Bölüm | 12
Yazar: Ayşenur.

Uzun bir bölüm sizi bekliyor... İyi okumalar ✨ Nilüfer, Ta Uzak Yollardan 'KABUĞU KOPARILMIŞ YARA' Kahvaltı odası, her zamankinden daha gürültülü ve neşe doluydu. Çünkü Gonca teyzeyi bir tek ben değil, buradaki herkes seviyordu. Sare bile yaşı küçük olmasına rağmen onu çok iyi tanıyordu. Fırat abi her zaman sessizliğini korurken şimdi bir çocuk gibi Gonca teyzeye sarılmış, hasret gidermişti ve belki de geldiğimden beri onu ilk defa gülerken görüyordum. İçeriye elinden tutarak getirdiğim Demir'le girdiğimde Gonca teyze Fırat abiden kollarını çekip tamamen bize döndü. Parlayan hareleri ikimizi de inceliyordu. "Misafirimiz mi var?" Demir'in tatlı sesini işitince gülümsedim. "Evet, Gonca teyzem geldi." dedim. Demir karşıda olan gözlerini bana doğru kaldırdı. "Teyzen mi?" "Tek onun değil." dedi, Cihan sahte bir kıskançlıkla. "Bizim de teyzemiz." Burun kıvırdığımda dudağının kenarı yavaşça kıvrılmıştı. Ellerini cebine yerleştirip bizi vakur bir tavırla izlemeye devam etti. "Demir?" Gonca teyze, cana yakın bir sesle onun adını söylediğinde Demir hâlâ sıkıca elimi tutmaya devam ediyordu. "Sen ne kadar büyümüşsün, kocaman adam olmuşsun." deyip kollarını ona açtı. "Gel bakalım bir yanıma. Sana doya doya sarılayım." Demir onay almak için babasına baktığında Cihan gözlerini yumup başını salladı ve Demir elimi bırakarak çekine çekine Gonca teyzeye yaklaştı. Gonca teyze ellerini onun iki koluna da yerleştirerek güçlükle diz çöktü. "Şuna bak, tam delikanlı olmuşsun!" deyip dişlerini göstererek gülümsedi. "Hale ablan anlaşılan sana iyi bakıyor." Dudaklarım kalbimdeki kıpırtıyla kıvrılmak üzereyken Dilek buna izin vermedi. "Hale ablası mı?" dedi, kollarını göğsünün üzerinde dolayıp kaşlarını belli belirsiz çatarak. Bir an herkes afallarken içimdeki kıpırtı artık yok olmuştu. Cihan, sabırla dudaklarını birbirine bastırırken Elmas teyze ve Sare gözlerini kaçırdı. Fırat abiyse yine sessiz kalan taraftı. "Bunca yaşına kadar bakan sensin tabii Dilek." dedi Gonca teyze, ortamdaki gerginliği yatıştırmak için. "Ama son zamanlarda Hale ablası da ilgileniyordu ya, öyle çıktı ağzımdan." Dilek tepkisizce onları izlemeye devam ederken Gonca teyze pot kırdığını düşünerek ayağa kalktı, Demir'den uzaklaştı. Elmas teyze hemen yanına yaklaşarak konuyu kapatmak adına solunda kalan sandalyeyi çekti. "Geç şöyle, yanıma otur Gonca'm." "Oturayım." deyip gülümsemeye çalıştı Gonca teyze. Son kez gergince Dilek'e bakıp silkelendi. Elmas teyzenin çektiği sandalyeye yerleşerek ellerini masaya koydu. Diğerleri de karşımızda kalan sandalyeye yerleşirken Demir ve Cihan aynı anda Elmas teyzenin sağında kalan ikinci sandalyeyi çekip bana baktılar. "Sen de otur hadi Hale abla." Gülümsememek elde değildi. Her ne kadar Dilek mutluluğumu zehir etmeye çalışsa da ona rağmen gülüp, "Çok centilmensin Demir." dedim. İnci gibi sıralı dişlerini gülümseyerek gösterdi. "Evet, ondanım. Hatta babam da çekti ya o da çemtiren oluyor değil mi?" Gözlerimi kısarak gülerken diğerlerininki benden de sesliydi. "Hayret! Her şeye dilin dönüyor, buna nasıl dönmedi?" diye takılan Sare halasına, "Hala ya!" diye sitem etti Demir. "Zor bir kelime. Her zaman her şeyi doğru söyleyemem ki!" "Hiç!" dedi, Cihan. "Benim aslanım haklı." deyip koltuk altlarından tutarak onu kaldırdı. Yardımcı olmak için yanımdaki sandalyeyi çektiğimde rahatça üzerine bıraktı. Cihan ve ben de yerleştiğimiz de Gonca teyze hevesle bizlere bakıyordu. Onunla geldiğimden beri hep az konuşmuştum. Bu yüzden ne derece iyi olduğumu bilmiyordu; ama şimdi kendi gözleriyle onların bana nasıl iyi geldiğini görüyordu. Çünkü ailem dediğim insanların yanındayken ne kadar perişan olduğuma da pek çok kez tanık olmuştu. "Hâlâ hayal gibi geliyor. Gelmen hepimize sürpriz oldu." dedi, Elmas teyze hafif bir şaşkınlıkla. "Ben en azından sizin haberiniz olur sanıyordum." "Yok," deyip Cihan'a yandan bir bakış attı Elmas teyze. "Beyefendi hiç söylemedi." derken sesi imalıydı. Cihan karşılık olarak sadece gülümsemekle yetindiğinde Gonca teyze iç çekti. "Bug…