Bölüm | 8
Yazar: Ayşenur.

Suavi, Hasret Türküsü 'İSLER VE HİSLER' Bazı anları zihnimden silmek isterdim. Akın denen pisliğin beni istemeye geldiği gün gizliden satıldığım anı, ondan kaçışlarımı, annemin annesizliğini silmek isterdim. Fakat Cihan'ın bir saat kadar önce bana bağırışını zihnimden kopartarak atmak isterdim. Öyle bir yumru bırakmıştı ki boğazıma, ne kadar ağlarsam ağlayayım geçmiyordu, kaybolmuyordu. Bana bunu, ona kendimi ilk bıraktığım anda yapmıştı ve bu yüzden bir tek zihnimde değil, bıraktığı sancıyı kalbimde de taşıyordum. "Hale Hanım," Şoför bana seslendiğinde yüzümü ondan gizlemeye çalışarak, "Efendim?" dedim. Ama ne sesim bunu gizlemişti, ne de dudaklarımdan firar eden hıçkırıklarım. "Bindiğinizde de sormuştum, bir şey olmadığını söylemiştiniz; ama sizi hiç iyi görmüyorum." Burnumu hınçla çekip ellerimle gözyaşlarımı temizledim. "İyi olurum ben." dedim, güçlükle. "Hep iyi oldum." derken son cümlem oldukça kısık sesli çıkmıştı ve muhtemelen duymamıştı. Eve varana kadar dikiz aynasından sürekli beni kontrol etmişti, bu yüzden daha fazla ağlamamak için artık kendimi tutuyordum. Araba evin kapısı önüne park edildiğinde, "Teşekkür ederim." diye mırıldanıp kapımı açtım ve ondan önce ilerledim. Eve girerken de oldukça hızlı hareket ediyordum, kimseyle karşılaşmak istemiyordum. Özellikle bu haldeyken Dilek karşılaşacağım son insan olmalıydı; fakat tam merdivenleri çıkacakken aşağı inen Dilek ile karşı karşıya gelmiştim bile. Dalgın dalgın inen Dilek, beni gördüğü vakit adımlarını yavaşlattı, yüzümü acele etmeden inceledi. "Çabuk gelmişsin." dedi, son basamağı da inerek karşımda durup. "Uzun sürer sanıyordum." Bedenimi bir anda derin bir öfke sarıp sarmaladı. O bugünü ayarlamasaydı, ben bu acıyı hissetmeyecektim. Bu yüzden ses tonumu kontrol bile etmeye uğraşmayıp, "Bile bile yaptın!" dedim, şaşkınca gözlerini kırptı. "Neden bağırıyorsun?" Eliyle kulaklarını ovaladı. "Kulağımın zarı patlayacak!" Ona doğru bir adım atıp, "Bilerek yaptın!" diye yineledim. Sesim şimdi daha da şiddetliydi. "O pembe oda zıkkımını bilerek ayarladın!" Nereye varmak istediğimi anladığında ellerini kulaklarından indirip karşımda dik durmaya çalıştı. "Yeni evlisiniz, bu hak size tanınıyor diye yaptım. Yanlış bir şey mi?" dedi, çok normalmiş gibi. "Soyadını aldığın kocanın koynuna girmeyecek misin?" Kan beynime sıçramıştı. "Bundan sana ne? Sana ne!? Ne karışıyorsun!?" Ben bağırdıkça karşımda daha çok geriliyordu. Bundan güç alarak öfkeme sımsıkı sarılmaya devam ettim. "Sana mı düştü bunları düşünmek?" "Bağırıp durma!" deyip karşılık verdi en sonunda bana. "İyilik yaptım, gelmişsin bir de bana sesini yükseltiyorsun!" deyip kaşlarını çattı. "Resmî nikah kıyılmadan önce hiç sesin çıkmıyordu, şimdi maşallah! Sana bir güven gelmiş, belli!" "Sana da bir korku gelmiş! O da belli!" dedim, sertçe bir adım bile geri atmayıp. "Ödün kopuyor, Demir başka bir kadına yakınlık hissedecek, anne gibi sevecek diye! O yüzden yıldırmaya çalışıyorsun beni!" Histerik bir şekilde karşımda gülünce ellerim karıncalandı. Gerçekten dolup taşmak üzereydim. "Beş yıl ona ben baktım. Ben varken senin esamen mi okunur sanıyorsun sen?" Konuşmak için dudaklarımı araladığımda, "Kızlar?" diyerek merdivenden inen Elmas teyzeye döndü gözlerimiz. Bir bende bir Dilek'te gidip geliyordu gözleri. "Ne oluyor? Ne bu bağırış çağırış? Sesiniz yukarı kata kadar çıkıyor." Dilek az önceki özgüvenli halinden sıyrılıp hızla dudaklarını ıslattı ve "Bir şey yok." dedi. "Önemsiz." "Sana göre öyle." deyip konuyu kapatmadım. Sessiz kalıp sineceğimi sanmış olabilirdi; fakat artık içimde sürekli bir şey tutmaktan sıkılmıştım. Bu zehir dolu hissi dışarı atmalıydım. "Elmas teyze," diyerek merakla bize bakan kadına döndüm. "İstanbul'da söylediğin şeyde haklıydın." Yüzüme bakmayı sürdürdüğünde yanımdaki kadını umursamadan konuşmaya devam ettim. "Bir evde ne zaman hasetlik başlar, o zaman sorunlar büyür demiştin. Bu kadın," deyip Dilek'e bakmadan onu işaret ettim. "Cihan'la bana görüş ayarladığını söyledi. Ben de sandım ki normal…