KARMAŞIK AĞLAR

Giriş Bölümü

Yazar:

KARMAŞIK AĞLAR – ş.çelik kitap kapağı
KARMAŞIK AĞLAR – ş.çelik kitap kapağı

Karmaşık Ağlar ~Giriş Bölümü ~ Başındaki ağrının şiddeti baygın bedenini yavaşça kendine getirmişti. Elini kafasında ağrının yayıldığı noktaya doğru uzattı. Bir ıslaklık hissederken gözlerini hâlâ açmakta zorlanırken etraf gri titreşimli piksel görüntü karşıladı onu. Avucunun tamamını bastırdı bu kez gözlerini açık tutmayı başarmasına rağmen açmamış gibi bulunduğu yer kör karanlık olduğundan ötürü görüş açısında sadece kara siyahlık hakimdi. Sesini duyurmak adına var gücüyle bağırsa da iniltili bir fısıltısı çıkmıştı sadece. "Kimse yok mu? Yardım edin!" ne olduğunu henüz anlamazken üstünü yoklama gereği duydu. Üzerinde olan kaşe kabanın ceplerini kontrol etmek aklına gelmişti ki elini bu kez cebine uzattı. Evet telefonu buradaydı. Hiçbir anlam veremiyor şu an için hiçbir şey hatırlamıyordu en son hatırladığı tek şey telefon görüşmesi yaptığıydı. Buraya nasıl gelmişti, burada ne işi vardı. Yavaşça bir kaç kez ayağa kalkmaya çalışmış olsa da başarısız olunca bir kez daha deneyişi ile en sonunda bedenini kaldırmak adına tüm gücünü kullanarak bunu başarmıştı. Dengesini kuramadığı için sendeledi iki defa, eli hâlâ başının ağrıdığı ensesine çok yakın noktada iken telefonundan üstün bir çabayla açmayı başardığı fener sayesinde görüş açısına yakın olunacak uzaklığı gözlerini hızla kırpıştırırken görebilmeye başardı sadece. Bulunduğu yer gerek karanlık olmasından gerek ise zonklayan baş ağrısından ayırt edemezken. Tam nerede olduğu tahmin yürütecek olmuştu ki yine şiddetli bir ağrı saplandı. Başı felaket derecede ağrırken her an yere kapaklanabilirdi. Yavaşça arkasını dönünce birden arkasında kaldığını fark ettiği ağaçlık bölgeden yükselen sesler çok kalabalık ve fazlaydı. Bu keskin ağrının daha da şiddetlenmesine neden olmuş olacaktı ki yüzü buruştu. Dinlemeye koyulduğu sesler arasından ayırt ettiği ise iki ayrı isim bağırılıyordu. Duyduğu isimlerden emin olmak adına bir kez daha kulak verirken ağaçlık bölge de yankılanan iki isim vardı. "Asiye Hanım! Neredesin Asiye Hanım işaret verin!'" "Firuze Hanım! Firuze Hanım sesimizi duyuyor musunuz?" Nerede olduğunu anlamak istiyordu tek hatırladığı en son telefon görüşmesi yapıyordu onu arayan bilinmeyen bir çağrıyı açmıştı şimdi bu da neydi? Feneri bir diğer tarafa çevirdiği an göl ile karşılaştı gölün yüzeyinde bir nesne daha dikkatli bakmak iki adım öne doğru yürürken ayırt etmek adına ışığı o yönde tuttu fakat fark ettiği ama asla beklemediği başka bir şey daha vardı. Gölün kenarına yakın bir yerde su yüzeyine çıkmış beyaz elbise içinde hareketsizce yatan bedeni fark ettiği gibi irkildi farkında olmadan. İlerlediği birkaç adımı geri atarken zor zapt ettiği dengesini kaybedip yere düşmüş korkuyla çığlığını bastırmamış karanlık olan bir taraftaydı. Ağaçlık taraftan yükselen seslere sesini duyurmak onlardan yardım istemek adına var gücüyle "Burada biri var!" diyerek bağırdı Mahru. Bağırışı istediği yere ulaşmış mı bilemeden ardı ardına bağırdı Mahru. Korkudan titrerken güç bela ayaklanmış yaklaşan hışırtılar ile elindeki telefonunu havaya kaldırarak salladı. "Buradayım, yardım edin gölde baygın yatan biri var. Buradayım!" göle yönlenen adamların duyduklarının ardından hızlı adımların yeri koşuşturmaya dönmüştü. Bir asker taburun içtima koşusunu andıran bir görüntü ve ses yankılandı göl ve ağaçlık alanda. Şimdi hatırladı burası gölün kıyısıydı. Av köşkünün hemen yanıydı, ama buraya nasıl gelmişti ki. Herkes bu tarafa yönelmiş. Düğün alanından gelenler yüzünden yüzlerce insan arka arkaya sığıştı saniyeler içinde. Sadece siyah kamuflaj giyenler bir birliğe mensupmuş gibi aynı kıyafetlerin içindeydi hepsi siyah boğazlı combat uzun kollu badiler üzerlerinde çelik yelek, çelik yeleklerinin cepleri el bombaları ve şarjörlerle doluyken boyunlarına taktıkları son model savaş silahları vardı. Altlarında ise siyah kamuflaj pantolonları ve belirli kişilerin ise siyah delikli avcı kemerleri varken siyah postalları ve hepsinin yüzünde termal siyah kar maskesi vardı . Hiçbirinin yüzü görünmüyordu, görüne…

Bölümün tamamını WritePad'de oku