini düşünmüştüm. Mert küçümseyerek güldü. — Neden gelecekti? Bir an durdu. — O bu dünyaya ait değil. Efe'nin yüzü değişti. — Ait olacak. Me…