KARŞI KARŞIYA

NEDEN UMURSUYORUM

Yazar:

KARŞI KARŞIYA – yazar__23 kitap kapağı
KARŞI KARŞIYA – yazar__23 kitap kapağı

Gökçe Festivalin üzerinden üç gün geçmişti. Üç gün. Ve okul hâlâ o günü konuşuyordu. Koridorlarda maçlardan bahsediliyor, kantinde videolar gösteriliyor, sınıflarda birileri diğerine “Sen şu son sayıyı gördün mü?” diye soruyordu. Ben ise artık o günün bitmesini istiyordum. Çünkü gerçekten çok yorulmuştum. Sabah alarmım çaldığında gözlerimi açmadan önce birkaç saniye tavana baktım. Sonra yorganı biraz daha üzerime çektim. — Beş dakika... Yanımdan Melisa'nın sesi geldi. — Bunu dün de söyledin. Gözlerimi açtım. — Dün beş dakika istemiştim. — Bugün de istiyorsun. — Evet. Melisa yatağından doğrulup bana baktı. — Gökçe, okula geç kalacağız. — Geç kalmayız. — Sen bunu her söylediğinde geç kalıyoruz. Yorganın altından elimi çıkarıp alarmı kapattım. — Bugün farklı. Melisa kaşlarını kaldırdı. — Nesi farklı? Bir an düşündüm. — Bilmiyorum. Melisa güldü. — Harika. Kaptanımız artık nedenlerini de bilmiyor. Yatağımdan kalkarken ona ters ters baktım. — Çok konuşuyorsun. — Sen de çok düşünüyorsun. — Neyi? — Hiç. Şüpheli bir şekilde gülümsedi. — Hiçbir şeyi. Gözlerimi devirdim. Üniformamı giyip saçlarımı toparladım. Aynadaki yansımama kısa bir bakış attım. Son birkaç gündür gerçekten kendimi garip hissediyordum. Festivalden önce her şey daha basitti. Baran sinir bozucuydu. Ben onunla tartışıyordum. O bana laf atıyordu. Ben karşılığını veriyordum. Sonra beraber çalışmaya başlamıştık. Birbirimizi anlamaya başlamıştık. Maçlarımızı izlemeye başlamıştık. Birbirimizin kaptanlığını takdir etmeye başlamıştık. Ve şimdi... Şimdi ne olduğunu bilmiyordum. Belki de hiçbir şey yoktu. Bunu düşünmek bile saçmaydı. Baran benim arkadaşımdı. Hatta... Arkadaş mıydık gerçekten? Bu düşünceyi hemen kafamdan attım. — Hadi. Melisa kapıya yöneldi. — Geliyorum. Çantamı aldım ve yurttan çıktık. Koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Kızlar sınıflarına yetişmeye çalışıyor, bazıları son anda ödevlerini tamamlıyor, birileri aşağıdaki kantinden aldığı poğaçayı koşarak yiyordu. Normal bir okul sabahıydı. Ben de normal bir gündü diye düşünüyordum. Ta ki merdivenlerden inerken onu görene kadar. Baran. Yanında Emir ve Efe vardı. Üçü de koridorun diğer tarafında duruyordu. Baran'ın elinde futbol topu vardı. Muhtemelen antrenman öncesi konuşuyorlardı. Tam yanlarından geçecekken Efe bir şey söyledi. Baran güldü. Sonra koridorun diğer tarafından bir kız yanlarına geldi. Kızı daha önce görmüştüm ama tanımıyordum. Başka sınıftandı. Elinde birkaç kâğıt vardı. Baran'a doğru uzattı. — Bunlar geçen haftaki liste. Öğretmen sana vermemi söyledi. Baran kâğıtları aldı. — Tamam, sağ ol. Kız bir şey daha söyledi. Baran güldü. Kız da güldü. Ben yürümeye devam ettim. En azından etmeye çalıştım. Çünkü bir anda nedenini anlamadığım bir şekilde canım sıkılmıştı. Hem de gereksiz yere. Baran'ın kiminle konuştuğu beni ilgilendirmiyordu. Tabii ki ilgilendirmiyordu. Neden ilgilendirsindi ki? Melisa yanımda yürürken bana baktı. — Ne oldu? — Hiç. — Suratın düştü. — Düşmedi. — Düştü. — Melisa. — Tamam. Bir saniye sustu. Sonra ekledi: — Ama düştü. — Düşmedi dedim. Melisa sırıttı. — Peki kaptan. Onu dirseğimle hafifçe dürttüm. — Sus. Sınıfa girdiğimizde yerime oturdum. Çantamı masanın üzerine bıraktım. Kitaplarımı çıkardım. Sonra hiçbir şey olmamış gibi önümdeki deftere bakmaya başladım. Ama birkaç saniye sonra kendimi istemeden kapıya bakarken buldum. Baran sınıfa girdi. Yanında Emir ve Efe vardı. Gözleri sınıfın içinde dolaştı. Sonra benimle kesişti. Bir saniye. Belki iki. Sonra gözlerini kaçırdı. Ben de defterime döndüm. Kalbimin neden biraz hızlı attığını anlamadım. Öğle arasında dört kız kantine indik. Açelya her zamanki gibi önümüzde konuşuyor, Gamze sessizce dinliyor, İlayda ise telefonundan bir şeylere bakıyordu. Ben ise elimdeki meyve suyuyla uğraşıyordum. — Gökçe. Başımı kaldırdım. Açelya bana bakıyordu. — Ne? — İyi misin? — İyiyim. — Emin misin? — Evet. — Bugün üçüncü kez soruyorum. — Üçüncü kez soruyorsan üçüncü kez de iyiyim. Gamze hafifçe güldü. — Bence bir şey var. — Yok. İlayda telefonu bıraktı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku