Katran Karası

Bölüm | 6

Yazar:

Katran Karası – Ayşenur. kitap kapağı
Katran Karası – Ayşenur. kitap kapağı

'İSLİ DUYGULAR' Parmaklarımın arasında tuttuğum halhalın çiçeklerini okşarken dizlerimi biraz daha göğsüme doğru çektim ve yatakta oturmaya devam ettim. 'Git Hale.' Yutkunarak çiçeklerin ortasında gizlenmiş kristal taşları izledim. 'Vazgeç.' Lakin onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Dün ondan gitmek için oraya kadar gitmiştim; fakat şimdi git dediği için içim huzursuzdu. Üstelik kalbim çok ağrıyordu. Ondan gitmek yerine ona gelmiş gibi bir halim vardı. Bunu kabul etmek istemiyordum, ancak içimde inkâr ettiğim her saniye kalbim daha çok ağrıyor, huzursuzlaşıyordum. Buraya geldiğimde ona karşı bir duvar örmüştüm, çünkü ne olacağımızı bilmiyordum. Onun neden orada oluşunu da bilmiyordum. Şimdi öğrenmiştim. Keşke öğrenmeseydim diyen bir yanımla iyi ki öğrenmişim diyen yanım adeta kapışıyordu. Sertçe yutkunarak kafamı geriye doğru yatırıp yatak başlığına yasladım. Gözleri, gözlerimin önünden gitmiyordu ve gerçekleri öğrendiğimden beri ona karşı bastırdığım hislerin ortaya çıkmasını engelleyemiyordum. Sekiz yıl önce elimdeki bu gümüş parçasını doğum günümde bana hediye ettiğinden beri aklımda olan adamı, bir anda aklımdan çıkaracağımı düşünmekti belki de aptallık. Kendi düşüncelerimle boğuşurken hiç çalmayan telefonum, ayaklarımın dibinde çalmaya başladığında beslediğim dalgınlıktan aceleyle sıyrılıp telefona uzandım ve ekrana baktım. Gördüğüm isimle onu bekletmeden aramayı cevaplayıp telefonu kulağıma yasladım. "Gonca teyze!" "Kuzum!" Hüzünlü sesi, içimi yaktığında yatakta huzursuzca kıpırdanıp dizlerimin üzerinde oturdum. "Gonca teyze, sen neredesin Allah aşkına?" dedim, endişeyle. "Kaç kere aradım, mesaj çektim. Hiçbirine dönmedin." "Sorma kızım, sorma." dediğinde ses tonundan hoşlanmadım. "Bunlar sana ulaşacak bir numaranın peşinde. Geçen Ahsen'i göndermiş bana yardım etsin ayağına. Ahsen de susmadı, söyledi. Annesine söylemememi rica etti." Elimdeki halhalı bırakmadan kalbimi ovuşturdum. "Ulaşıp ne yapacaklarmış? Zaten diyeceklerini demediler mi?" "Annen sinirli. Gözleri ateş gibi. Seher'le saç baş giriştiler." Gözlerim bir an da irileşti. "Seher desen oğlu hâlâ tutuklu diye mahalleyi neredeyse yakıp kavuracak. Sen buradan gitmekle iyi ettin." Derin bir nefes alıp verdiğimde bu kez daha tereddütlü bir sesle, "Cihan'ı gördün mü?" dedi. "Gördüm Gonca teyze, gördüm. Ben adamı evde görmeyi bekliyorken keşke cezaevinde göreceğimi söyleseydin bana." dedim, kendimi tutamayıp. "Elmas teyze, oraya götürdüğünde neye uğradığımı şaşırdım." "Çok haklısın Hale! Ama sen Elmas Hanım'ım gitmeden önce kabul etseydin o sana durumu açıklayacaktı. Sen o gün tam onlar gidiyorken arabaya bindin, söylemek için çok geçti." Omuzlarım çökerken, "O da öyle dedi." dedim. "Peki..." Çekinerek soruyordu. "Suçsuz olduğunu da biliyorsun değil mi?" Görmese bile başımı ağır ağır salladım. "Evet." derken boğazım sebepsiz yere acıdı. "Biliyorum. Daha doğrusu Elmas teyze hep suçsuz olduğunu söylüyordu. Sonra karısını öldürdüğünü duydum, hatta dün İstanbul'a gelecektim." "Hale—" "Ama sonra Cihan'la yüzleştim. Açık açık neler olduğunu anlattı." Sesli nefesini boğukça işittiğimde sırtımı tekrar yatak başlığına yaslayıp dizlerimi kendime doğru çektim. "Ben Cihan suçlu olsa sence gelip sana bu teklifi söyler miydim kızım? İşte sadece hanımım illa kendisi söylemek istediği için o gün açık açık konuşamadım." Göğsüm şiddetle kalkıp indiğinde kalbim biraz daha az zonkladı. "Orada kalmaya devam ettiğine göre bir şeyleri kabul etmiş gibisin ha?" Omuz silkip, "Sanırım akışına bıraktım." dedim. "Demir'le aran nasıl peki?" "Demir..." Yüzü gözümün önüne gelince dudaklarım belli belirsiz kıvrıldı. "Çok tatlı bir çocuk Gonca teyze. Başta bana karşı mesafeliydi; ama yavaş yavaş bu mesafeyi kırıyor gibiyiz." "Maşallah maşallah!" dedi, hevesle. "Ama şu an onun için abla gibi bir şeyim. Eğer... Eğer bu evlilik gerçekleşirse artık benim sorumluluğum altında olacak ve bunun altından kalkabilir miyim bilmiyorum." "Neden kalkamayacaksın? Sen kalbi güzel, şefkatli bir kızsın. Bak, onu doğu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku