BİRLİKTE
Yazar: yazar__23

Gökçe Sabah okula girerken aklımda tek bir şey vardı. Bir hafta. Tam bir hafta boyunca Baran'la birlikte çalışacaktım. Daha kapıdan girerken bundan pişman olmaya başlamıştım. Koridorda yürürken telefonuma baktım. Saat daha erkendi ama okul çoktan hareketlenmişti. Birkaç öğrenci kantine doğru koşuyor, bazıları sınıflarının önünde arkadaşlarıyla konuşuyordu. Ben ise çantamın askısını düzelterek sınıfa doğru yürüyordum. “Gökçee!” Arkamı döndüm. Melisa elinde kahvesiyle bana doğru geliyordu. Arkasında Açelya, Gamze ve İlayda vardı. “Günaydın.” “Günaydın.” Melisa yanıma gelip koluma girdi. “Dün öğretmen sizi çağırmıştı.” “Evet.” “Ne dedi?” “Ne diyecek? Spor şenliği için görev verdi.” Açelya hemen araya girdi. “Baran'la birlikte değil mi?” Ona baktım. “Evet.” Açelya'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. “Bir hafta.” “Evet, bir hafta.” “Çok güzel.” Kaşlarımı çattım. “Sen neden mutlu oldun?” “Benim eğlencem.” Melisa güldü. “Bence sen biraz fazla eğleneceksin.” “Ben eğlenmeyeceğim.” “Emin misin?” “Eminim.” Gamze sessizce yanımıza yaklaşarak konuştu. “Dün çıkarken ikinizin de suratından memnun olmadığınız belliydi.” “Çünkü memnun değiliz.” İlayda ilk kez konuştu. “Belki sandığın kadar kötü geçmez.” Ona baktım. “Sen de mi?” “Ne?” “Baran'ı savunuyorsun.” İlayda omuz silkti. “Savunmadım. Sadece belki kavga etmezsiniz dedim.” Açelya güldü. “Bence ilk yarım saatte kavga ederler.” “Ben kavga etmeyeceğim.” Melisa bana baktı. “Baran da etmeyecek.” “Umarım.” Sınıfa girdiğimizde çocuklar çoktan gelmişti. Efe'nin sesi daha kapıdan duyuluyordu. “Ben diyorum ki maçtan önce bir gösteri yapalım.” Kaan cevap verdi. “Senin gösteri dediğin şey genelde rezillik oluyor.” “Sen anlamıyorsun.” “Anlamak istemiyorum.” Emir sıranın yanında oturmuş ikisini dinliyordu. Ve tabii ki Baran da oradaydı. Başını sıraya eğmiş bir şeyler yapıyordu. Beni fark etti. Kısa bir bakış attı. Ben de aynı şekilde baktım. Sonra ikimiz de hiçbir şey olmamış gibi başka tarafa döndük. Çantamı sırama bıraktım. Melisa yanıma oturdu. “Bakıştınız.” “Bakışmadık.” “Bakıştınız.” “Melisa.” “Tamam, sustum.” Sustuktan yaklaşık üç saniye sonra tekrar konuştu. “Bir hafta.” Gözlerimi kapattım. “Bunu daha kaç kere söyleyeceksiniz?” Açelya arka taraftan seslendi. “Bir hafta!” Sınıfta birkaç kişi güldü. Başımı sıraya koymak istedim. İlk ders başlamadan önce öğretmen içeri girdi. Herkes yerine geçti. Ders boyunca dün olanları düşünmemeye çalıştım. Ama ne zaman aklım başka bir şeye kaysa, öğretmenin söylediği görevler aklıma geliyordu. Maç saatleri. Takımların bilgilendirilmesi. Hazırlıklar. Bir hafta boyunca Baran. En kötüsü de her şeyi birlikte yapmak zorunda olmamızdı. Dersin ortasında telefonum titredi. Masaya bakınca okul grubundan gelen mesajı gördüm. Spor şenliği görev listesi yarın paylaşılacaktır. Telefonu kapattım. En azından bugün biraz daha rahattım. Ders bitince öğretmen sınıfa tekrar girdi. Elinde birkaç kâğıt vardı. “Gökçe.” Başımı kaldırdım. “Efendim hocam?” “Baran'la birlikte birazdan spor salonunun yanındaki toplantı odasına gelin.” Baran da başını kaldırdı. “Tamam hocam.” Öğretmen çıktı. Efe hemen Baran'ın yanına eğildi. “Kolay gelsin kaptan.” Baran ona ters ters baktı. “Sağ ol.” Açelya da bana döndü. “Senin de işin zor.” “Biliyorum.” “Kolay gelsin kaptan.” “Sen de mi?” Gülerek omuz silkti. “Ben sadece gerçekleri söylüyorum.” Çantamı aldım. Baran da ayağa kalktı. Koridora çıktığımızda birkaç saniye sessiz yürüdük. Sonunda dayanamadım. “Şunu baştan söyleyeyim.” Baran bana baktı. “Ne?” “İşi ciddiye alacağım.” “Ben de.” “İyi.” “İyi.” Bir süre daha yürüdük. Sonra Baran konuştu. “Başka bir şey söylemeyecek misin?” “Hayır.” “Güzel.” “Sen?” “Ben de söylemeyeceğim.” Ona baktım. “Harika.” “Harika.” İkimiz de sustuk. Toplantı odasına geldiğimizde öğretmen bizi bekliyordu. Masada bir sürü kâğıt vardı. “Gelin, oturun.” İkimiz karşılıklı sandalyelere oturduk. Öğretmen önümüze programı koydu. “Öncelikle şenlik günü yapılacakları konuşalım.” Kâğıda baktım. “Burada sabah dokuzda açılış var.” “E…